::Bushu Sectiren Guc...::

 

 

Bir başbakan, “ABD ne diyorsa doğrudur” diyebilecek kadar “teslimiyet” içindeyse, “sokaktaki vatandaş” ne yapsın?..

Bush’u seçtiren güç, Afganistan’a da saldırtır!

 

önceki günkü gazetelerin tamamında “Laden fiyaskosu” vardı... İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen’in, “Usame bin Laden’in kardeşi Abdullah’ı yakaladık” açıklamasından bir saat sonra “Aaa, kardeşi değilmiş” şeklindeki sözlerine yer veren gazeteler, “Tarihe geçecek bir gaf daha” ifadesini kullandılar!..

Birinin başlığı, sanıyorum şöyleydi:

“Bakan Bey’i kim işletiyor?”

Öyle ya;

“Üzeyir Garih’in katil zanlısı elimizde!.. Suçunu itiraf etti” açıklamasını ilk yapan da Bakan Yücelen’den başkası değildi!..

Demek ki;

Gerçekten “işletiliyordu” Yücelen!..

“Albayraklar soruşturması”nda da, kendi görevlendirdiği “müfettiş” tarafından “işletildiği” hatırlanırsa, Bakan Bey “işletme” değil, ama bu gidişle “işletilme mastırı” yapacak herhalde!..

Aslına bakarsanız;

Bu ülkede, sadece “bakan” değil, “başbakan” da işletiliyor!..

Mübarek ülke, “maden” dolu sanki!..

İşleten, işletene!

ECEVİT, BUSH’A TESLİM!

Düşünebiliyor musunuz;

ABD, “işte kanıt” diye, “19 kişilik malûm liste”yi sunuyor Ecevit’e!

Ecevit ise;

O listedeki 8 kişinin hâlâ yaşadığını, 1’inin geçen yıl öldüğünü bildiği, dahası, “Amerika’da da Deli Fuat vak’ası” başlıklarını okuduğu halde, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robertson’un eline tutuşturduğu “liste”ye bakıp, anında açıklıyor “görüş”ünü:

“ABD’nin bu kanıtları inandırıcı bulmuş olması bizim için de inandırıcıdır!”

Olamaz!.. Böyle “devlet adamlığı” olamaz!..

İnanın, duyduğum anda çıldırma noktasına geldim!..

Saçımı-başımı yoldum!..

Düşünün hele;

Bir ülke başbakanı, o kadar “teslimiyet” içinde ki ABD’ye, kendi fikrini söylemeye bile cesaret edemiyor!..

“ABD ne diyorsa doğrudur!

 

Böylesine bir “teslimiyet”, böylesine “siliklik” dünyanın başka bir ülkesinde var mıdır, bilmiyorum, ama benim ülkemde maalesef var!..

İşin doğrusu;

“İşletilen” de, sadece Ecevit değil, “70 milyon” olarak, bizleriz!..

Bırakın “bakan”ın, “başbakan”ın işletilmesini; birileri, asıl bizi işletiyor!..

İnanır mısınız;

Ecevit’in de, “bu hükümet”in de, sanki “bugünler için” işbaşına getirildiğini, artık ciddi ciddi düşünmeye başladım!..

Nasıl ki; Pakistan’da Pervez Müşerref’i getirdiler iktidara, Türkiye’de de Ecevit’in “sırf bugünler” için getirildiğine inanıyorum!..

Tıpkı;

“Seçimi Al Gore kazandığı” halde, allem edip-kallem edip George W.Bush’u, yani Bush oğlu Bush’u getirdikleri gibi!..

YASSIADA’DA NE OLMUŞSA!

Biliyorum, “Hoppalaa!.. Bu da nereden çıktı?” diyeceksiniz.

“Piyango”dan çıkmadı elbette, “faks”tan çıktı!..

Hani, bir atasözümüz vardır:

“Perşembe’nin gelişi, Çarşamba’dan bellidir!”

Bush’un geleceği de “önceden” belliydi!..

Hem de;

Al Gore kazansa bile!..

Nitekim, öyle de oldu;

Davulu çalan Gore oldu, ama “parsa”yı Bush topladı!..

Oyları Gore aldı, ama Beyaz Saray’a giden Bush oldu!..

Çünkü efendim;

“Güç odakları” öyle olmasını istiyordu!..

Tıpkı, bir benzerini “Yassıada Mahkemeleri”nde gördüğümüz gibi!..

Bilirsiniz...

“Suçsuz” olduğunu söyleyen merhum Adnan Menderes’e şöyle karşılık vermişti duruşmanın hâkimi:

“Sizi buraya getiren irade, böyle olmasını istiyor!”

Yani;

“Elim mahkûm!.. Sizi idama mahkûm edeceğim!”

Etti de!..

Kendilerini o makama oturtan, Menderes’i de Yassıada’ya götüren “irade” öyle istemişti!..

