::Oyuncaklar::
|
Ağaçtan meyve koparıp yiyecekler mi? Klavyeyi değil dillerini kullanarak
kavga edecekler mi? Patlayacak
topları, kırılıp yenisini isteyecekleri oyuncakları,
mızmızlanmaları ve sonunda ağlayarak annelerinin
kucağına yatmaları olacak mı? |
Oyuncaklar 'geri dönüşüm' kutusuna Hayatı, fare, klavye ve ekran üçgenine
sıkıştırıp, kendimizi tıklamalar arasında
kaybederken, aslında hayatın bu olmadığını
biliyorduk. Bile bile 'cam
parçası hükmündeki' bu dijital hayatı, ona nispeten 'elmas
hükmünde' olan gerçek hayata tercih ettik.
Dışarıdaki hayatın kavramlarını
'chip'ler ve' byte'ların karmaşık dizilimleri arasında
aradık: Biraz sanal, biraz gerçek, biraz içten, biraz sahtekâr... Bilim kurgu filmleriyle psikolojik olarak
hazırlandığımız teknolojiden yeni dünyalar
bulmasını beklemiştik.
Çoluk çocuk uzay gemilerine binip yeni gezegenlere
uçacaktık. Halbuki, bilim bize
yeni bir gezegen buldu bile.
Artık bir ayağımız orada. Artık onun değerlerini,
terimlerini, mantığını, felsefesini, ekonomisini kullanıyoruz. Adına, ister bilgisayar, ister
İnternet ister e-dünya deyin uçsuz, bucaksız bir gezegen bu... Sohbetler tıklamalarla, dostluklar mesajlaşmalarla,
alış verişler e-shop siteleriyle, bilgi kopyala
yapıştır usulüyle, oyunlar yükle, loading kelimelerinin
ağırlığıyla gerçekleşir oldu. Oturarak gezilen, dudaklar
kullanılmadan konuşulan, koşulmadan oyunlar oynanan bir
gezegendi bu. Milyonlarca PASİF insan, 'interAKTİF' olduklarına
inanarak yaşamaya başladılar. Milyonlarca insan toplumdan uzaklaşarak, sosyalleştiklerine
inanıyordu. Ama herkes, asıl dünyanın bu olmadığını
biliyordu. Herkes asıl
dünyanın daha güzel olduğunu da biliyordu. Çünkü asıl dünyadan geldiler
buraya. Oyuncak kamyonlarına
toprak doldurup 20 metre öteye döken, oyuncak bebeklerini uyutan, annelerinin
sesleriyle evlerine dönen çocuklar, şimdi bol bol tıklayan büyükler
olmuştu. Ama ya bugünün ve geleceğin çocukları... onlar kendilerini hep bu yeni dünyada
bulacaklar belki. Biz Türkiye'de
doğup, Almanya'da yaşayan gurbetçiler, onlar Almanya'da doğup
büyüyen ve anadilini bilmeyen yabancılar gibiler.. Biz anadilimizi biliyoruz ama
geleceğin çocukları, akşama kadar oynayıp üstleri
başları kirlenmiş bir şekilde evlerine dönebilecekler
mi? Bisikletten düşecekler
mi? Ağaçtan meyve koparıp
yiyecekler mi? Klavyeyi değil
dillerini kullanarak kavga edecekler mi?
Patlayacak topları, kırılıp yenisini isteyecekleri
oyuncakları, mızmızlanmaları ve sonunda ağlayarak
annelerinin kucağına yatmaları olacak mı? Oyuncaklar kalıcı olarak mı silindi yoksa sadece geri
dönüşüm kutusunda mı? Bütün
hayatlar power düğmesi ile bilgisayarınız
kapatılıyor uyarısı arasında mı geçecek, yoksa
geri dönüşüm kutusundan 'geri al' komutuyla tekrar kavuşabilecek
miyiz? 'Tamam' mı, 'İptal' mi? Murad ÇETİN |
Geri:: |
Ó2002