::Sevgisiz
Yasyamam::
|
"Su oldu, küçücük bir su damlasi, çagil çagil yüregimde çagildayan.Isik oldu, göz bebeklerimde isildayan. Ses
oldu, yalniz benim duyup isittigim. Rüzgar
oldu, tüm duygularim, savuran. Istediginiz
kadar koparip götürün onu benden; öyle sanin.." |
Sevgisiz Yasayamam Cunku ... Sevgisiz
yasayamam, diyordu, yasayamam sevgisiz. Gözlerini
düsünmeden, ellerini tutmadan yasayamam. Içimdeki
bu aci, bu içten içe daglayan sanci var ya, alismisim bir kere, onsuz olamam. "Ve,
gülüyordu ansizin; gözlerine dolu dolu birikip de akamayan kocaman gözyasinin
ardindaki isil isil günesleri yansitircasina gülüyordu. Kivrilan
dudaklarindaki aci ile gözlerinde yanan günesler öyle yarasiyordu ki
birbirine. Yalniz,
kimsesiz, çaresiz; ama evrenlere sigmazcasina dopdolu. Sevgisiyle güçlü, özlemiyle sonsuz... "Görmeyeceksin
onu, dediler. Bir daha onunla
karsilasmak yasak. Sesini
duymak, gönlünün akisini izlemek yasak. Ya beni
ondan, ya onu benden koparmalari gerek. Üst üste
çekilmis soluk fotograflar vardir hani. Kim
hangisi? Kim kimin? Kimi nerden, neyi, nasil
ayiracaksiniz? Ne kalacak
geriye? Boslugu görecek mi
gözleriniz? Sanmiyorum. Resimler ayrilmaz; fotograflar da... Ama,
insanlar ayrilir. Kilometrelerce,
millerce, dünyalarca ayrilir, uzaklasir insanlar. Istersem,
ben de ayrilir, uzaklasirim. Göremezsiniz,bilemezsiniz nerelerde oldugumu. Düsüncelerin
resmi çekilmez; duygularin asla! Istediginiz
kadar koparip götürün onu benden, alip götürdügünüzü sanin.." "Su
oldu, küçücük bir su damlasi, çagil çagil yüregimde çagildayan.Isik oldu, göz
bebeklerimde isildayan. Ses
oldu, yalniz benim duyup isittigim. Rüzgar
oldu, tüm duygularim, savuran. Istediginiz
kadar koparip götürün onu benden; öyle sanin.." "Çoktandir
aglamiyorum. Önce, niçin agladigimi
sorarlardi; sonra da neden aglamadigimi merak eder oldular. Sordular, resimler gösterdiler, doktorlara
götürdüler aglatmak için beni. Niçin
gülmüyorsun derlerdi; simdi korkuyorlar kahkahamdan. Bazen
ben de korkuyorum. Sahi, baskasi
midir gülen? Ben
olamam. Öyle uzaklardayim ki..." "Suyumu,
isigimi aldim ve yolculuga çiktim. Yemek
yemiyorum. Tabaklari firlatmak
geliyor içimden. Üseniyorum. Yolculuk için hafif olmak gerek. Onca
insani, onca sorgu-suali beraberimde götüremem ya! Elimden, kolumdan, bacaklarimdan çekistiriyorlar. Kendileri
gelemedikleri için, beni de birakmiyorlar. Ben,
istedigim an, istedigim yere gidebilirim, oysa.." "Önce
kirmiziydi yapraklar. Sonbahar
oldugunu sanirdiniz. Sonbahar oldugu
için mi bu kadar sicak, sari, kahverengi, turuncu? Yapraklar,
yalnizca dallardan degil de, topraktan fiskirmis sanirsiniz. Yerden göge dogru dökülüyor, benim
sari-kirmizi yapraklarim.. Cam
oyuncaklarda yagan karlar gibi... Hiç
sicak kar gördünüz mü? Ben gördüm! Tuttunuz
mu, dokundunuz mu ellerinizle? Yandi mi
parmaklariniz? Iste;
tipki öyleydi: Sicak, günesi animsatir. Ve
günes, her zaman güzeldir." "Sonra
yeserdi her sey. Toprak, agaçlar,
dallar yeserdi. Ne çok yesil, ne
kadar çok yesil; saymakla bitiremezsiniz.
Görürsünüz ama, siz bile... Ve
uçusmasi yesillerin... Topraktan
fiskiran, topraga düsüyor simdi.
Yerçekimi kurali. Kurallari
bilirsiniz, benden iyi. Seversiniz,
yalnizca kurallari. Sevmek,
kural; Kural, sevgi. Hiç
yakismiyor birbirine... Biri
sizin, biri benim gerçegim..." "Ellerimden,
ayaklarimdan tuttular. Kollarimdan
SIMSIKI yakaladilar beni. Gitmemem
için, geri dönmem için sürüklediler bir yerlere. Fark etmedim bile!
Inan, hiç aci duymadim. Benim
iyiligim içinmis; öyle diyorlar. Inanmiyorum. Tüm sözleri, tüm davranislari yalan! Bir
seyler söylüyorlar ve güldüklerini saniyorlar; ya da gülümsediklerini. Gözleri acimasiz; gözleri kaskati... Disleriyle, dudaklariyla gülüyorlar. Anlamadigim bir dilden konusuyorlar
sanki... Kuskusuz,
onlar da beni anlamiyorlar. Dilimi,
söylesimi, yani. Bir çesit oyun bu! Çok
egleniyorum. Konustukça uzaklasmak ne
hos... Ve
oynamak tek basima..." "Ne
zaman yakin oldular ki? Neden
tutuyorlar, acitircasina?
Uzakliklarini somutlastirmak için mi? Tuttukça,
degdikçe, dokundukça uzak... Konustukça
daha uzak. Gülerken,
yani dislerini gösterirken çok daha uzak. Onlari
görmeden de bakmayi ögrendim." "Ne
garip, kimseyi sevmiyor dediler geçen gün; kimse ile ilgilenmiyor. Gözlerimi kapiyorum, SIMSIKI!! Çekip
almasinlar diye. Kiskanmasinlar seni
benden... Yok
olduguna inandirmak istiyorlar beni. Sevmiyorsan,
yoksundur. Bu kadar yakin, öylesine
uzak olmak istemem. Çok uzaklarda da
olsan, yokluguna inanamam. Çünkü
biliyorsun, sevgisiz yasayamam ben;yani sensiz... Gözlerini
düsünmeden, ellerini tutmadan yasayamam. Sevmezsem,
yokum ben! Sen,
ben; yine sen... Uzak... Yakin...
Bulurken kaybetmek gibi. Yok,
yok; kaybederken bulmak!" "Biliyor
musun, kendi kendime konustugumu saniyorlar.
Hayal gördügümü, güldügümü sanip korkuyorlar. Aglarken
güldügüm, gülerken agladigim dogru, yalnizca... Sen
biliyorsun, duyuyorsun, görüyorsun. Dünyalarca,
evrenlerce ötede de olsan anliyorsun beni. Ben de
beklemesini biliyorum, çagirmasini biliyorum seni. Sesini
duymayi, ellerine dokunmayi biliyorum. Su gibi,
isik gibi ben'de, ben'imin ta içinde saklamayi biliyorum seni. Ben,
hasta degilim; sihirbazim. Yaratmayi
biliyorum; görmeyi, tutmayi, dokunmayi biliyorum, sen olmadan. Çünkü;
"SEVIYORUM... |
Geri:: |
Ó2002