::Benim
Olmadi ki Hic::
|
Trenler... Trenlere
binme, seni yutacak-lar! |
BENIM OLMADIKI
HIÇ Seni
yitirdim... Ilk kez
dört yasinda tanistim bu duyguyla. Siska parmaklarim annemin serçe parmagina
takili, minicik adimlarla pazara giderdik. Yol uzun ve yokus. Bacaklarimin
cilizligina yorgunluk da eklenince vücudum iyice tasinmaz olurdu.
Mizmizlanmazdim ama... Bilirdim ki sizlanacak olsam annem bir daha götürmezdi
pazara. Yorgunlugumu belli etmemek için inadina adimlarimi açardim:
İnadina agrirdi bacaklarim. Hiç
oyuncagim olmamisti o güne kadar. Komsularin çocuklarinda görürdüm oyuncaklari;
arabalar, kurbagalar, uçaklar... Her aksam babamin eve oyuncakla gelmesini
beklerdim. Kosar adimlarla açardim kapiyi. Onun elleri cebinde... Yürümeye
basladigimda alistirmislardi, eve biri gelince elini öptürmeye. Kollarina
sarilir, çikarirdim ellerini cebinden: Oyuncak yine yok... Bir tükürük
kondururdum elinin üstüne; babam öfkelenir azarlardi, hala dogru dürüst
öpmesini ögrenemedim diye. Pazara
en çok onlar için giderdim. Annem alis-veris yaparken avucundan siyrilir,
oyuncak satanlarin tezgahina yaklasirdim. Uzun uzun seyrederdim onlari.
Uçaklara takilan gözlerimi birden gökyüzüne çevirir, bakislarimla uçagi
bulutlara asardim. Arabalar gözlerimle yollarda turlardi. Trenleri hayal bile
edemezdim; ne garip seylerdi onlar, bir kocaman tirtil ya da solucan mi?... Trenler...Trenlere
binme, seni yutacaklar! O Pazar
ilk kez o denli yanastim onlara. İlk önce titrek parmaklarim dolasti
usulca, sonra tüm avucum; sevdim sevdim... Annemin çagirmalarini duymuyordum
bile: Uçak avcumda gözüm bulutlarda. Annem çekti kolumdan küçük bir tokat
indirdi kafama; uzaklastik hizli hizli adimlarla... Uçak hala avcumda! İlk
o gün tatmistim sevinç çirpintilarinin suçluluk duygusuyla harmanlanmasini.
Sen bu harman üzerine ekmedin mi basaklarini... Simdilerde
pek hatirlamiyorum, montumun cebine mi sokmustum o minicik uçagi? Ya da annem
görmesin diye, üzerimdeki abimin pantolonunun kayisini gevsetip donuma mi
gizlemistim? Hep abimin giysilerini giyerdim: Benim olmayan, bana uymayan,
yari eski, yari yirtik elbiseleri. Acaba annem abim gibi mi olmami istiyor
onun elbiselerini bana giydirmekle? Ya da sevip oksadiginda beni degil abimi
mi oksuyor: Çoraplar onun, pantolon onun, gömlek, kazak, mont onun. Saçlarim
da... Oldum olasi benimseyemedim bu kapkara kirpi gibi saçlari. Benim olan
sey yok mu, kara bugulu gözler, kalin dudaklardan baska? Alnimin
açildigini tepemin seyreklestigini söylediginde, nasil da sasirmistin;
kederlenecegime, gözümdeki pariltiyi gördügünde. Sonralari
mektuplarda okurdum hep; büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden
öpülürmüs. Neden babam gözlerimden öpmez hiç, boyuna saçlarimda gezdirir
dudaklarini? Neden annem kulagimin dibinden öpecegine dudagima ilismez? Neden
sen gögsümde, hemencecik yüregimin dibinde uyumadin da trenlere karistin? Odanin
soba bacasina saklamistim uçagimi. Önce sandalyeye, oradan büfeye, oradan da
gardirobun üzerine çikarak ulasirdim bu gizli dolabima. Evde benim olan ne
varsa o minicik baca deligine koyardim: Bir kibrit kutusu, iki bilye bir dis
firçasi ve simdi de uçagim. Annemin is yapacagim dedigi tüm esyalari yeniden
ve hergün teker teker ellemesiyle, hiç bir sey gizlenemezdi bu evde. Ama
benim dolabim yilda bir kez, kisa baslarken kurcalanird ve en az üç ay vardi
bacanin karistirilmasina. Parmaklarim
dolandi birbiri içine, yirtamadim mektubu. Bilirim ezberindedir her kösesi
evimizin... Ama belki bir umut, gizleseydim baca deligine. Ertesi
pazar annem, elinde bos fileler hisimla girdi eve. Yüregim korkuya dalmis
kedi gibi kabarip inmekte. Tuttu kolumdan sürükledi pesi sira pazara, durduk
oyuncakçi tezgahinin basinda. Evet diyordu pazarci, bu çocuk çaldi oyuncagi,
ama hangi oyuncak hatirlamiyorum su anda. Annem sövdü bana, saçlarimdan
çekti, itekledi. Gülümsedigimi hatirliyorum o çektikçe saçimi; hiç acimadi
çünkü abimin saçlariydi. Senin
yerine baskasi gidemez miydi oraya? Bilmiyorlar mi aramalara takilabilir
kimligin. Üstelik her yer kursunlanmakta. Su
solucanlardan dedim anneme, onlardan almistim geçen hafta, ama kirildi, attim
sonra. Annem almadigi trenin parasini ödedi pazarciya. Sonra çekistire
çekistire montumdan, koyulduk evin yoluna. Dudaklarimda yine ayni gülümseme;
uçagim artik gerçekten benim. İyi oldu böyle, ne de olsa solucanlarin ne
ise yaradigini, hayal bile edemezdim. Trenler...Bedenini
posetlere sardilar, ifadem için aradilar: O tren neden kursunlandi? Annem
ödemisti parasini... |
Geri:: |
Ó2002