Şimdi de;

Bush’u oraya getiren “irade”, öyle olmasını istiyor!..

“Savaş” istiyor!..

 

Bush’un da eli mahkûm;

“Savaşacak!”

BİR DAVETİYE VE...

Biliyorum, sorunuza hâlâ cevap vermedim... Hâlâ soruyorsunuz:

“Niye Al Gore değil de Bush?”

Efendim;

Bu soruya cevap vermek için “biraz geriye”, yani 10 Kasım 2000 tarihine gitmek gerekiyor.

O gün;

ABD’de “seçim”lerin yapıldığı, ama “netice”nin henüz belli olmadığı bir gündür!

Dönemin Adana Amerikan Konsolosu Greta C.Hultz, yöredeki kalburüstü kişilere birer “davetiye” gönderir.

Kupürden de görüleceği üzre, “davetiye”nin üzerinde şunlar yazmaktadır:

Konuşmacı: Profesör Howard L.Reiter (Amerikalı Siyaset Bilimcisi

Konu: Temsilciler Meclisi Seçimleri (ABD Başkanlık Seçimi)

Yer: Çukurova Gazeteciler Cemiyeti

Saat: 14.30

Tarih: 10 Kasım 2000 Cuma

Uzatmayalım...

Prof. Howard L.Reiter, konuşmaya başlar.

Bir “espri” ile girer söze:

“Annem, şu an Florida’da... Oyunu Al Gore lehine kullanıyor... Şayet Al Gore, seçimi 1 oy farkla kazanırsa, annem sayesinde kazanmış olacaktır!”

Ve annem;

Dünyanın bir numaralı kadını olacaktır!.. Hillary’den de güçlü olacak!”

Prof. Reiter’in “1 oy farkla” sözü ve bunu da “Al Gore” lehinde sarfetmesi, seçimlerin nasıl “başabaş” geçeceğinin işareti gibidir!..

Tabiî;

“Espri”deki bu “mesaj”ı kavramak, o gün için mümkün değildir!..

ABD VE DIŞ POLİTİKA

Ne var ki, “2 başkan adayı ve dış politika anlayışları” konusunda da önemli mesajlar verir Prof. Reiter...

Der ki;

“Bush değişimci, Gore ise muhafazakâr bir dış politika izleyecek!”

O an, cebinden küçük bir “not” çıkarır... Bu, bir “kamuoyu araştırması”nın sonuçlarıdır... Prof. Reiter, kâğıda bakar ve şöyle devam eder sözlerine:

“Kamuoyu araştırmaları da gösteriyor ki, dış politika hakkında bilgi sahibi olan Amerikalıların sayısı sadece yüzde 4’tür!

Onun içindir ki;

Her gelen yeni başkan, dış politika ile şöhret olmak ister!

Ancak Al Gore; dış politikadan çok, iç politikaya ağırlık verdi bugüne kadar!..

Bush ise;

Dış politika konusunda hiçbir bilgisi olmamasına rağmen, dış politika ağırlıklı konuşmalar yaptı!..”

Burada araya girip bir saplama yapmak istiyorum...

Bush, Prof. Reiter’in de işaret ettiği gibi, “dış politika” konusunda, gerçekten de “zırcahil”di!..

Malûm; çıktığı bir TV programında;

Bugün “bombalamak” istediği Afganistan’daki yönetim liderini de, kendisinden “destek” istediği Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref’in ismini de, Çeçenistan Devlet Başkanı Aslan Mashadov’un adını da bilememişti!..

Hem de; seçimlerden kısa bir süre önce!..

BUSH’UN AKIL HOCALARI!

Bu saplamadan sonra, devam edelim Prof. Reiter’i dinlemeye...

Bush’un, konuşmalarında neden “dış politika”ya ağırlık verdiğini şöyle izah eder Prof. Reiter:

“Bunun belli başlı sebepleri şunlardır:

Bush’un etrafındakiler; çoğu “savaş taraftarı” olan ve çoğu da “silah tüccarı” olan kişilerdir!!!

Bush’un “danışmanlar”ından çoğu da, başta eski baba Bush’un “Savunma Bakanlığı”nı yapan Dick Cheney gibi “savaş yanlıları”dır!

Bir zamanlar baba Bush’un etrafını çepeçevre kuşatanlar, şimdi de oğul Bush’un etrafını kuşatmışlardır!!!

Al Gore ise, Bush’tan farklı olarak, “Clinton’ın devamı” niteliğinde bir dış politika izleyecektir!

BUSH-GORE FARKLILIĞI

Prof. Howard L.Reiter; gördüğünüz gibi, “Perşembe”nin geleceğini “Çarşamba”dan haber vermektedir.

Bush ve Gore arasındaki “farklılık”ları sıralarken, şunları da söyler Prof. Reiter:

“Bush, babasının yarım kalan politikasını tamamlayacaktır.

