::Kadinlar
Ne Bekler::
|
Bu çözümsüzlük
tablosu içinde, karşı cinsin isteklerine göre davranmak için
yanıp tutuşan kadınlara ve erkeklere söylenebilecek en
mantıklı öğüt bence şu olabilir: Kendinizi
başkasının sizden ne beklediğine göre biçimlendirmeye
çalıştığınız sürece kaybetmeye mahkumsunuz.
"O benden ne bekliyor" diye düşünmeyi bir yana
bırakıp sizin kendinizden ve hayattan ne istediğinizi bulmaya
girişmedikçe, ortaya çıkan kişi, ne sizi ne de
başkalarını memnun edecektir. |
Kadınlar ne bekler
Okuma yazmayı öğrendiğim günden beri; dergilerde,
gazetelerde ve özellikle ilavelerinde en sık rastladığım
başlık, "Kadınlar erkeklerden ne bekler" ya da
"Erkekler kadınlardan ne bekler" türü başlıklar
sanırım... Bu tür başlıkları o kadar çok görüyorum ki, artık
ciddi ciddi, kadınların ve erkeklerin karşı cinsten
beklediklerinin büyük ölçüde bu yazılar tarafından
belirlendiğini düşünmeye başladım. Yani bana öyle geliyor ki, bu "kılavuzlar"
insanların karşı cinsi daha iyi anlamalarına
kılavuzluk etmekten ziyade; kendileri için model
oluşturmalarına yarıyor. Kadın ya da erkek, kendisini;
kendisinden ne beklendiğine bakarak yeniden biçimlendirmeye
çalışıyor. Kılavuzlar "Kadın ilgi ister" deyip durdukça;
kadınlar gitgide doymak bilmeyen ilgi oburları haline geliyorlar.
"Kadın arzulanmaktan hoşlanır" lafı ne kadar
çok tekrar edilirse, bunu okuyan kadınların libidosu da daha
edilgen ve "dışa bağımlı" hale geliyor. Bu "Kullanma Kılavuzları"nı,
kadınları ve erkekleri avucunun içi gibi bilen insanlar
yazıyor herhalde. İyi de; kadınların ve erkeklerin
beklentilerini bu kadar iyi bilen bunca insan olduğu ve bu insanlar
kırk yıldır akıl verip durdukları halde; neden hâlâ
kadın ve erkek birbirleri için birer sır küpü? Neden cinsler
arası ilişkiler bu kadar kötü gidiyor? Neden insanlar
savaşlardan çektikleri acının çok fazlasını ikili
ilişkilerdeki hezimetlerden çekiyor? *** Aslında ben, dünyanın kadınlar ve erkekler diye ikiye
ayrıldığını düşünenlerden değilim. Ama
yine de kabul ediyorum ki, cinsiyete göre bölünme ciddi bir bölünme;
kadın ya da erkek olmak, ciddi farklılıklar yaratıyor ve
bu yüzden de iki cins birbirlerini anlamakta gerçek zorluklar çekiyorlar. Bu anlamda, "erkekler kadınlardan ne bekler" ya da "kadınlar ne tür erkek ister" türü el kitapları bir ihtiyaçtan doğuyor. Ama bu ihtiyacı gideremedikleri gibi, belki de karşı cinsi daha da esrarengiz hale getirip iki cinsin de iyice gözünün korkmasına yol açıyorlar. Bir çeşit, "bu kadar garip bir yaratığı asla anlayamam" duygusu... Bu çözümsüzlük tablosu içinde, karşı cinsin isteklerine
göre davranmak için yanıp tutuşan kadınlara ve erkeklere
söylenebilecek en mantıklı öğüt bence şu olabilir:
Kendinizi başkasının sizden ne beklediğine göre
biçimlendirmeye çalıştığınız sürece kaybetmeye
mahkumsunuz. "O benden ne bekliyor" diye düşünmeyi bir yana
bırakıp sizin kendinizden ve hayattan ne istediğinizi bulmaya
girişmedikçe, ortaya çıkan kişi, ne sizi ne de
başkalarını memnun edecektir. Gerçi diyeceksiniz ki, bir bireyin, tek başına "ne istediği"
diye bir şey olabilir mi? Nasıl biri olmak istediğimizle
ilgili biriktirdiğimiz her şey sonuç olarak bize
etrafımız, çevremizdeki öteki insanlar tarafından empoze
edilen şablonlar değil midir? Ama yine de bir fark var. Bireysel hayat yalnızca karşı
cinsle ilişkiler alanından çok daha geniş, çok daha
sürprizlerle dolu ve çok daha problemli olduğu için, dayatılan
şablonu üstümüze giymek o kadar da kolay değildir. İstesek de
istemesek de o şablonu kendimizce revize edip benlik dediğimiz
şeyi farklılaştırabiliriz. Ve işte bu
farklılaşmış benlik karşı cinsten ne
beklediği konusunda da, kendine özgü bir "el kitabı"
oluşturur. Besbelli ki, yaşamın
hoyratlaştırdığı bir kadın, cinsel el
kitaplarının öngördüğü "kedi kadın" modeline
uymakta epey zorlanacaktır. Gulay Gokturk / Sabah |
Geri:: |
Ó2001