|
BENiM ANNEM YASIYOR MU ACABA?
Darmadagin bir oda...Kim bilir
? kac gündür düzeltilmemis bir
yatak, yataga dayanmis bir gitar....Sanki biraz boynu bükuk,
kederli....Gitar mutsuz sanki -kösesine cekilmis, dünya nimetlerinden elini
etegini cekmis- Salanan sandallesinde sessizce oturan, bir yasli kadin
edasinda durmakta..
Gitarin biraz ilerisin de bir
keman... Yatagin üzerinde, gögsüne
dayan mi?
arse? yi teselli eder gibi duran keman, hüzünlü, mutsuz, umuttan
uzak, kederin bürüdügü odaya keder katarcasina duruyor yatagin
ortasinda...Keman, gözlerim de yilgin, -ölümü bekleyen- yasama sevincini
kaybetmis bir yasli adam siluetine bürünüyor o an....
Mutsuzluk, umutsuzluk sanki - sigara
dumani gibi - once perdelere sinmis bu cati katinda, Sonra tüm odaya....Hiç
sevmem ben böyle odalari alabildigine kahverengi, alabildigine kasvetli....
Sifonyerin üzerinde kac zamandir
tozlari alinmayan minik biblolar var...Dans eden bir isponyol
kadin...Biblonun yüzünde, bu oda da yillardir, sanki varligi unutulmu? -bir seyi arar gibi- bir tebessüm
ariyorum..Ama yok iste...Sahibi gibi, biblolar bile aglamakli bakmakta bu
cati katinda...
Ne acaba bu kadar bu odayi mutsuz,
kederli bir kadinin yüzünde beliren cizgiler gibi derin, hüzün cikmazinda
kaybolmus, bedenler gibi yilgin kilan...
Odanin her yerine kederi cagristiran
bir melodi yayiliyor sanki sessizce...Kimsenin gercekten duymadigi, ama
iliklerine kadar hissettigi.bir melodi, odanin duvarlarina carparak
yankilaniyor sanki...
Bu oda kederli, bu oda mutsuz, bu
oda umutsuz, ama gizemli...
Kapi zilinin sesli ile irkiliyorum,
düsüncelerimden...
Kapi calindigi an, kolumdan tutup,
-ne yapacagini sasirmis bir halde-, ceketimi elime tutusturup beni banyoya
kilitliyor....
- Ne kadar süredir bu oda da
temizlik yapilmiyor, Alp??
- Gene baslama!!!...
- Isine gelmiyor degil mi bunlari
duymak.. ??Bu pislik icinde
yasamak, o hippi kilikli kizin isine geliyor asil..
- Burasi benim yasadigim
yer....Karisma lütfen!!!
- Evet burasina sadece ?YER ?demek
uygun düser zaten.. Buraya, bir ev
yada yuva diyerek, evlere ve yuvalara haksizlik etmeyelim..
- Anne, gene ne istiyorsun benden?
- Hicbir sey.. Uzun zaman oldu, senden bir sey
beklemeyeli ve istemeyi unutali...Bir telefon etmek bile bu kadar zor mu
geliyor sana?
- Telefonum kesik..
- Biliyorum aradim, cevap vermeyince
,bende geldim... paran var mi?
- Hos gelmedin anne.
- Gitmemi mi istiyorsun..?
- Evet...Beni yalniz birakir misin?
- Tabii...Bikaririm tabii...Senin
bizi babanla yalniz birakip, bu sican deligine gelmeyi tercih ettigin gibi... Hem de o kiz için...
- Anne yeter artik....
- Yetmezzzzz.... Ben seni, bu tavan arasinda cürüyüp
gitmen için büyütmedim...
Kalk yerden...yerleri süpürecegim..
- Ben süpürürüm... Sen beni yalniz birak...
- Hayir...Ben süpürecegim. Aksama yiyecek bir seyin var mi? Bugün doktorla randevun
vardi...Ugramamissin...!!!!
- Hala benim hayatimi adim adim
takip etmekten bikmadin mi, anne?
Hale gelecek birazdan, O pisirir ne pisecekse..
- O kizin adini yanimda anip
durma...istemiyorum..
- Senin ne isteyip, istemediginle,
ilgilenmiyorum....
- Kabalasma gene..
- Anne gitttt lütfen... Hale gelecek birazdan..
- Burada birlikte yasiyorsunuz...Su
evin haline bak.. Evin halini gören
herkes, o kizi sana niye layik görmedigimi anlar? Ev degil, ahir mübarek...
- Anne lütfennnnn..
- Aman tamam gidiyorum... Zaten onunla yüz yüze gelmek, en son
istiyecegim sey...