Al Gore; daha çok “ekonomi, sağlık ve çevre” ile ilgilenirken; Bush, “savunma” ağırlıklı bir politika izlemektedir... Özellikle “füze sistemlerinin kurulması” ve devamından yanadır!

Biraz önce de dediğim gibi;

Bush’un başdanışmanı Dick Cheney’dir!.. Cheney; baba Bush ve Reagan döneminde de Savunma Bakanı idi!..

Al Gore; “füze sistemleri”ne karşı... Hiçbir yere “güç” kullanılmasını istemiyor!.. Buna, Irak da dahil!..

Buna karşı;

Bush; “füze sistemleri”ni de kullanmak istiyor, “ABD gücü”nü de!.. Bunda Cheney ve Reiz’in “ulusal güvenlik” anlayışlarının rolü büyüktür!”

SAVAŞIN ADI KARİZMA!

Prof. Reiter, şöyle bitirir sözlerini:

“Hangisi seçilirse seçilsin; ABD’nin Çin ve Küba ile ilgili dış politikalarında değişiklik olmayacaktır!..

Son 25 yılda seçilen ABD başkanlarının hepsi ‘sıradan’ insanlardı... Sonradan ‘dış politika’ sayesinde ‘karizma’ kazandılar!”

Konuşma bitince “sorular”a geçilir.

Bir vatandaş sorar:

“40 yıldır, ABD’de niçin siyah bir başkan seçilemedi?”

Cevap verir Prof. Reiter:

“ABD’de, kısmî de olsa, hâlâ ırkçılık devam etmektedir!”

KEŞMİR DE HEDEFTE!

Biliyorum, soracaksınız:

“Sen orada mıydın?”

Hayır, ben orada değildim... Ama, M.Ali Yılmaz adlı okurum oradaydı... Prof. Reiter’e o soruyu soran da, bana bu “bilgi”leri aktaran da oydu...

Bugüne “ışık” tuttuğu için kendisine teşekkür ediyor ve dikkatinizi şu noktaya çekmek istiyorum:

Prof. Reiter, en az 20 kitaba katkısı olan bir “siyaset bilimci”dir ve “bugün olanlar”a taa o gün işaret etmiştir!..

Şimdi anladınız mı;

Niye Al Gore “kaybettirildi” de, George W.Bush “kazandırıldı?”

ABD’nin ; “füze”lerini ve “gücü”nü kullanması gerekiyordu!

Bunun için de;

“Bush’un kazanması” lâzımdı!..

Kazandırıldı!..

Haa, sanmayın ki, “Afganistan’la sınırlı” kalacaktır bu savaş!..

Daha önce de dediğim gibi;

Irak ve hatta İran da “hedef”tedir!

Dahası;

“Keşmir” de hedeftedir!..

Doğrusu, Keşmir hiç aklıma gelmemişti... Önceki gün öğrendim ki, “Keşmir’in bağımsızlığı” için Hindistan’a karşı savaşan “mücahit”ler de birer “terörist”tir ABD’nin gözünde!..

İşkembeden atıyor değilim... “Körfez Savaşı”nda baba Bush’un Genelkurmay Başkanı olan Colin Powell söyledi bunları!..

Powell, önceki gün Hindistan Dışişleri Bakanı Jaswant Sing ile görüştükten sonra, aynen şöyle dedi:

“Teröre karşı harekâtımızda, El Kaide’nin yanı sıra, Keşmir militanlarının da peşine düşeceğiz!”

Yani, “hedef” geniş!..

DOLMUŞA BİNME TÜRKİYE!

Görülüyor ki; işin başında sadece “Usame”nin adını zikreden ABD, bütün dünyayı işletmiştir!

Ülkelerden önce, adım adım “beyinleri iğfal” etmiş ve “19 hava korsanı palavrası” ile yutturmuştur zokayı!..

Düşünün hele;

Bir başbakan, “ABD ne diyorsa doğrudur” diyebilecek kadar “teslimiyet” içindeyse, “sokaktaki vatandaş” ne yapsın?..

Öyle görünüyor ki;

Bush da, Ecevit de, “halkları işletmek” için getirilmiş bu görevlere!..

Yani;

 

Bush’u ABD’nin, Ecevit’i de Türkiye’nin başına getiren “güç” aynı güçtür!..

Düşünüyorum da;

Acaba, “Bilderberg”ciler mi onlar?

Hani şu; Henry Kissinger’in etkin olduğu Bilderberg?!

Malûm;

Kissinger de azılı bir “Yahudi”dir!

Uyan Türkiye!

Dolmuşa gelme!..

 

H.Karakaya

 

 

Geri::

Ana Sayfa::

 

 

 

 

 

Ó2001

Hosted by www.Geocities.ws

1