::Alismak Sevmekten Zormudur::
|
Denize ilk
bakışınızı hatırlar mısınız?O ne
serin maviliktir Allah'ım!İnsan,bin yıl seyretse doymaz bu
maviliğe .Sıkıldıkça koşup gelmek,ruhunuzu bir
sahiple serinletmek istersiniz...Bir yağmur sonrası nisanında
bulutsuz,bir gökyüzü ile karşılaştığınızda
çıldıracak gibi olursunuz .Yüreğiniz öyle kabarır,öyle
dolar ki sevinçle...Bu sınırsız mavilik için her mihnete
katlanılır yeryüzünde,dersiniz .Yine bir mayıs sabahında
çılgınca çiçek açmış bir kiraz ağacı görürsünüz;düğün
yeri gibidir,ağaç baştanbaşa,"İşte mutluluk
bu!"dersiniz .Yaşamak,bir kiraz çiçeğiyle büyüler sizi... İşte
bunlar,hepsi,hepsi bir zaman sonra,işe yaramaz kağıt
parçaları gibi karışıp gider günlerin boşluğuna
.Pörsür,silinir ve unutulur .Alışırsınız... Şehre
alışırsınız .Bal gibi de yaşayıp
gidersiniz .Şehir sizin umurunuzda değildir,siz de şehrin
umurunda değilsiniz .Deniz ne kadar anlamsız bir su
kütlesiymiş meğer!Her gün yanından geçersiniz de,o serin
maviliği fark etmezsiniz .Gökyüzüne bakmak belki bir daha
aklınızdan bile geçmez .Ağaçlar ?Bırakın canım
ağaçları... |
ALIŞMAK SEVMEKTEN ZOR MUDUR? Yaşamak,yarı yarıya
alışmaktır gariptir,bir yar yandan yeni yerlere,yeni insanlara
alışmakla hayata sarılır,bir yandan da çevremizdeki
güzelliklere alışır,ayrıntıları fark etmez
olur;tatsız tuzsuz bir tekdüzeliğin içinde boğulur gideriz. Alışmaktan kolay ne var .Bir şehre
ilk gittiğiniz günü hatırlayın .Nasıl da garip hisseder
insan kendini .Ruhunuz daralır,yüreğiniz
sıkışır;her şeye ne kadar uzak,ne kadar soğuk
ve anlamsız gelir. Belki hemen gitmeyi ve bir daha dönmemeyi
düşünürsünüz."Burada yaşanmaz!"olur ilk cümleniz. Denize ilk bakışınızı
hatırlar mısınız?O ne serin maviliktir
Allah'ım!İnsan,bin yıl seyretse doymaz bu maviliğe
.Sıkıldıkça koşup gelmek,ruhunuzu bir sahiple serinletmek
istersiniz...Bir yağmur sonrası nisanında bulutsuz,bir gökyüzü
ile karşılaştığınızda çıldıracak
gibi olursunuz .Yüreğiniz öyle kabarır,öyle dolar ki sevinçle...Bu
sınırsız mavilik için her mihnete katlanılır
yeryüzünde,dersiniz .Yine bir mayıs sabahında çılgınca
çiçek açmış bir kiraz ağacı görürsünüz;düğün yeri
gibidir,ağaç baştanbaşa,"İşte mutluluk
bu!"dersiniz .Yaşamak,bir kiraz çiçeğiyle büyüler sizi... İşte bunlar,hepsi,hepsi bir zaman
sonra,işe yaramaz kağıt parçaları gibi
karışıp gider günlerin boşluğuna .Pörsür,silinir ve
unutulur .Alışırsınız... Şehre alışırsınız .Bal
gibi de yaşayıp gidersiniz .Şehir sizin umurunuzda
değildir,siz de şehrin umurunda değilsiniz .Deniz ne kadar
anlamsız bir su kütlesiymiş meğer!Her gün yanından
geçersiniz de,o serin maviliği fark etmezsiniz .Gökyüzüne bakmak belki
bir daha aklınızdan bile geçmez .Ağaçlar ?Bırakın
canım ağaçları... Ne kadar kolay anlaşılıyor insan
değil mi?Acılara alışıyor,yıkımlara
alışıyor;bir gün,hiçbir şey olmamış gibi
davranıyor. Bir gün bakarsınız ki,ülkede büyük
çalkantılar olur .İnsanların kabullenemeyeceği terslikte
yaşanır .Ülke insanlarının onurunu ayaklar altına
alırlar .Asla benimseyemeyeceğiniz bir hayat tarzını
dayatmak isterler size .En kutsal saydığınız
değerlere saldırır,onları yok sayarlar .Kendinizi çok
uzaklarda,bir Frenk ülkesinde gibi garip ve çaresiz hissedersiniz .Dersiniz
ki bu kadar da olmaz,insanlar artık buna katlanamaz .Bütün
insanların dayatmalara,onursuzluklara karşı savaş
açacağını sanırsınız .Sonuçta,zaman
yaşayanlardan bir şeyler daha kopararak geçip gider ve insanlar
sessiz ve yenilmiş olarak kaldıkları yerden devam ederler
yaşamaya .Çünkü insanın en kolay yaptığı şeydir
alışmak .Ayrıca da mutluluğu da çok çabuk
alışır vesselam .Jonesco'nun "Gergedan" adlı
oyunu,"alışmak" konusunda en çarpıcı örnektir
.Küçük bir kasabada bir Pazar gününde insanlar birer ikişer
gergedanlaşmaya başlarlar .Gergedanlaşma kısa sürede yaygın
bir hastalık halini alır .Önce kasabada büyük bir panik
yaşanır;fakat çok geçmeden insanlar sakinleşir,olup bitene
alışır ve herkes isteyerek gergedan olmaya, hatta bunun için
birbirleriyle yarışmaya başlar . Gergedanlık tabi bir olay haline gelir. Bir kere
"alışma"kapısını açmaya görsün insan,sonra
ardı arkası kesilmez bunun .Kendinizi bir kere kaptırmaya
görün günlerin akışına kalbinizde ne varsa alır götürür
.Acılar karşısında kılınız
kıpırdamaz olur,haksızlıklara susarsınız .Katliamlar,sıkandallar,haksızlıklar
görür ,önce biraz yüzümüzü ekşitir,sonra unutur gidersiniz .Eğer
her akşam ve sabah kalbinizi şöyle bir hesaba
çekmiyorsanız,inançlarınızı bileyip azminizi
arttırmıyorsanız,her şeye çoktan alışıp
gitmişsinizdir .Böyle değil mi şimdi toplumumuz ?Neye tepki
gösteriyor,hangi yıkıma,hangi soyguna karşı
çıkıyor insanlar ? Halkımız büsbütün hafıza kaybına
uğramamış mı ?Geçmişsiz ve geleceksiz bir
hayatın kollarına atmıyor mu insanlar kendilerini ? Ya hiçbir güzelliği görmez olan gözler
!Bakıyor,ama görmüyoruz .Gözlerimizde kat kat perdeler ... Bakın,güneş doğup
batıyor,karanlık iniyor pencerelere,deniz eski maviliğini
koruyor,gökyüzü yerli yerinde ...Değişen sadece biz insanlarız
.Bize uysun diye,güzellikleri de kirletip değiştiriyoruz. Var mısınız
alışmamaya,uyuşan yerlerimize iğne batırmaya,var
mısınız ?Acılara duyarlı olmaya,hafızayı
diri tutmaya ve güzellikler karşısında delice sevinmeye var
mısınız ? MAVİSİNİ
YİTİRMİŞ YAŞAMAK ALİ ÇOLAK |
Geri:: |
Ó2001