::Golgede
Kirk Derece::
|
"...ama yetersiz biri olduğum
için hayatta kaldım ve zamanla unutmak zorunda kaldım bütün
yaşadıklarımı.
Unutmak ayı örten bir buluttur, sistir, böyle unuttum. Yetersizliğim benim kendimden,
karşı olabilmekten, olanaksızlıklardan
kaçışımdır belki de.
Yaradılışımdaki bu tekinsiz uysallık nereden
geliyor bilmiyorum. |
"Her
yol, yalnızca bir olasılıktır, diyorum. Bunu seviyorum, buna vurgunum. Kapıyı çalmakla çalmamak
arasında bekliyorum.
Çalmıyorum. Durup
penceresine bakıyorum içim titreyerek.
Işığı yanıyor. Öne eğilmiş yalnız gövdesi lambanın
aydınlığında pencereye vuruyor. Kaç kez,
kaç kez ığını ve orada, masasında tek
başına oturduğunu görebilmek, evet yalnızca bunu
bilebilmek için iki kent arasındaki uzun yolu sabırla gidip
geldim.
Yalnızlığımı sevip okşamaktan yorgun,
üşümüş geri döndüm.
Bilmedi. Bildiği, aramıza
koyduğum yasak bölgeyi kaldırdığım, kesin olmayan
sınırlarla yeni haritalar çizdiğim zamanlar
yalnızca. Kapıyı
çaldığım geceler. Kapıyı
açıyor. Kocaman, siyah gözlerine
karışıyorum. Gerçeklik
yumuşak, seçilebilir bir şey oluyor birden. Yalnızca güzelliği,
dinginliği kalıyor, gerisi ve bütün sırça sözcükler unutuluyor
ki hiçbir unutkanlık bu kadar tatlı olamaz. Sonra usulca üzerimize dökülen
ışığın içinde dizleri dizlerime
karışıyor, ayağı ayağımı
okşuyor. İçimdeki
şeytan uyanıyor, elimi uzatıp onu yeniden
yaratıyorum.
Hızlanmış gitar tınılarıyla bir uçurumun
kıyısına varıyoruz.
Orada tehlikeli ve olanaksız görünen her şey olura
dönüşüyor. Doğama uygun
iklimde ipekli, ılık, yumuşak ve dingin yatarken dünyayla
barışıyorum, her zaman kolayca dağılabilirim ama o
an büsbütün oluyorum." "...ama
yetersiz biri olduğum için hayatta kaldım ve zamanla unutmak
zorunda kaldım bütün yaşadıklarımı. Unutmak ayı örten bir buluttur,
sistir, böyle unuttum.
Yetersizliğim benim kendimden, karşı olabilmekten, olanaksızlıklardan
kaçışımdır belki de.
Yaradılışımdaki bu tekinsiz uysallık nereden
geliyor bilmiyorum. Anılarımın,
unuttuklarımın ve aklımdan gelip geçenlerin hiçbiri benim
şimdiki durumumu açıklayamıyor biliyorum. Bu yüzden güçsüz ve zavallı hissediyorum
kendimi. Korkak, sinik ve küskünüm,
evet... Benim geleceğe
taşıyacak neyim var ki bir yığın döküntüden
başka? Kendimle
hesaplaşmaktan yorgunum, neleri atladığımın
farkındayım ve hiç sonuç yok. Uyanıkken
gördüğüm her şeyden daha güzel olan düşlerimin gelecekle
ilgili işaretler taşımadığından eminim. beni onlara tutsak eden, anlık
mutluluklara ilişkin bir şey.
Yaşamının sığlığını bir
an için yok eden küçücük ışıklar yanıyor
düşlerimde... peki ama
gördüğüm bu tuhaf, çok tuhaf düşler ne anlama geliyor? Kafamdan
çılgınca düşünceler geçiyor uyandığımda. haykırmak, yollara düşmek
geçiyor. Bütün yolculukları
istek ve cesaret oluşturur haydi, diyorum. Küçücük bir istek arıyorum içimde, bakıyorum
ulaşamayacağım kadar derinde ve hiç cesaretim yok zaten. Yok, değmez. Bir düzenim, evim, çocuğum var,
bağlılıklarım ve sorumluluklarım var benim. İyi yetiştirilmiş bir
kadınım ben. Ayrıca
kocam da iyidir ve benden bir çocuk daha istiyor. Dün gece
düşümde çocuk doğururken öldüğümü gördüm. Belki
de, artık kendimden söz ederken ölmüş bir şeyden söz etmem
gerekiyor..." "
Gene de hala aşktan, bilinmedikten yanayım. Birkaç saat, gün, gece ya da birkaç
ay. Bizi çocuklaştıran,
zamanı olağanüstü kılan aşk. O şaşkınlık, kırılganlık, o
bencillik, o deliye dört mevsim ilkbahar.
Ama bilmem benim için başka bahar olur mu? Çünkü artık korunma güdüm
ataklığımı eksik kılıyor. Bu öyle bir eksiklik ki bunalmak söz
konusu değil. Bu olmasa her gün
yeniden yaralanırdım ve çelişkili gibi görünse de
çekingenliğimi ateşli bir düşe dönüştürebilme gücünden
hiç de yoksun olmadığımın farkındayım." İnci ARAL (gölgede kırk derece'den...) |
Geri:: |
Ó2002