::Deniz Feneri::

 

 

Ekranda

görüyorsunuz. 

O ve ekibi

hiçbir gösterişe,

desinler

basitliğine

kapılmadan en

olmadık ücra mahallelerin hiç açılmadık

kapılarını tıklatmaktalar.

Sırtlarında yükler, ellerinde sefer tasları, yanlarında para, erzak, giyecek, bir sürü ihtiyaç maddesi.  Olandan alıp olmayana veriyorlar.

 

DENİZ FENERİNDEKİ UĞUR...

 

..................................................

Uğur Arslan ile tanışmadık ama kendisini biliyoruz.  Analar ne arslanlar doğurmuştur.  İşte öylesi arslanlardan biri...

Baktığınızda zayıf, çelimsiz, kuvvetli bir rüzgarın bile önünde zor dayanacağını sandığınız çırpıcık bir delikanlı sanırsınız.  Halbuki öyle değil...

Fedakar, teşkilatçı ve sabırlı bir adam.Kalbi, insana hizmet aşkıyla dolu.  Soy ismiyle müsemma.

 

...............................................

Düşkünün, fakirin, yoksulun, çaresizin, kimsesizin, afetzedenin yanında yer alan İslam ahlakından nasipli mütevazi , hani '' konuşmasam da şuradan kaçıp gitsem '' dercesine utangaç bir ülke evladı.  Serapa merhamet.Ekibi de öyle.Yaş ortalaması herhelde 30'u aşmayan tertemiz insanlar.

 

Onları, Deniz Feneri' ni takdir etmemek tek kelimeyle kıymet bilmemek olur.

 

Ekranda görüyorsunuz.  O ve ekibi hiçbir gösterişe, desinler basitliğine kapılmadan en olmadık ücra mahallelerin hiç açılmadık kapılarını tıklatmaktalar.Sırtlarında yükler, ellerinde sefer tasları, yanlarında para, erzak, giyecek, bir sürü ihtiyaç maddesi.  Olandan alıp olmayana veriyorlar.

 

..............................................

Hiç kimsenin şüphesi olmasın.  Şu an Türkiye'de en fazla dua alan kişilerin başında Uğur Arslan ve arkadaşları geliyordur.

Pazartesi günü de Ümraniye' de bir büyük kapalı spor salonunda bin yoksul ve bin varlıklı aileyi aynı iftar sofrasında, aynı masalar etrafında buluşturdular.

Biz medya mensuplarını herhalde müşahid olarak çağırmaışlardı.

Ne var ki, medyamız orada yoktu...

Kimbilir o saatte kaç kameraman, kaç muhabir, kaç gazeteci, hangi zeka fukarası mankenin hangi bayağılını keşfetmek gibi emsalsiz bir görev peşinde koşuyordu.

Yaşmaklı analar, kederli babalar, onların şu yoksulluk prangalarını paralayıp ileride kim bilir hangi büyük hizmetleri omuzlayacak gözlerinin içi ışıl ışıl çocuklarıyla, bir ramazan günü aynı mubarek havayı teneffüs ettik.

Sermayeyle merhameti baıştırmış iş adamları, merhametle ilmi ayırmayan akademisyenler, aynı inancın tonlarını teşkil eden siyasetçiler de hazırdı.  Hepsi aynı ortak paylaşma duygusunu yaşadılar.

Hayırda yarışmak lazım.'' Ben tek başıma ne yapabilirim?'' demek yerine ilk adımı atmalı.  Sonrası gelir.  Belki Uğur Arslan da hizmetin böylesine tutacağını tahmin etmiyordu.Tutar.  Yeter ki yılmadan, yorulmadan yola devam edilsin.Hizmette inatçı olmalı.

''GÖZ YAŞLARIYLA SULANAN YANAKLARDA GÜLÜCÜKLER AÇTIRMAK'' Ne gıpta edilecek bir makbul davranıştır.

Evet, Uğur Arslan'ı tanımıyoruz.Buna rağmen O'ndan söz ettik.

Maksat sayıları çoğalsın...

 

Rahim Er'in köşe yazısından

 

 

 

Geri::

Ana Sayfa::

 

 

 

 

 

Ó2001

Hosted by www.Geocities.ws

1