::Mutluluk Budur::

 

 

 

 

Telefon israrla çalmaktadir.  'Artik kapanacak herhalde!' dedigin anda son bir gayretle ahizeyi kaparsin.  'Alo?'.  'Alo, sevgili dostum.  Geçen gün haberlerini aldim.  Kosmak sana yarasiyor.  Devam dostum devam!  Iyi ki varsin.' Asil sen iyi ki varsin sevgili dostum, asil sen.  Mutluluk budur.

MUTLULUK BUDUR !

 

Açik pencerenden sabah, hafif bir esintiyle birlikte odana dolar.  Tül perde basinin üzerinde oynasir, dalgalanir, tekrar yerine döner.  Tüm amaci seni uyandirmaktir.  Davetiyesinin üzerine bir de sabahlarin o doyumsuz toprak kokusunu, nemli ilikligini da eklemistir.  Çagrinin pesi sira akar gider bedenin, ruhun...  Kendini tahta sandalyeler üzerinde, avucunda ince bellinin sicakligi, damaginda sabah simidinin çitirligi arasina sikistirilmis kasar peynirinin tadi, gözlerinde bir sevgili dostun sicakligi, deniz dibi çay bahçelerinden birinde bulursun.  Dakika hesaplari yoktur.  Tüm evren o anda, sizin yaninizdadir.  Zamanin hakimi olursunuz farkina varmadan.  Sohbet, çocuklugumun macunlari gibi kivamlanir, renklenir, tatlanir her geçen saniyede.  Için, almis basini gitmektedir hafif titremelerle.  Martilar yüreginde kanat çirpmaktadir.  Mutluluk budur!

 

Ardinizda kumsalin üzerine birakilmis iki çift sandalet, iki penye ve paylasilacak bir havlu kalmistir.  Denizin turkuazi dindirmez maviye duyulan özlemi..  Derin maviler çeker, lacivertler el eder.  Bir kulaç bir kulaç daha...  En yakin kiyi yüzlerce metre ötededir artik.  Siz, kaybolmus bir dünyanin kayip iki gezgini...  Yasamin tüm hir gürünü yikarsiniz dingin sularda.  Kirli çamasirlardan elinizde kalan dostluktur, hosgörüdür, sevgidir.  Zaman durur.  Sözcükler üsüsürler.  Dört kisilik bir ailenin yillik kelime harcamasini katlar geçersiniz, bir saatlik deniz ortasi söylesisinde.

Paylastikça güzellestigini farkedersiniz, yasamin ta kendisi olan o anlarin.

Mutluluk budur!

 

Yillarin aliskanligi ile posta kutusuna uzanir eliniz.  Telefon faturalari, kredi karti ekstrelerinin arasina beyaz bir zarf sikismistir.  Eliniz nedenli-nedensiz ilk ona uzanir.  Üzerindeki kargacik burgacik, mürekkebi sevgi olan yazi, uzanir, yüreginizi kavrar.  Içiniz gün dogumu gibi aydinlanir.  Sanki zarf seffaftir.  Yazilanlari açmadan da okuyabilirsiniz :

'Sevgili Ayci, seni çok özledim.  Biliyor musun yanina gelince ilk ne yapacagim?  Sana sarilacagim, çok hem de çooooooookkkk...' Çiçek resimleri, kalpler kenarlarda.  Mutluluk budur!

 

Tahlil sonuçlarini alma vakti gelmistir.  Merakin kosar adim giderken, ayaklarin geri geri gidiyordur.  O bir yigin latince kelime arasindan gerçegi anlayip, anlayamayacagini sorgularsin.  Beynin ve kalbin içerde kiyasiya savasmaktadir.  Hangisinin galip gelecegi umurunda bile degildir.

Hemsirenin gözlerinden bir seyler okumaya çalisirsin.  Mimiklerini incelersin.  Zarf elinde elektrige çarpilmis gibi titremektedir.  Parmaklarin hissizlesir.

Harfler bir görünüp, bir kaybolmaktadir : 'Negatif.'.  'Negatif ne demek?' diye sorarsin.  'Temiz!' O an sanki içine çektigin nefesin tatli bir lezzeti vardir.  Renkler parlaklasmis, ayagina sürünen pis sokak kedisi samur tüylü olmustur.  Biraz önce isitmedigin melodilerle dolar kulaklarin.  Mutluluk budur!

 

Telefon israrla çalmaktadir.  'Artik kapanacak herhalde!' dedigin anda son bir gayretle ahizeyi kaparsin.  'Alo?'.  'Alo, sevgili dostum.  Geçen gün haberlerini aldim.  Kosmak sana yarasiyor.  Devam dostum devam!  Iyi ki varsin.' Asil sen iyi ki varsin sevgili dostum, asil sen.  Mutluluk budur.

