::Seni Tarif Edemem::

 

 

Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden.


Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum.
Ulaşılmaz oldun hep, dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni,
kocaman bir yalnızlıktı payımıza düşen.
Payıma düşün her şeyi erteledim ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu.

Su olsan, dokunduğumda bozulurdun. Bozulmayan bir "şey"din...
Gidilecek bir yer olsan sonu olurdu, sonu olmayan bir "şey"din...

Uykuda görülecek bir rüya olsan uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir
"şey"din...
Seni gözlerinden, üç ırmağın birleştiği yerden öpeyim desem, aklına ırmaklar
gelir. Düşün ki, bir dağdan aşağı iniyoruz ve dünyada iki kişilik türkü
kalmış onu söylüyoruz. Öyle bir "şey"sin sen...
Seni düşündükçe yoruluyorum desem, dünyanın en büyük yalanı olur.

Yalanım yok.
Bugünden yarına ne kalır bilmem amam sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen
ırmak gibi. Bana hep kendimi hatırlatan bir "şey"sin sen.

Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil yarın gibi bir "şey"sin sen.
Gecenin en karanlık yerinde, küçücük bir ışık bile olsan yine de istiyorum seni.
Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden.
Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak...

Kim ne derse desin dönmeye niyetim yok.

Bir kentin ortasında tek başına kalsam da çığlık çığlığa bağırarak söylerim seni sevdiğimi.

Bir tek benim sevgimle yaşasa da bu sevda seviyorum seni.

Sensiz dallarımı yitirmiş bir ağaç gibi yapayalnız olurum, kalabalığın ortasında bile. Fırtınalı bir denizin en sakin limanı gibi bir "şey"sin sen. O limandaki tek yolcu da ben...

 

 

Geri::

Ana Sayfa::

 

 

 

 

 

Ó2001

Hosted by www.Geocities.ws

1