If the moon loved the night as much as we love you, the world would never have seen the sun.

Hepiniz OROSPU ÇOCUĞUSUNUZ

galatasaray'dan nefret ediyorum

Fotograflarla Muazzam Taraftar
Eski Yazılar 1 2 3 4 5 6 7
gs test


9 Mayıs 2002 Piçlerin şahı tükürükbaz terim geri geldi. Acaip sevindim. Onun yönetimindeki gs istatistiklerine bakarsanız Fener'e karşı tarihin en başarısız teknik direktörüdür belki de. Ayrıca rövanş için de fırsat doğdu. Şimdi sıra bizde 4 sene üst üste şampiyon olalım da ebelerinin amını görsünler. Bizim stadımız var. Bugün haberde duyduğum kadarıyla 125 bin dolar maratondaki locaların fiyatı. Onlar bu parayı bir maçta bile alamıyorlar. Artık Fenerbahçe'nin önünde tüm samimiyetimle altın yıllar başlayacak. Belki şampiyonlar liginde çok üstlere çıkamayız hatta katılamayabiliriz bile. Ama en fazla 3 sene içinde kimse bizi tutamayacak. Denizli'nin bıraktığı şampiyon ama yaşlı takım yavaş avaş gençleşecek ve tribün desteğiyle tutulamaz bir hal alacak.

Bir notda Rüştü ile ilgili. Fenerbahçeliliğinden hiç bir zaman şüphe duymadığım, takımı için en büyük özveri veren futbolculardan biri olan Rüştü herkese Fenerbahçe ve gs arasındaki farkı gösterdi. Fenerbahçe'de oynamak Dünyadaki hiç bir takımda yaşanamayacak kadar güzeldir. İnterde Milanda Parma da sürünenlere bakın (gidip de dönenleri saymıyorum bile) onlar da zamanında fanatik gsliydi. Ama dünyada paraya, şana, şöhrete değişilmeyecek nadir duygulardandır Fenerbahçeli olmak. Bu yüzden siz de gurur duyun takımınızla ve ona hep sahip çıkın.

5 Mayıs 2002 Mafyanın zaferi. Siyasi güçler ve yeraltı bağlantıları sayesinde şampiyon olan gs takımını kutlarım. Şikede göstermiş oldukları oyunlar tüm dünyayı hayret ve hayranlıkla şaşkın bırakmıştır. Kerametin terim de olduğunu zanneden zavallı İtalyanlar uslanmadan iki takımlarını teslim ettikleri eski ve yeni aday bir gslinin kurbanı oldular. Unuttukları buradaki mafyayı da İtalya'ya transfer etmekti. Öyle ya onlar makarnanın anavatanıysa burası da mafyanın anavatanı. Fiorentina bu sene küme düştü seneye de Milan düşer. Umarım cenabet ve onunla aynı milletten olmaktan utandığım terim gs ye gelerek iki sene sonra küme düşmesine sebep olur. Pardon, iktidar partilerinin güdümündeki takımlar küme düşmüyordu değil mi? Yakında tüm lig Doğu Anadolu takımlarından oluşursa şaşırmayın. cavcav da göt yalamayı ve yalattırmayı seven biri. Tek göt yalamayan ve sözde kulüpler birliğini yoksayan tek takım FENERBAHÇE'dir. Bugünleri asla unutmamak ve millete bileğinin hakkıyla kazanılmış gibi gösterilen bu şampiyonluğun mübah olmadığı her fırsatta dile getirilmelidir. Allah Belanı versin Ulusoy, yalakaları ve gs yi zorla şampiyon yapanlar. Seneye de bu hadiseler devam ederse Türkiye artık Spor Cinayetleriyle de tanışmaya başlayacaktır. Sorumlusu ise bugün bu mantıkla haketmeyenlere her türlü desteği veren politikacılar olacaktır. Burası Romanya, Polonya ya da Yunanistan değil. Ama olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Futbol bitince halkın beynini nasıl yıkayacaksınız merak ediyorum.

Ogün İmzaladı
Kaptanımız Ogün Temizkanoğlu, bugün boş mukaveleye imza atıp Fenerbahçemiz'e olan sevgi ve bağlılığını göstererek duyarlı yaklaşımda bulunmuştur. Spor kamuoyuna duyurulur.

Ben de anlamayanlara duyuruyorum. Bir kulübe olan sevgi ne parayla ölçülür ne altınla. Kalbi tartıya koyamazsınız hele FENERBAHÇE SEVGİSİNİ asla.

