::Karanligimi
Daha Cok Ozluyordun::
|
Baskalarina asik kadinlarla sevisiyorum; sevisme bittikten
sonra ansizin aglamaya basliyorlar...
Yanlisti bütün bunlar, diyorlar; hemen giyinip gitmek
istiyorlar... Gecenin kaçi olursa
olsun çikip gitmek istiyorlar... Beni
karanlikta, beni senin hayaletinle birakip gidiyorlar... |
KIMINLE SEVISSEN,KARANLIGIMI DAHA ÇOK ÖZLÜYORDUN... Ayrilik degil, özlemek
hiç degil, en büyük aci bu giderek büyüyen boslukmus... En büyük dert kimi özledigini, kimi
sevdigini bilememekmis... En büyük kaybolus
sevip sevip sonunda kimi sevdigini bilememekmis... Içimde bir ses
durmadan, dünyanin sonu geldi, diyor... Dünyanin sonu bu
halime öyle çok uyuyor ki, hiç üzülmeden, hiç korkmadan kabulleniyorum
onu... Öylesine bencilim ki, dünyanin
sonunu kendim gibi çok seviyorum... Kendim diyorum, oysa
kendim diye bir sey var mi gerçekten, iste onu hiç bilmiyorum... Kendim deyince aklima
o sahipsiz sizi geliyor... Kendim
deyince, sen artik yasama, sen artik bütün duygularini yitirdin, bir daha
artik hiçbir zaman eskisi gibi sevemeyeceksin, diyen o ses geliyor aklima... Kendim deyince, kimse beni bilmesin,
tanimasin istiyorum... O büyük
yanlislarim, o büyük yanilgilarim aklima gelince sonsuza dek evime kapanmak
istiyorum... Evimde kalip o büyük
boslugumu kapatmak istiyorum... Çünkü
o büyük boslukla saldiriya çok açik hissediyorum kendimi... Çünkü beni böyle herkes yaralayabilir... Evinde kal ve
öleceksen inleye inleye evinde öl, diyorum kendime... Ama kalamiyorum
evimde... Gecenin bir yarisi
sokaklara vuruyorum... Gözlerime vuruyor
içimin boslugu... Bir sanci
gibi... Ruhumu yeraltina kapatarak
disari çikiyorum... Bu yoklugu ben
hazirladim kendime... Simdi hiçbir
yere ait degilim... Senin sevgini
küçümsedim... Ve senin sevginde bütün
sevgileri... Bu yola niçin
çiktigimi unutmustum çünkü... Çünkü
ilk gençligim boyunca kadinlarda acima duygusu uyandiran biri olmustum ben... Güçsüz, ise
yaramayan... Konusurken yüzü
kizaran... Hep kaybetmeye mahkum... Hep sevgi dilencisi... Kendi yalnizligima,
kendi çaresizligime bakmaz, çevremdeki insanlarin tikanan asklarini,
yürümeyen iliskilerini açmaya, yürütmeye çalisirdim... Kendi yalnizligima
bakmaz, baskalarinin yalnizligini çözmeye çalisirdim... Bir iliski masumu
oldugum ve benden kimseye bir zarar gelmedigi için arkadaslarim bu islerde
hep beni kullanirlardi: Git, ona söyle, o sana inanir, onu çok sevdigimi
söyle, bana geri dönsün... Git ona,
onu sevdigimi söyle... Sevgiye en çok muhtaç
oldugum yillardi ve ben o yillarda hep can çekisen asklari kurtarmaya
çalistim... Ve belki de kendimce
dünyanin en yoksul, en korunaksiz insaniydim... Içimde sanki dünyanin en büyük sizisi vardi... Ve öyle kolay inaniyordum ki söylenen her
seye, içimdeki o en derin sizi kimsesiz bir sevda halinde akiyordu
içime... Kimsesiz, ama derin bir
sevda gibi... Oysa çok eski bir
masaldi inandigim; ben ancak herkesin mutlu oldugu bir dünyada kavusabilirdim
sevdigim insana... Çok eski bir
masaldi inandigim... Çocuktum o
zamanlar... Yalan nedir bilmezdim... Görünen, bana söylenen
neyse en çok ona inanirdim...
Insanlarin sadece bir yüzü var sanirdim... Ve ben ömrümün o en
saf yillarinda en çok o yüze sarildim...
O yüze inandim... Sonra o
yüzü, o biricik, o vazgeçilmez yüzü kalbimdeki en gizli, en derin yere
sakladim... Beni öyle
küçümsemisler, öyle kirmislardi ki, o yüzü hakedebilmek için onu bu dünyadan
gizleyip en derinime saklamam gerektigini ögrenmistim. Tek bildigim savasmam gerektigiydi ve
kazanmam... Duygularimi, hayallerimi
gizleyip kazanmam... Çünkü kendim gibi
olarak, o zayif, o kirilgan, o konusurken yüzü kizaran çocuk gibi davranarak,
aradigim sevgiyi kazanma sansim yoktu...
