::Dalgalarin Sesi::

 

 

Aradan 5 yil geçtigini söylüyorlardi ama bana asirlar gibi geliyordu; onsuz geçen günler asir gibi ama onunla yasadigimiz günler daha dün gibi geliyordu bana, yani zaman kavramini tamamen yitirmistim.

 

Günesi kaybedersen gözlerini kapatma, yildizlari da kaybedersin!..

DALGALARIN SESI

Öylesine çaresizdim ki... Bu ilkti, ilk aci kaybimdi. Içimde neler mi hissediyordum? Bir kusun kanadinin kirildigini farkettigi anda bir daha hiç uçamayacagini, hayatinin artik göklerden, bulutlardan mahrum kaldigini, tamamiyle ayaklarinin bastigi kara parçasinda yasamak zorunda oldugunu ve daha da acisi bu kara parçasinda ne zamana dek yasayabilecegini bilemedigi umutsuzlugun pençesindeydim ben de.

Onunla ilk tanismamiz yagmurlu bir güne rastlamisti ve yine onu soguk ve yagmurlu bir günde kaybetmistim. Sadece onu mu? Sonsuz ümitlerle besledigim hayallerimi, yüregimdeki tarifsiz sevinci, o sonsuz güzellikteki gözlerine baktigimda duydugum heyecani... Herseyimi yitirmistim kisacasi.

Yagmur deli gibi, sanki benim gözyaslarima ortak olmak istermisçesine yagiyordu. Bitmisti. Tanri’m hersey bir günde silinip yok olmustu.

Geceleri sahile iner beraber dalgalari dinler ve gökyüzünü seyrederdik. Dalgalarin dilini bana o ögretmisti. Bana hep yildizlari söndürmek istedigini söylerdi. Basini gökyüzüne kaldirir bütün nefesiyle "Püf!" diye haykirirdi yildizlara. Gözlerini açip onlari yerli yerinde gördügünde ise "Bu aksam da olmadi." derdi.beni onlarla paylasmak istemedigini söylerdi. Bazi geceler ise sadece dalgalarin sesini dinler ve bana onlarin neler anlatmak istedigini fisildardi. Fisildayarak konusurdu çünkü dalgalarin sesimizden rahatsiz olmalarini, ona küsmelerini istemezdi. ‘Sirdasim’ derdi onlara. Sonra sikica sarilirdi bana ve "Dalgalar sana sarilmami söyledi." derdi. Öyle anlar olurdu ki sirf dalgalar istedi diye bana sarildi sanirdim.

Beni hiç sevdigini söylemedi, sevmezdi bu kelimeyi. Seviyorum dedigi anda tüm sevgilerin kaybolacagindan korkuyordu belki de.

Beni hüzünlü anlarimda o çok korktugum eski tahta evin kapisinin önüne götürürdü. Her zaman o tahta evden korkmusumdur, ama öyle israr ederdi ki en karanlik zamanda giderdik her seferinde. Orada bana çocuklugunu anlatirdi, elinden alinan oyuncaklari. Geçmisten korkmamayi o ögretti bana. Geçmisten korkmadan gelecege ilerlemenin o iç rahatligini... bazen de o hüzünlü olurdu. Iste böyle anlarda hiçbir sey yapamazdim. Böyle anlarinda daha duygusal olur, beni hiç birakmayacagini söylerdi.

Onunla geçirdigim günleri hatirladikça tekrar yasanmayacak dakikalar gibi gelirdi. Onu kaybettikten sonra tam bir çukura düsmüstüm ve etrafimdaki hiçbir kimse beni o derin çukurdan çikaramiyordu. Artik ben bile kendimden ümidi kesmistim. Ölmek için yasiyordum sanki. O benim dünyamdi ve onsuz bir hayati yasamam imkansizdi.

Aradan 5 yil geçtigini söylüyorlardi ama bana asirlar gibi geliyordu; onsuz geçen günler asir gibi ama onunla yasadigimiz günler daha dün gibi geliyordu bana, yani zaman kavramini tamamen yitirmistim.

Her sene oldugu gibi o sene de mezarinin basina gittim, yine yagmur gözyaslarima ortak oluyordu. Iste o gün birkaç metre uzagimda ayni benim gibi kaybettigi bir sevdiginin basi ucunda aglayan birini farkettim. Hayret ettim çünkü onu ilk defa burada görüyordum. Gözyaslarimi sildim ve yanindan geçerken basucunda durdugu mezarin tasindan kimin için agladigini anladim. O da benim düstügüm çukurdaydi ve kendisini oraya alistirmaya çalisiyordu besbelli. Hem de onun acisi benimkinden çok daha tazeydi. Yanina yaklastim ve onunla konusmaya, dertlesmeye basladim. Evet, yanilmamistim; o da benim gibi sevgilisini -kiz arkadasini- kaybetmisti. Sirilsiklam oluncaya kadar yagmur altinda konustuk. Daha sonra onu bize davet ettim.

Gece oldugunda sahile indik. Dalgalar o gece de hizli bir sekilde dans ediyorlardi ve ben kulagina sessiz olmalarini fisildadim dalgalari ürkütmek istemezcesine. Onlari dinledim ve bana "yeni bir aska baslamanin zamani geldi!" dediler.

 

 

Geri::

Ana Sayfa::

 

 

 

 

 

Ó2001

Hosted by www.Geocities.ws

1