29 Nisan 2002 OROSPU çocuklarını şampiyon tayin ettiler. Peki şaibenin doruğa ulaştığı bu sezonda neler oldu bir görelim ki unutmayalım. Ne de olsa bu mantalite, siyasetçiler, spor adamları, yazarlar, en önemlisi futbolu yönettiğini iddia eden adamlar kaldığı sürece bu şikeler devam edecektir. Tarihe geri bakıldığında bunlar baki kalsın; bizden sonraki nesiller bunlardan utanç duyarak söz etsinler:

Hakemler tarihte ilk defa hapse girdi.

Fenerbahçe başkanına DEMOKRATİK HAKLARINI SAVUNDUĞU ve federasyon başkanını istifaya davet ettiği için 4 AY HAK MAHRUMİYETİ cezası verildi. Bu cezayı uygulama başarısını da gösteremeyerek büyük bir acizliğe imza atıldı.

Federasyon başkanı önceden imzalanmış bilr belgeyle sanki maç sonrası olmuş gibi maçı sadece kendi kararıyla erteledi. Bu karar sezon başında "HİÇ BİR MAÇ ERTELENMEYECEKTİR" sözüne rağmen geldi. Aynı federasyona birkaç sezon önce aynı durumda başvuran BJK nin isteği "Güldürmeyin sanki kazanacaksınız" diyerek kabul edilmediği halde gsli olan federasyon başkanı çifte standartın en büyük örneğini verdi. Sonuçta Barcelona İstabul'da maçı 1 0 kazandı. Erteleme maçı da daha kolay bir zamanda oynanarak gs ye hediye edildi.

GS taraftara kafes uygulaması başlattı. Federasyondan bunun hakkında hiç bir uyarı ya da karar gelmedi. Gelişi güzel uygulamalar devri başladı.

Küme düşme potasındaki Doğu Anadolu takımları PKK nin silinmesinden sonra bölgeye yatırım projesi olarak değerlendirildi ve küme düşmeleri engellendi.

Gençlerbirliği takımı, başkanı sözde kulüpler birliği başkanı olduğu için ligde kalması için hakemlerden gereken yardımları aldı.

Çaykur Rize takımı bırakın arama yapılmayı belki de sahaya atılmak için materyal dağıtılan bir Diyarbakır'lı grup önünde küme düşme açısından hayati önem taşıyan bir maça çıktı. Maç YABANCI MADDE YAĞMURU altında oynandı. Diyarbakır takımı ölen emniyet müdürü hatrına ceza almadı. (Birinci lige çıkışı da bu sayededir. Devletin ekonomik sorunları futbolla örtme çabası bariz biçimde ortaya çıktı.)

İkinci ve üçüncü ligdeki hakem dövme, kavga ve saldırı olayları üst düzeylere çıktı. Tarihinde bu kadar olay geçirmeyen ligler bu Federasyon sayesinde rayından çıktı.

Hakem atamaları federasyon başkanına bağlandı. MHK başkanı geçen sene Fenerbahçe lehine çok düdük çalındığını söyleyerek hakemleri Fener aleyhine şartladı. Hakem atamaları TV den daha belli olmadan söylendi. Hakemler önemli maçlar öncesi sakatlandı ve değiştirildi.

Naklen yayında kararlar tamamen Digitürk e bırakıldı. Maçların günlerini ayarlayan bu kuruluş oldu. Fenerbahçe'nin iç saha maçları özenle CUMA günlerine verildi.(Özerklik nerede siz neredesiniz?) Dolar kuru 750 000 TL kabul edildi. (Not: Dolar sene içinde 1 600 bin sınırını görmüştür)

FIFA'nın kesin kararına rağmen yeni transfer yönetmeliği lig bitmesine rağmen uygulamaya konulmadı. Belki bu yüzden TFF'ye ceza gelmesi bile gündeme gelecektir.

Federasyon başkanı kendini Türk Futbolunun kurtarıcısı olarak lanse etmiş, önceden gelen gelişmeleri görmezden gelmiş, hatta bunu söylemediği zamanları kastederek kendini alçak gönüllü olarak kabul etmiştir. Bir insanın kendini alçak gönüllü ilan etmesinin alçak gönüllülükle bağdaşmadığını unutan bu adam Anadolu takımlarına peşkeş çektiği havuz gelirleriyle yönetime devam etmekte Spor Bakanına meydan okumaktadır.

"SANDIKTA GÖRÜŞÜRÜZ MESUT BEY" yazılı bir pankart açacak kadar hak yemesi bariz duruma geçmiştir.

Fenerbahçe tarihindeki en bol kırmızı kartlı sezonlardan birini geçirdi.

En az penaltı attığı sezonlardan birini geçirdi.

Hakemi aldatmaya yönelik kart alışında en bol sezonlarından birini geçirdi. (0 2 lik GS maçında Anderson'a 20 ye yakın topsuz alanda faul çalındı)

Sayılmayan gollerde rekor kırıldı. Bu gollerin büyük bölümü tüm yorumcuların gol olarak kabul ettiği pozisyonlardı.

