::Sicakligin::
|
Artık onun neden bu kadar sıcak olduğunu
biliyordum. O da benim gibi
arzulamış ve bu arzusunu dışa vurmuştu. Üşüdüğümü hissederek ürperdim. Başımı iki yana sallayarak ... |
SICAKLIGIN Havadaki
sıkıntı sanki yüreğime
yansımıştı.
Ilıkla soğuk arasında bir şeydi. Üstüne üstlük hafiften yağan yağmur
sokakları çekilmez yaparken trafiği de allak bullak
etmişti. Sabaha
sıkıntılı başlamanın verdiği stresle
durakta sıkıntıyla otobüsün gelmesini bekliyordum. Gelen tüm otobüsler tıklım
tıklım dı.
İşe geç kalacaktım ve çoğu zaman olduğu gibi
yine zılgıtı yiyecektim.
Bunları düşünerek yürümeye karar verdim. Islanıyor, su
birikintilerinden, geçen araçların sıçrattığı
sulardan kaçabilmek için zıplayarak kanguru misali işe
yetişmeye çalışıyordum.
İş yerine vardığım da yarım saat
gecikmiştim. Artık fırça
yemeyi göze alarak işe başladım. Benim çalıştığım makinenin
başında patron vardı, onun yanına mecburen
yaklaşıp, otobüsü kaçırdım-otobüsü kaçırdım
geciktim,özür dilerim.! Patron
gözlüğünün üzerinden dik dik bakarken sanki küfür ediyordu. Bu insanlar bizleri de anlasa ne olurdu
sanki...! Sabah stresi işe
başlayınca biraz durulur gibi olmuş, kendimi işe vererek
atlatmaya çalışıyordum.
Bir makine problemi için üst kata çıkmam gerekiyordu. Üst katta depo ve montaj işleri
yapılırdı. Onu ilk kez
orada gördüm. Daha önceleri bayanlar
yoktu ama bu gün 4 bayanın montaj masasında montaj
yaptığını ve onun iri birer boncuk gibi gözleriyle
ışıl ışıl bana bakmakta olduğunu fark
ettim. Sonraki günler onun iri
gözleri beynimden hiç silinmedi.
Paydoslarda sohbet ediyor bir birimizi tanımaya
çalışıyorduk. Ona
kanım kaynamış hafta sonlarının gelmesini hiç
istemiyordum. Zamanla ondan
ayrılamaz olmuş, fırsat buldukça ona yakın olmaya
çalışıyordum.
İş yerinde benim hareketlerim dikkat çekmiş
arkadaşlar bana takılmaya başlamışlardı. Bütün bunlar benim umurumda bile
değildi. Aklım tamamen
onunla meşgul, hayallerim hep onun üzerine kuruluyordu. Bir gün iş
çıkışı beraber yürüyorduk. Bana dönüp içimi eriten bakışı ile - Benim en çok neremi
beğeniyorsun ? - Eee
şey....gözlerin. Evet evet
gözlerin çok güzel... - Ama herkes benimle,
gözlerim çok büyük olduğu için dalga geçiyor.! Bir süre
konuşamadım. Yan yana
yürüyorduk elimi uzatıp yavaşça elini tuttum. Elini elime ürkerek bıraktı,
önce yavaşça tuttuğum elini hafifçe sıkarak -kim ne derse
desin.!Umurumda değil. Seninle
olmayı ve gözlerinin içine bakarak seni seviyorum demeyi çok
istiyorum. Hâlâ düşünürüm o
gün onun elini nasıl tutmuş ve nasıl ona bunları
söyleyebilmiştim.evlerinin yanına yaklaşınca - Yarın
buluşalım mı?" Başını
öne eğdi,utangaç bir tavırla yüzüme bakarak - Evden
bırakmazlar ki... - Sen istersen
gelirsin. Seni Yenikapı sahilinde
bekleyeceğim. Hızlı
adımlarla evlerine doğru yürüdü.
İçimin boşaldığını kalbimin
burulduğunu hissettim bir an.
Elimde onun elinin terleyen kokusu duruyordu, elimi burnuma götürüp
sanki havayı koklar gibi derin derin kokladım,o anda sanki bir
karanfil kokusu gibi geldi.
Dudaklarımda tatlı bir gülümseme ile elimi pantolonumun
cebine sokarken, dudaklarımdaki gülümseme ıslığa
dönüşüp karşılıksız sevenler Melodisiyle
buluştu. Bu neydi Allah'ım
içim içime sığmıyor, haftalardır yapmak isteyip de
yapamadığım bir çok şeyi yapmanın verdiği hazla
rahatlıyor, ayaklarım beni bekar evinin
yalnızlığına götürmek istemiyordu sanki. Bir kaç saat istiklal caddesinin
kalabalığında amaçsızca dolaştım. Aklım mütemadiyen ondaydı
vitrinlerin tamamında o vardı.
