::Sayilarin
Dili::
|
|
Sayilarin Dili Yüzyıllar boyunca insanlar sayılara özel bir önem verdiler,
onlara rakamsal değerlerinin ötesinde anlamlar yüklediler. Matematiğin bir aracı olan
sayıların insanın kişiliğinin gizli
yanlarını gösterdiği düşünüldü. Pek çok insan sayıların uğuruna ya da
uğursuzluğuna inandı. M.Ö. 2000'de, İbraniler,
Yunanlılar, Latinler ve Araplar baştanrılarının
herbirine bir sayı verdiler.
Mayalar, oluşturdukları 260 günlük tören takviminde,
takvimi, her biri bir Tanrının adını taşıyan 20
günlük devrelere böldüler. Her
tanrının adına 1-13 arası değişen bir de
sayı verdiler. Böylece 260 günlük takvimin her gününün, Tanrılarla
ilişkili özel bir adı ve başka bir gün için yinelenmiyen bir
sayısı vardı. Pisagorcular sayıların aklı,
sağlığı, adaleti ve evliliği etkilediğini
düşünüyorlardı. Onlara
göre, bütün sayıların başlangıcı olan 1,
birliği ve tekliği temsil ediyordu. Çift sayılar dişildi, ilk çift sayı olan 2
farklı düşüncelerin simgesiydi ve çeşitliliği temsil
ediyordu. 1 ve 2
sayılarının toplamından oluşan ilk tek sayı 3
erildi ve uyumun simgesiydi. 4
sayısı adaleti, ilk dişil ve eril sayıların
toplamından oluşan 5 evliliği, 6
yalnızlığı, 7 sağlığı ve 8
aşkı temsil ediyordu.
Pisagorcuların sisteminde ilk dört sayının toplamı
olan 10 en mükemmel sayıydı.
Onlara göre yıldız türünden gökte dolanan 10 cisim
olmalıydı. Fakat görünen
sadece 9 cisim varken onlar özel bir onuncu cisim oluşturdular; görünmez
bir karşı dünya. Plato, sayıların gizemi ile ilgilendi. "Republic" adlı
kitabında, "iyi ve kötünün efendisi"olarak nitelediği
mistik bir sayı üzerine yazdı ama bu sayının ne
olduğunu belirtmedi. Daha sonra
bu sayı üzerine birçok çalışma yapıldı. Bir görüşe göre, Hint ve Babil
gizemciliğinde önemli bir yeri olan, 60 veya 12.960.000 sayısı Platon'un mistik sayısı
idi. Onun için bu sayılara
"Platonik sayılar" adı verildi. Taocu düşüncede ise, bir; ikiyi, iki de üçü
yaratmıştır. Bir
Tao'dur, iki Yin ve Yang, üç ise cennet, dünya ve insanlığı
temsil eder. Bir dönem gizem, kahinlik ve büyü alanlarında bir sözcüğü
oluşturan harflerin değerlerinin toplamı ile
uğraşıldı.
Böylece sözcükler sayısal değer kazandılar. Bu konudaki en güzel örnek, Arapların
Ebced hesabıdır. Hemen her
alfabedeki harflerin çok eskiden beri rakam olarak birer
karşılığı bulunduğu bilinmektedir. Bunlar arasında en çok tanınan
İbrani-Suryani, Grek ve Latin harf-sayı sistemidir. "Ebced hesabı" denilen ve
Arap alfabesinin ebced tertibine dayanan rakamlar ve hesap sistemi müslüman
uluslar arasında kullanılmaktadır. Ebced, Arap alfabesindeki harflerin kolay öğrenilmesi için
düzenlenmiş sözcüklerdir. Sekiz
sözcükten oluşur. Bu sekiz
sözcük içinde 28 harf bulunmaktadır.
İlk dokuz harf 1-9'u, ikinci dokuz harf 10-90'ı, üçüncü
dokuz harf 100-900 sayılarını ve son harf 1000'i gösterir. Ebcedin her harfinin bir Tanrı adına ve doğal güçlere
karşılık olduğu sayılmıştır; bir
yandan harf ve sayılar arasındaki ilişkiler, öte yandan
bunlara karşılık gelen simgeler sayesinde gizemli bir yol
oluşturulmuştur. Ebced hesabı, birçok alanda kullanıldı. İslam dünyasında özellikle
tasavvuf, astronomi, astroloji, edebiyat ve mimari alanlarıyla sihir ve
büyücülükte kullanılıyordu.
