::Bagislamak::

 

 

Evden uzaklaşırken neşe içinde kurabiyeleri yemeye başladım. Birkaç kurabiye
yedikten sonra pakette bir zarf olduğunu gördüm. Zarfı açtığım zaman içinde
yedi dolar ve kısa bir not vardı:
"Seninle gurur duyuyorum!"

 

Yalnızca birkaç kez konuştuğunuz birisinin adını birkaç yıl sonra
anımsamanız hiç de kolay değildir.
Oniki yaşlarında bir çocukken okul harçlığımı çıkartmak için evlere gazete
dağıtıyordum ve adını şimdi hatırlayamadığım o yaşlı bayan da benim
müşterimdi. Bana bağışlama" konusunda öyle ve unutulmaz bir ders verdi ki
umarım, bir gün ben de birisine aynı duyguları, aynı güzellikte verebilirim.
Sıkıntıdan patlamak üzere olduğumuz bir bir cumartesi günüydü. Arkadaşımla
birlikte yaşlı bayanın arka bahçesinde bir köşeye gizlenerek, yerden
aldığımız taşları evin çatısına atıyorduk.
Attığımız taşların çatının üzerinden yuvarlanarak köşelerden aşağıya
düşmesini kuyruklu yıldızların süzülerek gökyüzünden aşağıya doğru düşmesine
benzeterek eğleniyorduk.
Kendime yerden çok düzgün bir taş bulmuştum. Elime alıp tüm gücümle
fırlattım. Ama taş bu kez çatıya değil, dış kapının penceresine gelmişti.
Kırılan cam sesini duyunca, gizlendiğimiz yerden fırlayıp ardımıza bakmadan
soluk soluğa kaçmıştık oradan. Yaşlı bayanın bizi görmüş olması olanaksızdı.
Tüm gece yaşlı bayanın beni yakalayabileceğini düşünerek, korkudan
uyuyamadım. Ertesi gün gazetesini vermek üzere kapısını çaldığım zaman her
zamanki gibi içtenlikle gülümseyerek hatırımı sordu. Ama ben suçluluk
duygusuyla yüzüne bakamıyordum. Sonunda gazete dağıtımından kazandığım
parayı biriktirmeye karar verdim. Üç hafta sonra tam yedi dolarım olmuştu.
Bir kağıda "Camınızı istemeden kırdığım için çok üzgünüm, umarım koyduğum
para onarımı için yeterlidir" yazarak parayla birlikte zarfın içine koydum.
Gece havanın kararmasını bekleyerek, zarfı usulca yaşlı bayanın posta
kutusuna attım.
Ruhum bir anda özgürlüğe kavuşmuştu sanki. Artık eskisi gibi yaşlı bayanın
gözlerinin içine bakabileceğimi düşünerek  mutluluk duyuyordum.
Ertesi gün kapısını çalıp gazetesini uzattığım zaman her zamanki gibi
içtenlikle gülümsedi gözlerime. Bu kez ben de karşılık vererek, gözlerinin
içine baktım. Tam arkamı dönup gideceğim anda, "Ah, bir dakika, neredeyse
unutuyordum, al bakalım bu kurabiyeler senin için" diyerek elindeki paketi
uzattı.
Evden uzaklaşırken neşe içinde kurabiyeleri yemeye başladım. Birkaç kurabiye
yedikten sonra pakette bir zarf olduğunu gördüm. Zarfı açtığım zaman içinde
yedi dolar ve kısa bir not vardı:
"Seninle gurur duyuyorum!"

 

Geri::

Ana Sayfa::

 

 

 

 

 

Ó2001

Hosted by www.Geocities.ws

1