Yarin seni telefonla ararim...Ama
telefonun kesik...Yarin beni ara...
Muhakkak ara ama...
Kapinin carpilircasina kapandigini
duymustum...
yataga yaslanarak oturdugu halinin
üzerinde, elleri basinin arasynda öyle kipirdamadan duran Alp?i, daldigi
düsüncelerinden sesim, kendine getirdi..
-Arkadasim... Banyoda daha ne kadar beni hapsetmeyi
düsünüyordun...??
-Seni unuttum ben...
-Belli oluyor...Allahtan yatak
odasina acilan kapiyi kitlememissin...
Bir ara sesizlik oluyor... Bu cati katina en cok da, bu yakisiyor
... Bu sessiz anlarda biblolara,
acikli kemana, hatta estrumanlar içinde en romantigi olan gitara,bile hüzünü
paylasmak düsüyor....
Gidip, perdeleri aciyorum....
Alp sessizce..
-Ne yapiyorsun sen? Açma perdeleri!!..
Ama ben actim bile...
-Hale diye birini mi bekliyorsun?
-Hayir.. Halenin gelecegi yalanini söylemesem, asla annemin gidecegi
yoktu...
-Annene tapiyorsun anlasilan... Gülümsüyorum...
-Yaaa ne demezsin..
Ahsap yemek masasinin üzerindeki
meyve kabin da duran elmalardan birini alip, isiriyorum..Huyum
kurusun!! Asla cekingen
olamadim... Elmayi cok severim...
Bu elma bana yurt bahcesinde ki
agactan caldigim elma yüzünden yedigim tokati hatirlatiyor birden...
rahatligima sasmis gözlerle bakan
Alp?in bakislarini umursamaz bir tavirla, ikinci kez isiriyorum elmadan...
-cok lezzetli...sende ister misin?
Alp dalga gecerek..
-yok zahmet etmeyin..hic ac
degilim...
dalga gectigini, anlamamis gibi
yapip,konuyu degistiriyorum..
-Kar yagiyor...
o anda Alp ayaga kalkip yanima
geliyor.. Genis terasa acilan
balkonun boydan boya cam olan kapisinda yan yana duruyoruz...O zaman fark
ediyorum, bu cati kati komsu evlerini catilari arasindan bogazi görüyor...
-Anneler ve ogullar cok iyi gecinir
diye bilirdim??
-Sen öyle bilmeye devam et... Biz istisnayiz...
-Neden?
Bu soru odanin atmosferine hiç
uymuyor, hatta saçma kaciyor..,üstelik 2 saat önce tanidigin biri için özel
bir soru niteligi tasiyor...Ama bir kere sordum iste..Asla yaptiklarimin
arkasindan, keske yapmasaydim dememisimdir...Yine demiyorum...
-Senin adin ne?
-Yasemin...senin ki de, Alp degil
mi?
Annesi ile konustuklarini basindan
sonuna kadar dinledigimi biliyor artik...
- Evet Alp...
- Hale kim?
- Eski kiz arkadasim..
- Ayrildiniz mi?
- Evet..
- Neden?...Elmadan bir isirik daha
aliyorum...
- Ne cok soru soruyorsun sen!!!
Beni bozma girisimlerini hiç
umursamiyorum. Ben zaten cok az
seyi umursarim..
Gidip bogazi gören terasa karsi
konmus berjerlerden birine oturuyorum, oturdugun yerden bogaz
görünüyor..Kar atiriyor. Aksam
olmak üzere, ne romantik..-Romantizim bu olmali- diyorum kisik bir sesle..
Alp :
-Efendim?
Cevap vermiyorum...
Ben bu sözü Ona söylemedim ki, kendi
kendime konustum...Romantik ortamlary hep hayal etmisimdir...insan içinde
hic bulunmadigi ve bulunamayacagini düsündügü ortamlari hep merak eder,
nede olsa...içime tarifsiz bir huzur doluyor..
Bir seferinde 23 nisan törenin de
peri olmustum..Giydigim o ihtisamli kiyafette tüm arkadaslarimin gözü
kalmisti. O gecede uykuya dalmadan
önce ayni huzuru hissetmistim sanki...Neden bunu hatirlamistim simdi?
-Yiyecek ne var?, karnim acikti?
Rahatligima sasmis ve eklemisti..
-elma yiyorsun ya..
-elma ile doyulur mu?
-yiyecek hicbir sey yok...
-neden?
-Ben yemek yemiyorum da ondan....
sesi giderek sertlestigi için susman
gerektigini anliyorum..
