::Olmeyi
Ogrenmek::
|
Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı
yapardık. İnsan ölmeyi
öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin yaptığını
yap ve her sabah omuzundaki küçük kuşa sor: '- O gün, bugün mü? Hazır mıyım? Olmak istediğim insan
mıyım? Kariyer, iyi
maaş, araba ve ev taksitleri...
hayattan istediğim şey bu mu?'" |
"Ölmeyi öğrendiğinde yaşamayı da
öğrenmişsin demektir!" Bir
dönem dünyayı sallamış bir efsane grup için ne hazin
final!.. Kurucularını
çoktan toprağa vermişlerdi.
Artık birbirlerini görmüyorlardı bile... "En küçükleri"nin ölüm
döşeğinde buluştular son kez... Kim bilir nelerden konuştular. Çıkan ikili, gözyaşlarını sildi
gizlice... Kalan, ölüm için saat
saymaya devam etti. Beatles'ın
en genç üyesi (58) George Harrisson'ın beklenen ölümü bana Mori'yi
hatırlattı. Mori Schwartz,
hayat dolu bir üniversite profesörü..
1994'te
vücudunda bir gariplik hissetmiş.
60'lık vücudu artık dans derslerini kaldıramayacak
kadar bitkinleşmiş. Doktora
gittiğinde yakında öleceği haberini almış:
Hastalık Mori'yi tekerlekli sandalyeye bağlamış. Dersleri bırakmış, evdeki
bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş:
Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından
yıkanır, poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman: "Kendimi
bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan
zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda
ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki son köprünün bütün
ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş. Hayattaki son dersi, "kendi
ölümü" olacakmış. Önce
sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni"
düzenlemiş. Bizim ancak
ölenlerin ardından yaptığımız sevgi
konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme
şansını yaratmış.
ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel'ın
programına konuk olunca üne kavuşmuş. Dünyanın dört bir yanından
mektup yazan, röportaja gelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya
başlamışlar. Mori'nin
bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı. (Mitch Albom, "Öğretmenim
Mori'yle Salı Buluşmaları", Boyner Y. 1997) Birbirinden ilginç o
yanıtlardan benim aklımda kalan ders şu oldu: "Herkes öleceğini
bilir, ama kimse buna inanmak istemez.
Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı
yapardık. İnsan ölmeyi
öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin yaptığını
yap ve her sabah omuzundaki küçük kuşa sor: '- O gün, bugün mü? Hazır mıyım? Olmak istediğim insan
mıyım? Kariyer, iyi
maaş, araba ve ev taksitleri...
hayattan istediğim şey bu mu?'" "Şuraya
uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla
söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol,
yaşamı satın alamazsın" diyor Mori... "- Son bir 24 saatin olsa ne yapmak
isterdin?" sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir
cevap veriyor: "- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından
çörek ve çayla kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde
güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer
verdiğimi anlatırdım.
Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp renkleri,
kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim. Akşam sevdiklerimle bir restorana
gidip yemek yer ve en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim. Ardından eve gelir mükemmel bir uyku
çekerdim". Sizin
bunları yapacak vaktiniz var.
Bütün yapmanız gereken arada bir omuzunuza bir bakış
atıp sormak: "Bugün mü küçük kuş, bugün mü?.." Can Dundar |
Geri:: |
Ó2002