::Cay&Kahve::
|
Değil kahve içmek; kahve içmeyi istemek bile bizi hem
kendimizle hem de hayatla bir an için bile olsa
barıştırır. |
*Çay şefkattir, dostluktur, güvendir. Kahve ise sevişmektir,
ilişkidir, heyecandır...
Çay ne kadar dışa dönük ise, kahve de gitgide o kadar içe
dönük bir keyif içeceği olmaya başladı. *Kahveyle çayı birbirinden en kesin ve keskin
biçimde nasıl ayırırız? Öpüşünce birbirimize geçirdiğimiz
ağzımızdaki kahve tadıdır. Çaydan geriye kalan ise sohbetimizin tadıdır. *Kahve kokudur...
Önce koku. Kahveyi dilden
damaktan önce burun sever.Kimileri "kokulu" çayı çaydan
saymaz. (Ben bergamot kokusunu
severim ama sevmeyenlere de hak veririm!) Oysa kokusuz kahve kahveden
sayılmaz. *Fakat gözün arzularını ve keyiflerini de
yabana atmamalı! Fincanın
üzerinden kahveye; o kara kuyuya bakıp başı dönmeyen,
yükseklik korkusuna kapılmayan var mıdır?.. *Hayatın ilk bakışta sıradan gibi
gözüken ama güzel sürprizlere açık çağrıları
vardır. Kimi zaman insan sesine
bürünür bu çağrılar: Bunlardan biri "Hadi, söyle bir çay
içelim"dir. Öteki ise daha
ılıktır, daha derindendir: "Gel, bir kahve iç! Sonra gidersin..." *Nasıl ince belli çay bardaklarını
avuçlarımızla kavramak sadece bedenimizi değil,
üşümüş ruhlarımızı da
ısıtırsa... Değil
kahve içmek; kahve içmeyi istemek bile bizi hem kendimizle hem de hayatla bir
an için bile olsa barıştırır. Haa, bir de 'ben çay içmem!', 'ben kahve
sevmem..' diyenler var...
Onların aslında neyi sevmedikleri ve hayatın hangi
tadlarını ıskaladıklarını gördünüz herhalde... |
Geri:: |
Ó2001