|
Ama artık sana dönmek istemiyorum.
İçine girer girmez kusacaksın beni, Ve ben senin
varlığındaki bu gidiş- gelişlerden çok deniz
diplerini araştırmaktan hoşlanıyorum.
|
Ve gökyüzü ya da yeryüzü, kaya ya da hava,
toprak ya da uçurum, öğlen ya da gece yarısı, senin için uygun
olan vakte göre.
Ve bütün bu bitmiş tükenmiş gidip gelmelerden. Umutlanmaktan ya da
umutsuzlanmaktan, her şeyin her zaman aynı olmasından yorgun.
Benden hala senin sağırlığının
duvarını delecek kadar güçlü bir hüzün
çığlığı bekliyor musun?
Seni en uzağının daha uzağına çekecek olan bir
cağrı?
Döngünün dışına çekecek?
Ama senin oyunun degil mi bu? Dışarının sürekli içeri
taşınması?
Ve senin atılabileceğin hiçbir dışarının
olmaması?
O zaman benim cığlığım senin çağrının
işaretinden başka bir şey değil.
Ama artık sana dönmek istemiyorum. İçine girer girmez
kusacaksın beni, Ve ben senin varlığındaki bu gidiş-
gelişlerden çok deniz diplerini araştırmaktan
hoşlanıyorum.
Tutkunun ipi çok uzun süre tuttu beni. Senin için ve benim için,
yazgıların en iyisini istiyordum ben.
Ama yazgısının ağırlığına boyun
eğenin yükü nasıl hafifletilir ?
Daha uzağa gitmek, aşk böyle bir mecraya girdiğinde tutulması
gereken yol degil midir?
Ve bu veda hala aşk işareti değil midir?
Ufkunu daha uzak bir gelecek için yeniden açarak.
Nietzschenin deniz aşığı
Luce Irigaray
|
Geri::
Ana Sayfa::
|