::Savrulur
Gider Gulumseyisin::
|
Üşüyüp titrese de bedeniniz,
ayrılık öpücüğünün sıcaklığını
hissedince yanıp kavrulur dudaklarınız. Aleve kesilir bütün bedeniniz. |
SAVRULUR GİDER GÜLÜMSEYİŞİN Elleriniz
üşüyorken sevgiye hasretiniz büyüyor mu? Bilirim,
insan soğuk ve yalnız gecelerde en çok sevdikleriyle
ısınır. Gözleriniz
yıldızlara takılıp kalır uzun süre eylül
gecelerinde. Saatlerce pencereden
bakar ya da balkonda oturursunuz.
Yitirilmiş sevdalarınızı alıp
götürmüştür kayan yıldız. Sevdiğinizi
ne kadar çok sevseniz de doymaz, karşılığında ne
kadar sevgi alsanızda, aldığınız sevgi yine de hep
az gelir. Hep daha fazla sevilmek
istersiniz. "Benim
sevdiğim kadar, O' da beni sevse" dersiniz. Sevilmeye
doymazsınız. Sevgi ve
güven her gün dal verir yaşamınızda. Yarım kalmış, karşılıksız
sevdalarda kendi fotoğraflarınıza ağlarsınız. Hep duru sevgiyi ararsınız. Çıkarsız
ve karşılıksız aşkın adına, umudun ve
sevincin sonsuzluğuna savrulur gider gülümseyişiniz. Yıldızlar
yanıp sönerken gökyüzünde, mutlu hayallere dalarsınız. Ansızın kayıverince bir
yıldız, binlerce dilekle harman olur düşleriniz. Siz bir
yerlere gidersiniz düşüncelerinizde.
Yüreğiniz genişler, kocaman olur, göz bebekleriniz. Yalnızlık duygunuz küçülür. Yaşamaya
doyamazsınız. Küçük
kıvrımlar oluşur ağzınızın iki
yanında gülümserken, yanaklarınızda gamzeler. İnci
dişleriniz görünür bembeyaz.
Elleriniz sımsıcak olur, yalnızlığa inat,
aşka davet. Sevişmek ise
kendiliğinden olmalı size göre. Her
sevdada, insan yanınız dile gelir.
Sevdiğiniz gözlerde kaybolmak, onunla başka dünyalara
gitmek, denizlerde yüzmek, yağmurlarda ıslanmak, güneşte
kurulanmak istersiniz. Elleriniz hep
elele olsun istersiniz. Gemilere
binmek gelir içinizden bazen.
Martılara simit atmak istersiniz. Bazen de
uzun ve sessiz bir yolda yürümek istersiniz.
Gecenin ay ışığında, boynuna
sarılıp, sevgiye doymayan halinizle; "Beni ne kadar çok
seviyorsun, o güzel yüreğinin ne kadarı benim?", diye sormak
ister, soramazsınız. Okyanus
ötesi gözlerinde henüz görmediğiniz dünyasını merak edersiniz. Her
şeyi söylemiş olsanız da, dile gelmeyen duygularınız
beslenir içinizde. Sevdiğinizi,
yüreğinizin en güzel yerinde yaşatırsınız. Ya sizin yeriniz? Hep
aklınızdadır gülümseyişi. Unutamazsınız. Uzakta
kaldığınızda sıcaklığını
hissedersiniz. Onunla
her buluşmanız yeni bir öykü gibidir. En güzel anlarınız, onunla birlikte geçirmiş
olduğunuz zamanlardır. Öpüşmeleriniz,
güzel anıların anıtı gibi kalır maziye. Ayrılık anlarınız da
hüzne düşüp, hiç bir yere gidemeyen, olduğu yerde kalan,
zavallı biri gibi hissetseniz de kendinizi, bir gelecek
buluşmayı düşündüğünüzde, yerinden
fırlayacakmış gibi çarpar kalbiniz. Damarlarınızda ateşli kanın
aktığını duyarsınız. Üşüyüp
titrese de bedeniniz, ayrılık öpücüğünün
sıcaklığını hissedince yanıp kavrulur
dudaklarınız. Aleve kesilir
bütün bedeniniz. Ateşten
gömlek gibi aşk yakar sizi.
Aşkın ateşiyle yanarsınız. Çünkü
sevdiğiniz sizin bebeğinizdir. Çünkü o,
yıllardır geçikmiş duygularınızı tamamlayan,
kırk yılda bulunan birisidir.
Çünkü o, sevgilinizdir, sevdiğinizdir. O sizin
sırdaşınız, dostunuz,
arkadaşınızdır.
Onun bir adı sevgi, bir adı güvendir. Şimdi
sorun sevdiğinize, yüreğinin ne kadarı sizinmiş? Kalbinize
sorun bir de, bebeğinizin yeri ne kadar? Siz, ne
kadar gerçek sevgilerdesiniz? Unutmayın,
Yalancı sevdalarda savrulur gider gülümseyişiniz. Mustafa Cifci |
Geri:: |
Ó2002