Şimdi size soruyorum. Bu lige gönülden adil diyecek olanınız var mı? Bunca olay olurken lig bitince artık şaibe bitti diyenler seneye de bu federasyon hakkında canları yanınca konuşma haklarını kaybetmiyorlar mı? BJK TS gibi kulüpler bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyebilir mi? Hayatınızda hiç bu kadar konuşulan ve federasyon başkanının bu kadar kayıtsız kaldığı bir lig gördünüz mü? Bu kadar olaydan sonra gs yi kutlayabilir misiniz? Bütün bunlardan önemlisi şimdiye kadar FENERBAHÇ'nin yenilen hakları için ne yaptınız?

19 Nisan 2002 Perili köşkün perisi. Sana sesleniyorum. Tüm kulüp başkanları istemeyebilirler. Ama FENERBAHÇE başkanı istedi mi gideceksin oradan. Daha doğru dürüst konuşmayı bilmeyen, ekonomiden anlamayan, futbolu fanatizm seviyesinde yaşayan birisin. Defol. Forma yapıştı sana artık istesende o iğrenç kumaş parçasını çıkartamazsın. Fener şampiyonlar liginde tur atlasın çiftetelli atarım diyorsun. O noktaya götürmemek için elinizden geleni yapıyorsunuz, sonra da böyle laflar ediyorsunuz. Hangi çağdan beri hakem kurulu başkanının telefon görüşmesini bir kulüb başkanına dinletiyorsun. Sezon başında i mansız ve tümer in transferlerinde gösterilen kolaylık neden Hakan Bayraktar ve Fatih Akyel konusunda gösterilmedi. Yeni transfer yönetmeliğini sırf tek destekçin olan cavcav ve onun gibi piçlerin senden desteğini çekmemesi için başlatmadın. Şimdi peşkeş çekecek hiç bir şey kalmadı. Umarım dünya kupasına kadar gidersin. Yoksa vereceğin primleri merak ediyorum. Ayrıca hangi mafya mensubunun bu parayı ödeyeceğini de. Dünya kupasından önce olmasa bile eminim ki ondan sonra istifa edeceksin. Ama Türk futbolunun amına koymuş, otoritesi olmayan, destek bulmak için bol bol taviz veren, şampiyon atayan bir başkan olarak atanacaksın. Bari gitmeden önce bunu kabul et ve hatanı telafi et. Hatasını kabul etmek erdemdir. Sen de ne kadar kaldı merak ediyorum.

15 Nisan 2002 Sinirlendirmeyin Kanarya'yı siker kartalı tavuğa çevirir.

Ananın amı Serdar bilgili köpeği. Godoşun tekisin. Kendi camianda bile seni eleştirenlerin haddi hesabı yok. Başkanlığı kendi üye ettiğin kimselerin oylarıyla kazandın. Bir kere bile şike laflarına karşı gelmedin. Yoksa sen de mi ulusoyun köpeğisin. Aziz Yıldırım telefon ettiğinde suç oluyor da sen pezevenk federasyon başkanının yanında oluyorsun suç olmuyor. Ne kadar yavşaksın. Dinlediğin telefon konuşmasını kamuoyuna yansıtıyorsun. Bu kadar da şerefsiz güvenilmez bir godoşsun. Aziz Baba ananı siksin. Acemi götsün daha sikilmeyi bile beceremiyorsun.

Orospu çocuğu ibrahim altınsay mısın nesin, götünü sikim. Ulan pezevenk Kadıköy'de ofsayttan olan golünüz sayılmasa şimdi Bursasporla UEFA mücadelesi veriyordunuz. O maçla, sizin bırakın şampiyonluk geçen sene ki hezimetin tekrarlanması işten bile olmayacaktı. Fenerimiz de şampiyonluığa gidecekti. Söz verdiniz göt oldunuz kongre üyelerine şimdi bunun acısını mı çıkartmaya çaılışıyorsunuz. Abdülrahim Daltarak ın Orhan Erdemir'le konuşmasına gıkınız bile çıkmıyor. Ama doğru siz seversiniz Orhan Erdemir ne de olsa ofsayttan attığınız golü o saymıştı. Daha takım bile değilsiniz bize bok atıyorsunuz. Psikopatlara takımda yer vererek küçük gs olma yolunda emin adımlarla ilerliyorsunuz.

Hadi diyelim Ali Eren kırmızı kart almamalıydı (bence alması doğru bir karar) ulan İ mansız pezevenk daha maçın 15 inci dakikasında almalıydı kırmızıyı. Eğer bir hakem şartlanmışsa, Fenerbahçe'den direktif almışsa rakibin en önemli(?) oyuncusunu atardı maçin başında fırsat varken. Sizin de kafanız en fazla gsli yöneticiler kadar çalışıyor.

