::Frenler::
|
Kelimeleri kurup "Geri dönelim, bu yol buraya kadar"
demek bile size düşüyor.
Aracı çevirip başladığınız noktaya geri
dönüyorsunuz. |
FRENLER... Bir yolculuga
çiktiginizi düsünün. Yillardir
hayalini kurdugunuz bir yolculuk olsun bu.
Hele hayatinizda bu tip hayalleriniz pek gerçeklesmemisse degeri iki
kat daha fazla artacak bir yolculuk düsünün.
Yaninizda birini istiyorsunuz ve yanınızda bulunana dönüp
soruyorsunuz. "Tabii ki, seve
seve" diyor. Sizinle gelmek istiyor!!! Seviniyor, içinizden "Iste sonunda bu
kez olacak galiba" diyorsunuz.
İçinizi bir sevinç, bir umut kaplıyor, gözleriniz
parlıyor, yola çıkıyorsunuz. Konuşarak
ilerliyorsunuz yol boyu. Birbirinizi
daha yakından tanımaya başlıyorsunuz. küçük gülüşmeler, küçük
tartışmalar, derken yol daha bir güzelleşiyor sanki. Yol boyu çok güzel bir şekilde
ilerlerken biraz ileride yanınızdaki insan frene basıyor. Şaka zannediyor, yola devam
ediyorsunuz. Fakat bu hareket
kafanızı bulandırıyor. Tekrar yola devam
ediyorsunuz. Kafanızda bir kaç
soru işareti... Sorulara cevap
bulmayı bir kenara bırakıp ilerliyorsunuz. Yine güzelleşiyor sohbet,
güzelleşiyor yolculuk. Biraz
ileride yanınızdaki insan yine frene asılıyor. Bu kez
sinirleniyorsunuz. Bu hareketlere bir
anlam veremiyorsunuz. Araçtan inip
biraz yürüyorsunuz. Neyse deyip,
araca geri dönüyorsunuz.
Aklınızda binlerce soru işareti ve yanında
"Acaba"lar... "Biraz daha
deneyelim" diyorsunuz. Bu kez
şüphe içinizi kemirmeye, sizi yiyip bitirmeye başlıyor. "Yok canım" deyip kendinizi
kandırmaya başlıyorsunuz.
Tekrar son bir güçle herşeyi bir yana bırakıyor ve
ilerliyorsunuz. Ama gülüşmeler
değişmiş, sohbetlerin arasına soru işaretleri
sıkışmaya başlamış bir kere. Herşey yine yolunda gitmeye
başlıyor. Bir
"Oooohhh" çekiyor, rahatlıyorsunuz. "Yanlış düşündüm herhalde"
diyorsunuz. Dediğiniz anda da
birden çok ani bir şekilde sarsılarak duruyorsunuz. Gözünüz hemen frene gidiyor. Fakat fren serbest, herşey
normal. Tam o sırada
yanınıza dönüp te bakıyorsunuz ki el freni çekilmiş. Düşünüyorsunuz. Önce hiçbir anlam veremiyorsunuz. Sonra anlıyorsunuz. Aslında yanınızdaki
insanın sizinle gitmek istemediği apaçık ortada. Sizinle aslında istemeden
gelmiş, bunun sonradan farkına varmış ama bir türlü size
söyleyememiş. Anlıyorsunuz
herşeyi. Frenlerin anlamını
çözüyorsunuz. Kelimeleri kurup
"Geri dönelim, bu yol buraya kadar" demek bile size
düşüyor. Aracı çevirip
başladığınız noktaya geri dönüyorsunuz. Elinizde öfke, üzüntü, belki biraz
gözyaşı ve bolca hayal kırıklığı. Hala sorular var beyninizde. En sonunda soruları da, o insanı
da boşveriyorsunuz. Herşeyi kendi
haline bırakıp vazgeçiyorsunuz... Can ASAF |
Geri:: |
Ó2001