Cocukken, yaramazlik yaptigimizda
sertlesen sesleri hatirladim birden....Hemen susar kabullenirdim yaptigin
yaramazligi, hatta bazen yapmadiklarimi bile... En kolayi bu idi...Susmak ve kabullenmek....
O zamanlar içimde büyüyen ve
sonralari asla susmak bilmiyecek bir canavari, bu suskunluklarin
besledigini nereden bilebilirdim ,o cocuk kalbim ve beynimle...
Sessizce mutfaga gittim. Dolabi actim, gercekten yiyecek bir sey
yoktu..
Sonra dolaplari karistirip, yarisi
kulanilmis makarna paketini buldum, domates soslu bir makarna..Evet, bira
ile bogaz manzarasin da cok güzel gidecekti...dolapta bira da vardi...
- makarna yer misin?
- Ben aç degilim..
- Sen bilirsin,dolapta birada varmis
oysa..
- Biralara elleme sakin!!!!!...
Göz bebekleri öfke ile
buyumustu...iste bu nokta -dur bakalim, artik cok oluyorsun- deme noktasi
idi...
Cocukken arkadasimin bebegini bozdum
diye, 5 gün tatli yememe cezasi almistim...
O zaman bebegini benimle paylasmayan
arkadasima verdigim ceza yüzünden, kendi cezami susup kabullenmistim..
Su anda, 21 yasinda idim ve bu dünya
da kimse ile paylasacak bir seyi yoktu ....Allah a emanet bir canindan
baska....
Elimde ki biralari masanin üzerine
koydum, sonra gidip bardak ve tabaklari getirdim..
-yemek istemediginden emin misin?
Hala terasa acilan kapida durmus,
disariyi seyrediyordu Alp ...arkasini dönmeden cevapladi..
-Evet eminim...
masaya oturup kendi basima makarnayi
yemege basladim..Birayi da cok severdim oysa. Birde bir huyum vardi, cocuklugundan kalma. Asla yasaklara dayanamaz, kurallarin
oldugu yerde barinamazdim.
Kurallari içimde büyüttügüm canavar cocukken hep bozar, sonrada
olacaklar karsisinda susmami verilen cezaya dayanmami tembihlerdi. Nasilsa suclu olsan da, olmasan da
kendini savunma hakkin yoktu ki....
Ben sustukca, içinde cogalan,
büyüyen, serpilen canavar var ya..!!, iste o yaptirirdi bunlari bana...
Canavar gene- iç su biranin birini
-diyordu... Ama icmedim... Artyk icinde ki canavarla, gururum bas
etmesini ögrenmisti...
Alp gelip masaya oturdu..
- istersen biranin birini
içebilirsin... Kusura bakma, bu
aralar cok asabiyim, olur olmaz seylere patliyorum...
- Tesekkurler canim bira istemiyor..-oysa
cok istiyordu..-
- Universite kactasin?
- 2.....
Ne kolay yalan söylüyorum..Susmaktan
vazgectikten sonra gelistirdim bu metodu, gençlik yillarimda. Cok iyi yalan söylerim ben..
- Seni yolun ortasin da
arkadaslarini balkonunu tas atarken görmese idim, ne yapacaktin? bu sogukta sokakta!!
- Sen görmesen, baskasi görürdü..
- Haklisin.....Onlarda seninle ayni
bölümdeler mi?
- Hayir onlar mühendislik
fakültesinde..
- Sen?
- Edebiyat....
Neden bu yalanlari söylüyordum...Ona
arkadaslarima geldigimi , ama evde olmadiklari yalanini uydurmustum... Ve kaldigim ögrenci yurdu ise karsi
tarafta kalmisti, son otobüstü de kacirmistim..Taksi tutacak param yoktu,
ögrencinin cebinde para mi bulunurdu?
bir apartimanin 2 katinin penceresine tas atarken görmüstü beni
. -Aslinda onun beni görmesini ben
saglamistim...- Arkadaslarim yok evde!!
- demistim, kendimi acindiracak bir ses tonu ile.-bu gece sokakta
kaldim.-.
Ve iste burada idim...Evsiz barksiz
oldugumu bilse de, alir miydi beni evine acaba?
Dalgin dalgin yüzüne baktigimi görüp
sordu..
- Aslen nerelisin?
Bu da soru mu simdi?, ne bileyim
ben?
-Kesan
- Trakyalilar genelde acik tenli,
renkli gözlü olur??
- Ailem Antep?li, babamin isi geregi
Kesan da oturuyoruz....
Daha fazla sormadi, bende daha fazla
yalan söylemedim..Aslinda ben onu pek ilgilendirmiyordum...Dogru yada yalan
ne fark ederdi ki onun icin, ben sadece bir geceligine evinin kapilarini
actigi bir tanri misafiri idim...