Kullanım alanlarında ki bazı örnekler şunlardır;
İslam dünyasında kitap düzenlemelerinde ebcedden
faydalanıldı. Arap
alfabesinin kullanıldığı ülkelerde kitapların
başında eserden ayrı bilgiler verileceği zaman, bu
kısım ebced harfleriyle numaralanıyordu. Ayrıca, kitaplarda önsöz, sunuş,
içindekiler ve dizin gibi kitabın asıl bölümlerinden ayrı olan
sayfalarda sayfa numarası olarak kullanıldığı
görülür. Ebced mimaride de
kullanılıyordu. Mimar Sinan
tarafından bu kelimelerin karşılığı sayılardan
faydalanmak suretiyle, yapılardaki oranların belirlenmesinde ve
modüler düzenin oluşumunda kullanılmıştır. Ebcedin fizik, matematik ve astronomide
kullanılışı ise daha çok "hesab-i cumül"e
dayanmaktadır. Ancak astronomik
gözlemlerde kullanılan çeşitli gözlem araçlarında ebced
harfleri rakam yerine kullanılmıştır. Ebced halk arasında da çeşitli maksatlarla
kulanılıyordu. Bunlardan
biri, doğum yılını veren harflerin biraraya
getirilmesiyle ortaya çıkan kelimenin çocuğa ad olarak
konulmasıdır. Mesela hicri
1290 (1873) yılında doğan Mehmet Akif Ersoy'un adı,
babası tarafından bu usülle Ragıyf olarak konulmuş, fakat
bu alışılmamış kelime, babasının ölünceye
kadar Ragıyf demekte ısrar etmesine rağmen yakın çevresi
tarafından Akif şekline dönüştürülmüştür. Bazı sözcüklerin sayısal değeri o sözcüklerin simgesi
olarak kullanıldı; örneğin Muhammed adının
sayısal değeri olan 92, Hz.
Muhammed'i çağrıştırıyordu. Bu konudaki başka bir örnek ise 31
sayısıyla ilgilidir.
"31 çekmek" çocukluk döneminde sokaktan edindiğimiz
kavramdır, o dönemlerde erkeklerin masturbasyona ulasmaşında
elinin hareketinin sayısı olarak öğrenilse de, gerçekte 31
sayısı masturbasyon kelimesinin arap alfabesindeki sayısal
değeridir. Benzer şekilde
Mahbub (sevgili) sözcüğünün ve buna eş anlamlı olan diğer
sözcüğün sayısal değeri 58'dir ve bu sayı kötü
şeyleri anımsattığı için, "ellisekiz" sözü
bir aşağılamayı içermektedir, Güneydoğu Anadolu'da
hala öğrencilerin bu numarayı alması istenilmez. Argo olarak kullanılan
"beşlik" kavramı da Arapçada sayısal değeri 5
olan harfin görünümüyle ilgilidir.
Yuvarlak bir biçimi olan bu harfin görünümü, 5 sayısına
farklı bir anlam yüklemiştir. Tarih düşürme, herhangi bir tarih olayını ebced'in
sayı değerleriyle saptama işidir. Harflerin toplamı, belirli bir hicret
yılını gösteren bir sözcükle, tamlama bulmak da; tümce,
mısra yada bir beyit düşürme yoluyla yapılır. Ebced hesabı, evlenme, ölüm, doğum, toplumsal olaylar,
hatta günlük önemsiz olaylar için de kullanıldı. Bu yöntemle, tarihini belirlemek için
rakamlar kullanmak yerine, rakamların karşılığı
olan harflerle üzerine şiir yada özel bir yazı
yazılıyordu. Örneğin; Fransızların 1213 tarihinde Mısır'a
girmeleri üzerine, "Hiyanetle Fança girdi Mısra" çıkış tarihleri olan 1216 içinse, "Kahire fatihi
Sultan Selim oldu yine" mısraları yazılıyordu ki bu mısraları
oluşturan kelimelerin ebced hesabındaki değerleri bu
yılları veriyordu. Mezar taşlarına da ölüm yılını yazmak
yerine, ebced hesabında bu yılı veren mısralar
kullanılıyordu; örneğin 1231 Hicri yılında ölen
birisi için mezar taşına arapça harflerle; "Süleyman İzzet
Allaha emanet" yazılıyordu. M. Arif Cebir |
Geri:: |
Ó2001