::Senden
Oncesi::
|
Gündüzleri
erkekler kahvelerinde domino oynar, kadinlar bakracla su tasirdi Gece olunca
yataklar utanirdi yatakligindan, duvarlarin yüzü kizarirdi Eller ve ayaklar
bütün gece kirli bulasiklar gibi yikanmayi beklerdi Sehirler gördüm ben.. |
Senden Oncesi Düsünüyorum da; bir bakima senden öncesi yok gibi bir sey Cünkü
senden önceki yillar, sana hazirladi beni Senden önce tandigim kisiler, seni
buldugum zaman degerini daha iyi anlayabilmem icin birer sebepten baska bir
sey degillerdi Sensiz anilarim seninle geçen bir günün anisi yaninda o kadar
kuru ve ciliz ki! Uzun yillar amansiz bir olusun icinde calkalanip durdum Bir trendim;
kücücük istasyonlardan gectim, sonunda sana varmak icin Bir gemiydim; irili
ufakli limanlara ugradim, bir gün senin limanina gelmek icin Bir yoldum; nice
insanlar cignedi beni Simdi ayaklarinin temasindaki hazzi daha iyi anliyorum. Bir kitaptim; beni okudular, fakat anlayan cikmadi Yillarca seni
bekledi sayfalarim, okuyasin diye Yoklugunda bir kadehtim ben, Türlü
ickilerle doldurup agizlarina bosalttilar beni Yere carptilar kirilmadim,
duvara vurdular parcalanmadim Bir gün icime senin güzelliginin dolacagini
bildigim icin Dudaklarinin degdigi her yerde bir ölümsüzlük atesinin
yanacagina inandigim icin Gör, bir kadehin nasil sarhos oldugunu. Simdi sarhosum ben Kursun askerler,
bebekler, oyuncaklar vardi senden önce Durup durup aldanmalar vardi, aldigini
geri vermeyen aynalar vardi Hep karanliga acilan pencereler, ardinda igrenc
yaratiklarin yasadigi büyük kapilar vardi Sehirler gördüm; sokaklarinda bir
toz bulutuydu yasamak Carsilarinda fazilet kiloyla satilir, namus metreyle
alinirdi Evlerinde yanyana yasardi insanlarla hayvanlar Sabahlari yalan
girerdi pencerelerinden isik yerine Aksamlar pis bir koku gibi gelir, geceler
bir hisim gibi cökerdi o sehirlerin üstüne Her evde bir cocuk aglardive her
gün bir cocuk ölürdü sitmadan. Gündüzleri erkekler kahvelerinde domino oynar, kadinlar bakracla su
tasirdi Gece olunca yataklar utanirdi yatakligindan, duvarlarin yüzü
kizarirdi Eller ve ayaklar bütün gece kirli bulasiklar gibi yikanmayi
beklerdi Sehirler gördüm ben.. Sefaletin utanc olmadigi sehirler gördüm Bencilliklerin birer
apartman gibi yükseldigi ve sereflerin camurlara düstügü sehirler gördüm
yaptigini anlamiyordu Balolarda, sölenlerde kötü bir oyundu yasamak Kadinlar
elmaslariyla ölcüyorlardi güzelliklerini Erkekler banka cüzdanlariyla
degerliydiler Ne sehirler gördüm ben.. Tiyatrolarinda, sinemalarinda aldanislarimiz, utanclarimiz oynanirdi
Meyhanelerinde kirli ve renkli sulardi icilen. Mayilesmis bir köhne zamandi Cesitli tuzaklarla doluydu her
sokagi. Büyük arenalara benzeyen
sokaklarinda kan ve zulüm kokardi. Bir semtinde parfüm kokulariydi havaya karisan. Bir semti amonyak kokardi. Ve nice insanlar gördüm ben Mihriban. Aliskin elleri kötülük etmeden duramazdi. Yalan söylemeden edemezdi dudaklari.
Gurur kötü dikilmis bir elbiseydi üzerlerinde. Bos kovalar gibi ses verirlerdi dokunuldugu zaman. Nice insanlar gördüm ben Mihriban. Bir yoksula en kücük bir iyiligi yapmaktan cekinen, fakat bir gecenin
cömert bir saatinde onbinleri, yüzbinleri vahsi bir zevkle kaybeden insanlar
gördüm. Din adamlari aldatilacak bir kadin, irzina gecilecek bir cocuk
ariyordu mabetlerinde. Zenginlerine daha sömürülecek insanlar gerekti. Ben yüzü jiletle kesilmis kötü adamlar gördüm ve ben her sabah yüzünü
tras ettigi jilet kadar para etmeyen daha kötü adamlar gördüm Mihriban. En adi kiskancliklar gördüm, kavgalar, zulümler, iskenceler, en
ucuzundan kirli camasirlar, pacavralar, camurlar, irinler, cirkefler gördüm. Seni taniyincaya kadar dinledigim catlak sesli bir plakti, berbat bir
filmdi seyrettigim. Seni görünceye kadar kötülükten yana ne varsa tanidim,cirkinlikten
yana ne varsa gördüm. Tut ki bir kum cölündeydim, kizgin bir günesin altinda susuzluktan
catladi dudaklarim. Simdi senin dupduru kaynagina egilip su icerken varliginin paha
bicilmez degerini daha iyi anliyorum. Yoklugunu bu kadar derinden tatmasaydim, varliginin essiz anlamina
varamazdim. Tut ki yillarca süren bir geceydi senden öncesi. Günessiz aysiz, yildizsiz bir gökyüzüydü. Kupkuru bir eski deniz kalintisiydi.
Cekilmis bir nehir yatagiydi. Senden önce bir gün seni bulmak ümidiydi beni yasatan. Tohumun yesermek icin yagmuru, cicegin acmak icin günesi bekledigi
gibi bekledim seni. Nasil bir nehir denize kavusmak icin uzak mesafelerden caglaya
caglaya gelirse; iste ben de öyle geldim senin denizlerine. Senden öncesi uzun, ugultulu bir arayisti, kudurmus bir calkantiydi. Yoklugun öyle bir ucurumdu ki; yeryüzündeki bütün ucurumlari uc uca
eklesek, yoklugunun yaninda bir nokta gibi kalirdi. Bütün girdaplar bir araya gelse; varliginin derinligine yaklasamaz
simdi. Senden önceki yillardan sana kendimi getiriyorum. Yoklugunu tatmis, her yerde seni bir rüzgarcasina aramis ve vahsi,
büyük bir nehircesine sana kosmus bir ben var simdi karsinda. Arindim bütün kötülüklerden sana geldim. Seni yarinlara götürecegim, gel; yasanmamis zamanlara, erisilmemis
hazlara götürecegim seni. Inan ki ne
senden öncesi vardi, ne de benden öncesi. Ü. Yasar Oguzcan |
Geri:: |
Ó2001