Yağmur başlamış hafiften çiseliyor, insanlar
şemsiyelerinin sivri uçlarını birilerine batırmamak için
gayret ediyordu. Bense bunlara
boş gözlerle bakıyor hatta ıslandığımı
bile hissetmiyordum. Ne kadar
dolaştığımı bilmiyorum ama eve
vardığımda sudan çıkmış balığa
dönmüştüm. ....................................... Pazar günü
uyandığımda ilk önce camdan dışarı
baktım.hava çok güzeldi mutlulukla yataktan kalktım tıraş
olup duş yaptım. Üzerime en
güzel kıyafetlerimi giyip dışarı çıktım. Saat 11 olmuştu muhallebicide
kahvaltı yapıp gezinerek Yenikapı sahiline gidiyordum. Ama onların evinin yanından
gitmek istemiştim ve bunun da karşılığını
gördüm onunla yolda karşılaştık. Bu gün daha güzeldi, ya da bana öyle
geldi. Hafifçe gülümseyerek
yanıma yaklaştı, tokalaşıp,
selamlaştık. Elini
bırakmadan yürümeye başladık.
Ona dönüp - Dolmuşa binelim
mi?- Hayır...böyle daha iyi Allahım. Benim istediğim zaten buydu. İçimi okuyan ve arada bir tatlı
gülümsemesinin yanında iri badem gözleriyle beni mutlu eden şahane
bir sevgilim vardı. Mutlulukla
bunları düşünürken birden bana iyice yaslandı. Bir arabanın hızla geçmesinden
ürpermişti. Onun
sıcaklığını ilk o anda hissetmiştim. Vitrinleri seyrederek
yürüdük. Sahile
vardığımızda genç sevgililer çoktan sandalları
işgal etmiş, birer ikişer kıyıdan
uzaklaşıyorlardı.
Bizde bir sandal kiralayıp denize açıldık. Kürekleri ben çekiyor devamlı onun
gözlerine bakıyordum. Tam
karşımdaydı.
Tatlı gülümsemesiyle akşam babasından yiyeceği
tokatları anlatıyordu. -
Ama olsun seninle beraber oluyorum ya...
Diyor, kendini avutuyordu.
Bayağı açılmıştık kıyıdan
bende yorulmuştum. Yanıma
geldi. Yan yana oturup denizin
güzelliğini konuşarak gelip geçen gemileri seyrediyorduk. Bir elimi onun omzuna atıp, ona daha
da yaklaşmıştım.
Bacağıma değen bacağı alev gibiydi. Sanki benim bacağımı
tutuşturmak ister gibiydi.
Başını kaldırıp iri gözlerini gözlerime
dikerek fısıltıyla - Beni
seviyormusun? - Çoook - Bende seni
seviyorum. İlk gördüğüm den
beri... Daha fazla
konuşmasına fırsat bırakmamış dudaklarına
bir öpücük konduruvermiştim.
Bunu nasıl yaptım.
Bilemiyorum. Uzun bir süre
öylece bakışarak kaldık.
Dudaklarımız tekrar birleştiğinde bunu ikimiz
birlikte istemiş ve yapmıştık. Oldukça uzun sürdü ama bir o kadarda acemice idi. Sanırım bunu ikimizde ilk kez
yapıyorduk. O gün çok güzel ve
samimi bir aşkın ilk birlikteliği idi. Mutlu bir kaç saati birlikte geçirmenin
zafer sarhoşluğuyla kıyıya döndük. El ele yürüyerek onu mahallesine kadar
bıraktım. Çok mutlu idim. Yoldaki cola kutularına tekme atarak
eve gidiyordum. Onunla ancak birkaç ay
beraber olabildik. Babası
Adana'ya tayin olmuştu haliyle o da işten ayrıldı. İş yerinden
çıkışta beraberce dolmuş-taksi ye bindik arka koltukta
yan yana oturuyorduk ve onun sıcaklığını tekrar,
hatta bu kez daha da sıcak olarak hissettim. Bacağımı uyuşturacak derecede idi maalesef
kısa sürdü inerken elimi tutup gözlerimin içine bakarak gülümsedi... - Sana yazarsam, sende
yazar mısın? - Ta....tabi.. Diyebildim. Acı ve hüznü birlikte yaşıyordum. ....................................... Aradan 20 yıl
geçmişti. Evlenip bir aile
oluşturmuş, iki çocuk sahibi olmuştum. Bir iş için sirkeciye gidiyordum. Yenikapı'dan geçerken yağmur
çiselemeye başlamıştı.
Bende çağrışım gençliğimle ilgili idi. Arabayı sağa çekip stop
ettim. Sahil o günden sonra çok
değişmişti ama yinede her yerde hatıralarım
vardı. Uzun bir süre denizin
enginlerinden gözlerimi alamadım.
Onun iri badem gözlerini ve sıcaklığını
düşündüm. Artık onun neden
bu kadar sıcak olduğunu biliyordum. O da benim gibi arzulamış ve bu arzusunu
dışa vurmuştu.
Üşüdüğümü hissederek ürperdim. Başımı iki yana sallayarak - Senin
sıcaklığını çok özledim....! Sevgilim.
Mırıldanarak
arabaya bindiğim de ıslanmıştım ama içim sıcacıktı. Sıcaklığın / Bayram Ali Aydın |
Geri:: |
Ó2002