::Dostluk::
|
Bir köprü gibi kurulur coğrafyalar arasına. Arzın bir ucunda yanan ateşte,
yanar kavrulur öteki ucunda. |
Dostluk, gereğince
tanımlanamazlardandır ve ancak, yaşamakla anlaşılır.Buyüzden dostluk, şiir gibi, aşk
gibi anlatılmaz yaşanır. Dahası bir ucu şiire düşer dostluğun bir ucu
aşka. Şiiri ve
aşkı bilmeyen bilemez dostluğu, dost olmayınca da
şiiri ve aşkı. Ucuz
arkadaşlıkları dost olmak sananlar, kandan öte can
kardeşliği olarak gelen dostlukları anlayamaz. Okkalı bir yürek taşımayan, o yüreği her dem
dağıtıp, toplamayan tadamaz onu. Çünkü şiirin ve aşkın barınmadığı
yerde dostluk barınmaz. Ne dini
ne dili ne cinsi ne de kavmiyeti vardır dostluğun. Bir köprü gibi kurulur coğrafyalar arasına. Arzın bir ucunda yanan ateşte,
yanar kavrulur öteki ucunda. Ayağa adım olur, dile söz olur, yaraya merhem, omuza
dokunuş olur,Yeter iki eli kanda olsa.
Dost, saklayandır, sırtlanandır,
paylaşandır. Dostluk iki
dünyayı tutan bir yemin, sonuna kadar sadakat, sonuna kadar kefillik ve
şahitliktir. Dostluk gören ve
gösteren bir aynadır. Her
dostluk dilini kendi kurar,imtihanı ve icazeti kendindendir.Dostluk
aynı yerde durmak değildir belki.
Daha çok, aynı yöne bakmak, aynı yöne yönelmek ve
yürümektir. Bazen yollar dost
kılar insanı, bazen dostluklar yola koyar. Dostluk bir yoldur. Gerçek dost yarı yolda koymaz,
Nasıl yarı yolda koymazsa gerçek aşklar. Dost istenilmez, olunur. Çünkü her kadının başka bir Leyla oluşu ve
farklı bir okla vuruşu gibidir dostluk. Tarifesiz bir mektup gibi gelir. Dostluk belli bir mahremiyetin eritilip aynı kaba
dökülmesiyle oluşan ortak bir mahremiyettir. Her mahremiyet gibi dostluk da soruların, kelimelerin ve
sözlerin bittiği yerdir, Şiir gibi, aşk gibi.... |
Geri:: |
Ó2002