::Olum
Yasi::
|
Beni de kendin gibi korkak sandın, o
yüzden söylemiyorsun yaşımı.
Bilgi alma hakkım nasıl da gaspediliyor. Nasıl olsa ölecek bari giderayak bir
hakkını gasbedeyim diyorsun.
Alacağın olsun doktor.
|
Ölüm yaşı Kaç
gün ömrüm kaldı doktor? Kaç
nefes alımı, kaç nefes verimi?
Kaç kez daha kasılacak ve gerilecek, kan pompalamakla görevli
kalbim? Kaç sevgiye
başlayıp kaçını bitirecek muhabbet ve aşkla görevli
kalbim? Gözlerimin kararmasına
çok var mı, kulaklarımın ağır işitmeye
başlamasına? Yoksa doktor,
hepsi aynı anda mı olacak?
Son nefes, son kalp atışı, gözün kararması,
kulakların susması. Bana
ölüm yaşımı söyler misin doktor? Yani, ölüme olan mesafem ne kadar? Söyle doktor, yaş günlerim için şimdiden
hazırlık yapmalıyım, öyle değil mi? Yoksa sen kutlamaz mısın
yaş günlerini? Mum yakmaz
mısın, pasta kesmez misin, hediye kabul etmez misin, e-maillere
gelen sevimli e-kartlarla neşelenmez misin? Ben de bilmek istiyorum ölüm yaşımı? Benim de kendime göre
hazırlıklarım var.
Bana da çiçek getirecekler, ama adı çelenk olacak. Bana da gelecekler bu özel günüm için,
adı 'taziye' olacak.
E-postalarıma bakamayacağım çünkü en uzun vadeli
internet abonelikleri 'ömür boyu'.
Öldükten sonra sahip olunabilecek bir elektronik posta hesabı
bulunamadı henüz doktor. Yapılan
tahliller ne diyor? Grafiklerde bir
tarih yok mu? Doktorlar tarih bilmez
mi doktor? Tarih, ölüm tarihi. Uzmanlık alanınızın
dışında bir bilim mi tarih.
Tarihçilere sorsam onlar bilir mi? Ben
öldükten sonra, bana artık ne dahiliyeci, ne ortapedist, ne şucu ne
bucu bakacak. Belki adlî
tıpçıların polikinliğine giderim. Gün almam, hemen muayene ederler. Teşhisi koyarlar ama tedavi için
başka bir zaman boyutuna sevk alırım. Üstüme
gazete örterler. Umarım,
promosyon ekleri olmaz. Hatta bizzat
kendileri de. Hatta belki ben
onların üstüne çıkarım bir ilan olarak. Ölümüm santim-sütün hesabı bilmem kaç
dolar eder, o dolarlar da Merkez Bankası'nın günlük kuru üzerinden
bilmem kaç milyon Türk Lirası...
'Az sonra...'lardan önce anılması için bu ölümün orijinal
olması lazım. Önemsiz
kişilerin önceden tahmin edilen ölümlerinin ne orijinallikleri olabilir
ki. Hele hiç acıklı bir
yönü yoksa. Henüz
hesaplayamadın mı doktor ölüm yaşımı? Bana sorarlarsa ne diyeyim? "İnsan hissettiği ölüm
yaşındadır" iyi bir cevap olabilir mi? Belki "Hiç göstermiyorsun" diyen
olur da içim ferahlar. Son
bir kez ziyaret ederim dostları.
"Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar"
der, yatırmam doğalgaz ve su faturalarını. Vasiyetimi hazırlarım. Yarım kalan şiir ve hikâyelerimi
tamamlarım. Ocağı
söndürür, suyun kaynamasını beklemeden demlerim çayı; çok
acelemiz varsa. Bir tarih vermeyecek
misin doktor? En
azından şıkları söyle, seçimi ben yapayım. "En erken şu tarih, en geç bu
tarih" de. Benim için aşağı yukarı bir tahminde bulunursun ama ya sen doktor? Kendi ölüm yaşını biliyor musun? Benden önce ölmeyeceğini garanti edebilir misin? İmzalanmış bir sözleşme var mı? Ölümle değil, ömürle uğraşıyorum diyorsun. Hoş ve fakat boş bir laf. Ya ömrünü nasıl geçirdin doktor? "Bilemem. Her an olabilir. Belki cümlemi bitiremeden" diyorsun ama hiç de bu sözüne uygun davranmıyorsun. Her an ölebilecek biri durmuyor karşımda. Çok rahat, nasıl derler... relax'sın doktor. Ölüm seni korkuturmuş, öyle dedin. Bu korktuğun ve her an karşına dikilecek vakıaya karşı çok duyarsızsın. O kadar rahatsın ki, bu çelişkinden dolayı seni kutlamam bile gerekebilir. Ne var ki, bu rahatlığın cesaretinden kaynaklanmıyor. Ölümden korkmam deseydin işte o zaman öperdim seni alnından. Beni
de kendin gibi korkak sandın, o yüzden söylemiyorsun
yaşımı. Bilgi alma
hakkım nasıl da gaspediliyor.
Nasıl olsa ölecek bari giderayak bir hakkını gasbedeyim
diyorsun. Alacağın olsun
doktor. Bu işin rövanşı
da var. Eğer
bilmediğin için söylemiyorsan, acırım sana. Bunca yıl boşuna mı okudun? Tekerrürden
ibaret de olsa bir tarih vermeyecek misin? Kaç
gün kaldı, söyle! Murad ÇETİN |
Geri:: |
Ó2002