|
Herkesin
icinde sabirli bir tohum gibi kendi kozasinda sakli duran bir ask
yatar, bir gun bir gunes parlar, bir yagmur duser ve tohumun catlayip
cicekler actigini, ruhumuzun rengarenk bir agac gibi ruzgarlarla
dansettigini gorursunuz.
Sonra
(...)
O
ruzgarlarla danseden cicekler, bazen manasiz kaprislerle, yanlis
anlamalarla, hoyrat firtinalarla orselenip, yeniden insan ruhuna dokulur ve
bu kez acinin tohumlari olur askin cicekleri. Zakkum yesili cicekler
halinde buyuyup, icinizi yakip kavurur.
Aska
lanet eder, unutmaya calisir, aciyi oldurebilmek icin askida oldurmeye
ugrasirsiniz.
Ve
"unuttukca bir seyler eksilir" sizden.
Acidan kurtulabilmek icin eksilmeye bile razi gelirsiniz
(...)
Zamanla,
hayatin genis bir bahce oldugunu, yalnizca sevincin yada yalnizca acinin
ciceklerini degil, kacinilmaz olarak hepsini birden icinde barindirdigini,
ciceklerin bir kismindan vazgecmenin bahcenin butununden vazgecmek oldugunu
anlar, bahceyi butunuyle seversiniz...
AHMET
ALTAN
|