Sakla içindeki sevgiyi, kazan, güçlü ol; o zaman içindeki her sey
senin demisti içimdeki bir ses bana... Dediklerine
uydum... Kazandim, güçlü
oldum... Bütün kirilgan yanlarimi
örttüm... Öyle büyüktü ki özledigim
sevgi, ona kavusabilmek için hep bir baskasi gibi yasadim... Yillarca sevgiyi özlerken, sanki ona hiç
ihtiyacim yokmus gibi davrandim... Sevgiyi alabildigine
yasamak için içimdeki o zavalli, o kanayan yanimi hep karanlik odalara
kapattim... Hep güçlü, hep
herkesin kabul ettigi biri gibi olmaya çalistim. Beni kabul ettikleri, bana zarar veremeyecekleri bir zamani
beklemekle geçti ömrüm. Ama öyle
büyüktü ki sevgiye duydugum özlem, bu yüzden ne zaman durmam gerektigini bir
türlü anlayamadim. Durup içimde
gizledigim sevgiyle korkusuzca yüzlesmem gerektigini anlayamadim. Ne çok yalniz, ne çok
kendime ragmen yasadigimi anlamam öyle gecikmisti ki... Geçmiste ne denli yaralanmissam iste o
kadar gecikmisti. Ne çok kirilip
kullanilmissam, insanlara duydugum o aptalca güven ne çok alaya alinmissa o
kadar ertelenmisti... Bu dünyayi kazanirsam
istedigim gibi severim sanmistim... Gözümü kazanmak
bürümüstü... Gözümü bu dünya
bürümüstü... Kendim gibi olarak
sevemiyordum sevmem gerekenleri...
Öyleyse gider kazanir, gider kopartir, kendime dokunulmaz bir alan
yaratir, bu alani yaratinca, iner içime içimdeki sevgiyi çikartir, doyasiya
severdim... Öyle çok kirilmistim
ki, bu dokunulmazlik alanini yaratincaya kadar kimseye dönüp bakmamaya karar
verdim... Önce bu dünyayi kazanacak,
ondan sonra sevecektim... Bir daha hiç öyle
kirilmamaya yemin ettim... Bir daha
hiç öyle savunmasiz olmamaya... Çünkü
o güzel, o büyülü gençligim boyunca gittigim, arzuladigim her yerden
kovulmustum... En güzel animda,
kendimi en iyi hissettigim anda kovulmustum... Artik kovulmak istemiyordum...
Hem en güçlü, hem en çok sevilen olmak istiyordum... Kucagimda o yarali, o
kanayan gençligim... Kucagimda o
savunmasiz, o herkesin yaralamaktan zevk aldigi gençligim... Kucagimda kimselerin anlamadigi yetim
gençligim... Yillar böyle geçti... Simdi sen diye kiminle
sevissem, karsima bir baska adama sevdali bir kadin çikiyor... Ben sana seni saklarken sinirlarimi
yitirmisim... Ben kirilganligimi
gizlerken, bir insan bir baska insana kendisini nasil adar, onu
yitirmisim... Ben sana kendimi
saklarken, seni dünyanin en kimsesiz, en sevgisiz kadini yapmisim... Senden zaman isterken,
sevgimi hastalikli, sevgimi kimsesiz kilmisim... Bana biraz olsun zaman tani, derken kendimden bile daha uzaga
gizlenip kalmisim... Seni bu dünyadan
kurtarabilmem için senden istedigim zaman seni bu dünyanin sonsuz kölesi
yapmis... Sana, bir gün benim,
kosulsuz benim olacaksin derken, aslinda hep seni birilerine muhtaç
kilmisim... Ben bu dünyada kendime
bir yer ararken, sen sevgiyi hep yanlis yerlerde aramissin... Ben kirilganligima, o savunmasiz sevgime
güçlü ve korunakli bir yer ararken, sen benden kurtulabilmek için sevgini
önüne çikan herkese bagislamissin...
Beni sevmen seni öylesine bosluga düsürmüs ki, o gururlu sevgin seni
öylesine düskünlestirmis ki, o yetim güzelligin kimin basini döndürmüsse ona
boyun egmissin... Öylesine kirilmis ve
öylesine yanlis ezberlemisim ki dünyayi, durmadan sana kendimi
sakliyorum... Ben nasil bosluklara
düstüysem senin de öyle büyük bosluklara düsmeni istiyorum... Baskalarina asik
kadinlarla sevisiyorum; sevisme bittikten sonra ansizin aglamaya
basliyorlar... Yanlisti bütün bunlar,
diyorlar; hemen giyinip gitmek istiyorlar...
Gecenin kaçi olursa olsun çikip gitmek istiyorlar... Beni karanlikta, beni senin hayaletinle
birakip gidiyorlar... Simdi sen kiminlesin
bilmiyorum, ama ben baska adamlara asik kadinlarla sevisirken hep seni
düsünüyorum... Senin de gecenin
olmadik bir vaktinde, yanlisti bütün bunlar, deyip çabucak giyinmeni ve o
derin suçluluk duygunla karanliklara karismani seyrediyorum... Sevgili, öyle yanlis
bir yerdi ki bu dünya, ben seni en çok karanlikta kaldigim zamanlar
özlüyordum... Ben seni en çok baska
adamlara asik kadinlarla sevistigim zaman özlüyordum... Öyle yanlis bir yerdi
ki bu dünya, benden kurtulmak için kiminle sevissen benim karanligimi daha
çok özlüyordun... Cezmi Ersöz
|
Geri:: |
Ó2001