O sirada telefon caldi... hani kesikti telefon? ...Alp?
te saskin yerinden kalkti..
-Alo? Anne? Sana kim
söyledi telefon parami yatir diye?
Hayir aç degilim. Hale makarna yapti,
yedik...Tamam,TAMAM.... Kapatiyorum
yarin görüsürüz..
Telefonu kapatip yanima geldi..
- telefon parasini ödemis. Oysa ben bilerek ödemiyordum, onun
telefonlarindan biraz uzak kalmabilmek için...
Annesinden uzak mi kalmak istiyor
yani? Ama neden???
-neden?
-ne neden?
-Neden annemden bu kadar nefret
ediyorsun?
-Hayatimi benim yerime yasamak
istiyor da ondan...artik yoruldum..Beni surekli takip etmesinden, surekli
nasil yasayacagimi söylemesinden, beni sürekli tenkit edip, tüm kiz
arkadaslarimi benden uzaklastirmasindan biktim, usandim artik...Hale de
beni onun yüzünden terk etti...
-Bilirim!!! Anneler evlatlarini kimseye layik
göremezler...
sahi bilir miyim?
Cevap vermeden eline gitari aldi,
önce sanki ilk defa görüyormus gibi bakti ona..sonra bir seyler caldi
gitarla...
- Bu Hale?nindi....Henüz esyalarini
almaya gelmedi...
- Neden annene Ondan ayrildiginizi
söyle miyorsun? Er veya gec ögrenecek....
- Ne kadar gec ögrenirse, o kadar
iyi... Onu niye mutlu edeyim.. Dise dis, kana kan...Gülümsüyor, sonra
iceri gidiyor, elinde bir siringa ile geri geliyor. Gözlerimi acmis ona bakiyorum....
- Ne yapiyorsun sen?, O elinde kide
ne?
- Ben seker hastasiyim..insulin
yapacagim kendime...
Annesinin neden bu kadar üstüne
düstügünü, simdi anlar gibi oluyorum...
Sahi anliyor muyum...?
-Televizyon seyredelim mi?
- olur...
sofrayi topladiktan sonra, iki
kisilik kanepeye yan yana oturup, televizyon seyrediyoruz...
Gözlerimi actigimda safak sökmekte,
kar durmu?...Uyumusum, ikimizde televizyonun karsininda uyumus kalmisiz...
Omzunda uyudugum, daha once hic
görmedigim- muhtemelen de bir daha hic görmeyecegim- adama son kez
bakiyorum...Bir cocuk edasi ile uyuyor kanepede..Yavasca, Onu uyandirmamaya
calisarak kalkiyorum kanepeden...
Yanagina bir öpücük kondurmak
geciyor içimden, ama vazgeçiyorum...
Tam kapiya yönelmisken, dans eden
ispanyol kadin biblosu gözüme carpiyor...
icimde ki canavar- al- diyor...
Ama grurum yine engel oluyor...
Son kez dönüp hüzünlü odaya
bakiyorum..Gitar ve keman yorgun....Biblo aglamakli...
Niye benim böyle bir cati katim,
masam da elmalarim ve sicak bir yatagim olmadi hic...
Bu gece hangi yalanlarla kimin
evinde agirlatacagim kendimi acaba?
Bu adam niye sicak odasinda bogaza
karsi birasini içerken mutsuz?
Niye kimsesizler yurdunun yataklari
hep soguktu,.Ve canim elma istediginde bahcesinden hep calmam
gerekti...? Ve niye içimde ki
canavarla yasamam gerekli bir ömür?
Niye elimizin altindaki mutluluklari
kanitsayip, onlarla mutsuzlugu seciyoruz?
Niye mutsuz anlarimi paylasan bir
kemanim ve gitarim olmadi benim..?
Keman mutsuz, gitar mutsuz, bu cati
kati mutsuz....
Cünkü Alp mutsuz...
Dönüp son kez Alp e bakiyorum..
Ama herseye ragmen.....iyi ki, her
gün kendime igne yapmak zorunda degilim...
Telefon çaliyor..
Annesi olmali!!...Yine sinirleri
bozulacak Alp?in....
Sahi, benim annem yasiyor mu acaba?
Elimizin altynda ki mutluluklari
kaniksayip, onlari dogal ihtiyaclarimiz, herkesin sahip oldugu dogal
standartlar olarak görmeye basladigimiz anda, mutsuzluklar hep pesimizde
olacaktir...
Mutluluklarin pesimizde oldugu
yarinlere...
SEVGiLERiMLE...
ÖZEN KIRAÇ..
11-15.06.2001/iZMiR...
|