 

Buzdolabinin kapagina uzanirsin.  Sicak alnindan, damarlarindan, beyninden fiskirmaktadir.  Bir kaç saniye buzdolabinin serinliginde kendine gelmeye çalisirsin.  Önce bardagini doldurursun soguk suyla.  Ardindan sebzelikten bir domates alirsin en kirmizilarindan, en irilerinden .  Evin en fazla esen yerine, iki pencere arasindaki koltuguna gömülürsün.  Biraz tuz, bir isirik domates.  Biraz tuz, bir isirik domates...  Ardindan buzz gibi bir su.

Domatesin, suyun ve tuzun oldugu için ve bundan tat alabildigin için sükredersin.  Mutluluk budur!

 

Mevsim bahardir.  Evlerin içlerine çiçek kokulari öbek öbek dolmaya baslamistir.  Hani elini uzatsan kokulari birbirinden ayirabilirmissin gibi gelir.  Bu yasemin, bu ilgin, bu bu ...  bunu hatirlamiyorum iste.  Her seyi basaracagin hissini de beraberinde doldurur içine bahar.  Yürümek istersin.

Sanki adimlarsan yollari, anlar uzayacaktir, doygunluk hissin artacaktir.

Yollarin bir bilinmez yerinde, yagmur atistirmaya baslar.  Kaçmak mi?

Asla!

Yüzünü çevirirsin gökyüzüne.  Yüzüne yüzüne gelir her damla.  Yagan her damlayla birlikte arinirsin.  Bir parçan daha çocuk masumiyetine kavusur.

Yagmur görevini yapip da elini etegini çekiverdiginde ardinda izini birakir, o cigerlerini bastan çikartan toprak kokusunu.  Adeta içersin o kokuyu.

Mutluluk budur!

 

Mevsim sonbahardir.  Üzerinde balikçi bir kazak, ayaklarinda yarim porsiyon botlarin nereye varacagini hesap etmeden, hani öylesine agaçlarin altina altina yürümeye baslarsin.  Ayaklarin birer süpürge, yapraklari savurursun saga sola.  Çitir çitir olanlarini da kirilgan dokunuslarla ayaklarinin altindaki senfoniye dahil edersin.  Uzaklara daldirirsin gözlerini, agaçlarin birlestigi o en son noktaya.  Kirmizi, turuncu, kahverengi, sari o birbirinde eriyen yogunlukta sen de kaybolursun.  Renk olursun, ses olursun, ümit olursun gelecege dogru.  Mutluluk budur!

 

Mevsim kistir.  Kar olarak dönmüstür geriye topragin suyu.  Aksamin derinliklerinden bir ses uzanir kulaklarina : 'Booo...za...' Bir çingirak etkisi yapar bu senin için.  'Haydi, disariya çik' isareti!

Eldivenlerin, sapkan, tam taçhizat disarida bulursun kendini.  Ayaklarinda gözlerin.

Bozulmamis kar alanlari kesfedersin.  Ve özenle izini birakirsin dünyaya biraz sonra silinecek olacagini bilsen de!  Yer egime kavustugunda saliverirsin kendini asagilara yuvarlana yuvarlana.  Artik sen bir kardan adamsindir.  Hem de en komiklerinden biri.  Mutluluk budur1

 

Mevsim yazdir.  Arabanin açik penceresinden esen ilik rüzgar yüzünü oksamaktadir.  Saçlarin dagilir özgürce.  Günes içini isitir.  Biraz daha devam edip, arabayi kenara çekersin.  Kendine yesilliklerin arasindan bir yol açip, derenin kenarina varirsin.  'Ayakkabilar fora!' dersin.  Paçalarini sivarsin ve taslarin üzerinde dengeni korumaya çalisarak buz gibi suyun içerisinde yürürsün.  Ayaklarin uyusmaya basladigi ani beklersin çikmak için.  Hemen yanibasindaki çesmeden kana kana su içersin.  Yüzünü yikarsin doyasiya.

Dayanamaz bir de basini sokarsin.  Suyla tanis olur, dost olur, akraba çikarsin sonunda.  Mutluluk budur!

 

Elindeki kitap, ufak ipuçlari serpmektedir önüne.  Sözcükler esaretine ha aldi ha alacaktir.  Gönüllü esaretinin basladigini, duyduklarini algilamamaya baslayan kulaklarin haber verir.  Baska diyarlardir tanidigin, bambaska kisiler tanistigin.  Eller uzanir sana sayfalarin arasindan.  Çekip aliverirler seni yanlarina.  Sabahin ilk isiklariyla birlikte son cümlelerini getirirsin ve kitabin oyunculugundan, izleyiciligine dogru yol alan o keyif ve hüznün kolkola gittigi son hamleyi yaparsin.  Bitiris...  Mutluluk budur!

 

Geri::

Ana Sayfa::

 

 

 

 

Ó2001

Hosted by www.Geocities.ws

1