::Eski
Bir Cin Oykusu::
|
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile
saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere
çağırmış. Köye gelen görevliler,ihtiyarin
kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri
askere almışlar. |
ESKİ BİR ÇİN ÖYKÜSÜ Öykümüz
ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer.. Lao Tzu bu öyküyü çok sever,sık
sık anlatırmış hatta..
Efendim köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok
fakir.. Ama kral bile onu
kıskanırmış..
Öyle dillere destan bir beyaz ati varmış ki. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin
tamamını teklif etmiş ama adam satmaya
yanaşmamış. Bu
at,bir at değil benim için. Bir
dost..İnsan dostunu satar mi" dermiş hep... Bir
sabah kalkmışlar ki, at yok..
Köylü ihtiyarin başına toplanmış. "Seni
ihtiyar bunak.. Bu ati sana
bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala
satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de
atın" demişler..
İhtiyar "Karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece
'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek
bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve
verdiğiniz karar. Atimin
kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mi, bunu henüz
bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir
başlangıç. Arkasının
nasıl geleceğini kimse bilemez.." Köylüler ihtiyar bunağa
kahkahalarla gülmüşler. Ama
aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış,
dağlara gitmiş kendi kendine..
Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp
getirmiş. Köylüler, ihtiyar
adamın etrafında toplanıp özür dilemişler. "Babalık"
demişler.. "Sen haklı
çıktın. Atinin
kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu
senin için.. Simdi bir at sürün var.. "Karar
vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece
atın geri döndüğünü söyleyin.
Bilinen gerçek sadece bu.
Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci
cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir
yürütebilirsiniz?.." Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler
açıktan ama,içlerinden "Bu herif sahiden ukala" diye
geçirmişler.. Bir
hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan
ihtiyarin tek oğlu attan düşmüş ve ayağını
kırmış. Evin geçimini
temin eden oğul simdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler
ihtiyara.. "Bir kez daha hakli
çıktın"demişler.
"Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun
süre kullanamayacak. Oysa sana
bakacak başkası da yok..
Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı
olacaksın" demişler..
İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına
tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum
bacağını kirdi. Gerçek
bu.. Ötesi sizin verdiğiniz
karar.. Ama acaba ne kadar
doğru.. Hayat böyle küçük
parçalar halinde gelir ve ondan sonar neler olacağı size asla
bildirilmez.." Birkaç
hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile
saldırmış. Kral son
bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere
çağırmış. Köye
gelen görevliler,ihtiyarin kırık bacaklı oğlu
dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savasın kazanılmasına
imkan yokmuş,giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle
diye satılacağını herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara
gelmişler.. "Gene hakli
olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı
kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa
bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler.
Oğlunun bacağının kırılması
,talihsizlik değil, Şansmış meğer " "Siz
erken karar vermeye devam edin" demiş,
ihtiyar ; Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler
askerde Ama bunların hangisinin talih, hangisinin
şanssızlık olduğunu bizler önceden bilemeyiz." Lao Tzu,
öyküsünü şu nasihatla tamamlanmış etrafına
anlattığında: Acele
karar vermeyin. O zaman sizing de
herkesten farkınız kalmaz. Hayatin
küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten
kaçının. Karar
aklın durması halidir.Akıl insani daima karara zorlar ve gezi
asla sona ermez. Bir yol biterken
yenisi başlar. Bir kapı
kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe
ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen
oracıkta olduğunu görürsünüz. |
Geri:: |
Ó2002