|
Iki oglunu depremde kaybettikten sonra ruhunu ölüm korkulari
saran orta yasli bir adam doktor, doktor dolasip derdine çare ararken
üfürükçülere kadar düsmüs.
|
Yavuz Bingöl epeydir Kara
Tren'i gökyüzüne bakarak söylüyor. Zaman zaman da aglayarak...
Biz televolelere aldanip onu, krizden etkilenen çogu sanatçi gibi bos,
bos otururken cani sikilip kiz arkadasi ile mesaj teatisine giristigini
sanarken meger o 'Anadolu'da turnedeymis... Tek kurus para almadan 50'ye
yakin ilde konser vermis. Bilet fiyatlari ise sudan ucuz. Ortalama 3-4 milyon
lira. Ancak karsiliyor turne masraflarini.
'Buna ragmen' diyor Yavuz: 'Yine de bu parayi ödemek için zorlandi insanlar.
Adiyaman'da 1000 kisi biletli varsa içerde, disarda 2000 kisi vardi ve 'Yavuz
bizi içeri al' diye tempo tutuyorlardi...'
Krizden sonra kaset satislari ve konser organizasyonlarindaki durgunluk
dokunmus Yavuz Bingöl'e. 'Sanki' diyor 'Herkes müzikten vazgeçmis gibi geliyordu
bana. Ne sarki söyleyen var ne de dinleyen. Koca ülke cenaze çikmis evler
gibi sus, pus...'
Bir de internet adresine gönderilen bir öykü okumus. O öykü tuzu, biberi
olmus bu konserler dizisi fikrinin...
Öykü söyle...
Iki oglunu depremde kaybettikten sonra ruhunu ölüm korkulari saran orta yasli
bir adam doktor, doktor dolasip derdine çare ararken üfürükçülere kadar
düsmüs. 'Sen' demis en son gittigi hoca. 'Bir evliyaya rastgeleceksin,
derdinin dermanini da o söyleyecek...' Öykü bu ya, ölümden korkan adam,
bir kaç gün sonra tisörtünde 'Evliya' yazan simitçi bir çocuga rastgelmis.
Hemen kosup 'Aman evliyam derdimin dermani sende' diyerek yapismis çocugun
ellerine. Çocuk, derdini ögrenince pimpirikli adamin 'Aman amca' demis
neseyle 'Ölümden korkulur mu? Ölünce gökyüzüne, yildizlara gidersin ve oradan
bir güzel seyredersin dünyayi...'
Ölümden Korkan, kuskuyla bakmis simitçi çocuga ve 'Nereden biliyorsun bunun
böyle olacagini?' diye sormus.
Simitçi çocuk durmus bir an. Ilerdeki balon satan adami göstererek 'Su
balonlardan bana on tane alirsan söylerim...' demis.
Ölümden Korkan, bir kosu gidip almis balonlari, çocuga vermis ve 'Hadi söyle'
demis. 'Kim söyledi bunu sana?' Simitçi çocuk balonlari 'tek, tek' salarken
gökyüzüne 'dedem' demis. 'Dedem söyledi ölümden sonra yildizlara
gidildigini...'
Tabii pek inandirici gelmemis bu sözler Ölümden Korkan'a. Ha!. ma!. diyerek
uzaklasmis, elindeki balonlari nese içinde gökyüzüne 'salan simitçi çocugun'
yanindan...
Aradan aylar geçmis. Ölümden Korkan'in yolu bir gün simitçi çocuga rastladigi
semte düsünce aklina gelmis çocuk. Bakinmis görememis.. Biraz ilerde yine o
baloncu duruyormus balonlariyla, gidip ona sormus çocugu. Baloncu; 'Ha o mu?'
demis. 'Öldü o çocuk. Zaten uzun zamandir hastaydi...'
Bu öykü de tahmin edeceginiz üzere benzerleri gibi bitiyor. Ölümden Korkan,
baloncunun bütün balonlarini satin alip saliveriyor gökyüzüne...
Bu hikayeyi Yavuz Bingöl'e elektronik postayla gönderen adam, söyle bitirmis
yazisini 'Depremde kaybettigim iki oglum senin 'Kara Tren' sarkisini çok
severlerdi... Sen de bir konserinde o simitçi çocuk gibi yap ve Kara Tren'i
gökyüzüne bakarak söyle. Benim iki oglum için...'
Yavuz Bingöl sadece ölümden korkan adamin depremde kaybettigi iki oglu için
degil, müzige, morale ihtiyaci olan herkes için Kara Tren'i ya da Sari
Gelin'i söylemeye karar verip düsmüs Anadolu yollarina... Sehirler, kasabalar
bu konserle biraz canlanir gibi olmus ama hiç bir sey eski tadinda degilmis.
Alkislar bile daha ciliz, daha fersizmis eskiye göre...'
Tipki hayatlarimiz gibi.
Bu kriz hepimizi Ölümden Korkan'a çevirdi.
Ne tadimiz kaldi ne tuzumuz...
Zorlasak biraz kendimizi. Hayal kursak... Basimizi gökyüzüne kaldirip
sarkilar söylesek.
Kimbilir belki de bizi duyacak birileri vardir orada...
KeNaN
i$iK
|
Geri::
Ana Sayfa::
|