::A.H.Tanpinar::

 

 

Ahmet Hamdi Tanpinar edebiyatimizda koskocaman bir ekol. Bilmiyorum o anlatilip da bitirelebilir mi ?

Ahmet Hamdi Tanpinar'i bugüne dek okumadiniz ise, eksik bir insansiniz.

 

Yasadiginiz toplumu, insani; daha ötesi görünen ve görünmeyen evreni/zamani onun gözü ile bir kez olsun görmeniz sart. 

 

Bursa'yi da onunla gezmelisiniz. 

 

Ben en fazla Saatleri Ayarlama Enstitüsü adli romanini begenirim.  Bu roman kültürel boslukta debelenen insani çok zeki ve ince bir mizah içinde anlatir.

 

Ahmet Hamdi Tanpinar'in bas eseri ise Huzur'dur. 

 

Bu roman, adi üzerinde, huzuru arayan insani anlatir.

 

Ben de yillar sonra görüyorum ki; hayatim huzur denen sihirli kelimenin pesinde kosarak geçiyor.

 

Kah yakaliyorum, káh elimden kaçiyor.

 

Yakaladigimda; káh farkina varip, keyfini çikariyorum.

 

Káh elimden kaçtiktan sonra fark edip, pesinden hayiflaniyorum.

 

Ama illa ki onu aramaktan, onun pesinden kosmaktan vazgeçemiyorum.

 

Önce aradigimin ne oldugunu çözemesem de; maddi refahin (zenginligin) aradigimi bulmama yardimci olacagini zannettim.

 

Maddi refaha ulasmadan evvel hep ''Ahh!  bir zengin olsam, her sey hallolur'', diye düsünüyordum.

 

Bir memur ailesi üyesi olarak, maddi durumlari bizden daha iyi olanlarin -o aradigim her ne ise- ona kavustugunu düsünürdüm.

 

Hiçbir zaman zengin olamadim, ama hamdolsun!  rahmetli babamin bize verebildiginden çok daha iyi maddi olanaklar elde ettim.

 

Maddi olanaklari elde edince de baktim ki; aradigimin kapisini maddi refah açiyor ama elde edilmesine ön ayak olamiyor.

 

Yine bir sey eksikti!

 

''Asik olursam, o aradigimi bulurum'', diye düsündüm.

 

Sirilsiklam asik oldum.  Ancak, kiz beni benimsemedi.

 

Ben onu sevip, o beni sevmeyince bu sefer hüzünlendim.

 

Esasinda hüzün, -o dönemde hala adini koyamamistim- o aradigim her ne ise; beni ona bir nebze olsun yaklastirmisti.

 

Hüzün huzurun buruk, kekremsi halidir.

 

Ama ben fark edemedim.

 

O beni sevmiyordu.  20.  Yüzyil'da da sevilmeden sevmek enayilik sayiliyordu.

 

Herkes beni enayi sandi; ben de huzursuz oldum.  O aradigim her ne ise, yine onu yakalayamadim.

 

Beni seveni sevince de, bu sefer onun; oldugu gibi degil, benim istedigim gibi olmasini istedim. 

 

Oldugundan baska gözükmek mecburiyeti önce onu mutsuz etti.  Mutsuz olunca, o da beni mutsuz kilmak için elinden geleni yapti.

 

''Su veya bu sekilde mutlu olursam, o istedigimi elde ederim'', diye düsündüm.  Bu sefer hakliydim.

 

Evet, mutlu oldugum an veya anlarda ona yaklasiyordum.

 

Ancak, bu duygu bir an sürüyordu.

 

Zira, mutluluk ana ait, sürekliligi olmayan bir kavramdi.

 

O aradigim, bu sefer bozuk bir seritten sinema seyretmek gibi; bir görünüp, bir kayboluyordu.

 

O aradigimi belki bir an yakaliyordum ama hemen elden kaçtigi için görüntü çok karisik oluyordu.  Keyfi çikmiyordu.

 

Aradigimin yasamin kendisi oldugunu düsünmeye basladim. 

 

Galiba bu sefer iyice yaklasmistim. 

 

Ancak bu sefer de zafer çigliklari içinde yasami abartmaya basladim.  Yasami ne kadar abartirsan, onun tersi olan ölümden o kadar korkmaya basliyorsun.  Hatta, her an o korku ile yasamaya basliyorsun.

 

Korku ise o aradigimin en büyük düsmani idi.  Aradigim; korkunun oldugu yerde degil durmak, oralara ugramaz bile!

 

Bir gün aynaya baktim.  Artik eski ben degildim.  Göbek sarkmis, boyun bükülmüs, ayak hafif aksiyor, tansiyon haplari her gün almasan olmuyor. 

 

Önce;

 

-Heyt be!  Eskiden sen ne idin!, diye kendime moral vermeye çalistim.  Ama olmadi.  Eskiyi çagirinca simdiki anin iyi olmadigini kabullenmek gerekiyor.

 

Bu sefer gözlerime yaslar doldu.

 

Tam aynanin önünden ayriliyordum ki o aradigimin, O'nun omuzumun basinda durdugunu gördüm. 

 

Evet, o idi!  Ta kendisi!

 

-Daha önceleri neredeydin?, diye hesap sordum.

 

-Ben hep buradaydim, dedi.

 

-Ben niye seni hiç görmedim?

 

-Sen beni hep baska yerlerde aradin da ondan!

 

-Yani sen bana mi aitsin ? 

 

-Ben hep senindim.

 

-Peki ben seni niye simdiye dek görmedim ?

 

-Sen bir insansin!  Kibir, tamah, manevi açlik, sonradan görmüslük, doyumsuzluk sende de var.  Onlar engel oldu kavusmamiza .

 

-Peki simdi ne degisti?

 

-Son zamanlarda tevekküle pirim vermeye basladin!

 

Artik kendini ve çevreni oldugu gibi sevmeye hazirlaniyorsun.

 

 

Cüneyt ÜLSEVER

 

Geri::

Ana Sayfa::

 

 

 

Ó2001

Hosted by www.Geocities.ws

1