9 NİSAN 2002 HALUK ULUSOYSUZ hakkında herkesin bildiği ama konuşamadığı şeyler

Ulusoy nasıl başkan oldu?
Turgay ŞEREN


5 BEDEN BÜYÜK


Haluk Ulusoy, rüyanda bile göremeyeceğin federasyon başkanlığı apoletli bir elbise giydin. Aynaya bak, bu elbisenin sana 5 beden büyük geldiğini göreceksin.


RİCACILAR KİMDİ


Mete Kılıç istifa ettiği zaman, ‘‘Mete Bey istifanı geri al. Haluk iki aylık geçici başkan kalsın. Genel Kurul'da seni destekleriz’’ sözü nerede verildi? Ricacılar kimdi?

ODADA NELER OLDU

Alp Yalman, Kaya Çilingiroğlu başkanlık için yarışırken Özkan Sümer, sen, Cengiz Eltutar ve İsmail Dilber, Sheraton Oteli'ndeki odanızdan niçin çıkmadınız?

TAYİNLE BAŞKAN OLMAM!

Federasyon toplantısı sırasında bas bas bağırıp, ‘‘Ben Özkan Olcay gibi tayinle federasyon başkanı olacak insan değilim’’ diyen sen değilmiydin?

Uzun zamandır Türkiye Futbol Federasyonu ile ilgili konuları gündeme getirmek istemedim. Zira, boyutlar değişikti. Konu Türk Futbolu değildi. Gereksiz ve amaçsız bir kavganın içinde olmak bana ters geldi. Ancaaak, bugünlerde Türkiye Futbol Federasyonu'nun yapısı, tavrı, futbolumuzu nereye götürür tartışması, Türkiye Futbol Federasyonu var mı yok mu diye endişeler duyulması ve büyük ölçüde silik kalışı, beni bu yazıyı yazmak mecburiyetine itti.


Biraz gerilere gitmek istiyorum. Alp Yalman ve Kaya Çilingiroğlu'nun yarıştığı bir federasyon seçimi var. Hatırlayın bu seçim 152 kişinin toplanamaması nedeniyle yapılamadı. Otel paraları, ekstralar, delegelerin geliş gidişleri, çekilen manevi eziyetler, seçim öncesi çalışmalar, hepsi sıfır oldu. Neden? Onu da anlatayım. Futbol Federasyonumuzun o günkü 4 üyesi seçim salonuna girmedi. Hepsi de Ankara'daydı. Hepsi de Sheraton otelindeydiler. Kimdi bunlar? Asbaşkan Özkan Sümer, Federasyon üyeleri Cengiz Eltutar, İsmail Dilber ve şimdiki Federasyon Başkanımız 130 küsür oy farkla başkan oldum diyerek kasılan ve bununla iftihar eden Haluk Ulusoy kardeş. O gün Türk Futboluna bu ihaneti yapan bu 4 kişi bugün Türk Futbolunu yönetiyorlar. Özkan Sümer, belki federasyonda değil. Ama federasyonunun oluşturduğu 3-4 tane kurulun içinde Özkan Sümer de var. Yani o da olayın içinde.


Bu hatırlatmayı niye yaptım, zaman zaman Türk futbolunda liderlik vasfına sahibiz diye ortaya çıkanların, o gün neler yaptığını ve Türk Futboluna maddi, manevi ne kadar zarar verdiklerini hatırlatmak için. Şimdi bu arkadaşlar ve diğerleri etraflarına harbi kazanmış kumandan gibi tepedan bakabiliyorlar. Belki de alkışlanıyorlar. Ama aklı başında Türk Futbolunu düşünenler için bir utanç tablosunu hatırlatıyorlar. Bugünkü Futbol Federasyonu Başkanımız Haluk Ulusoy bu göreve nasıl geldi? Şimdi biraz da onu deşelim.


Yapılan normal seçimde Abdullah Kiğılı kardeşimiz Alp Yalman'ı geçti. Herkes biliyor. Ben ve arkadaşlarım reylerimizi Alp Yalman'a verdik. Galatasaray da başkanlık yapmış, yıllar yılı yönetiminde bulunmuş bir Galatasaraylı'nın dışında bir isme rey vermemiz mümkün değildi. Kiğılı da kardeşimizdir. Ama Faruk Süren ve arkadaşlarının dışladığı Alp Yalman'a bizim sahip çıkmamız kadar doğal bir şey yoktu.


Kiğılı seçimi kazandı. Onu kucakladım. Türk Futbolu'na büyük şeyler verebileceğine inancım vardı. Hala da var. Ama ne oldu? Tahkim Kurulu'nun aldığı bir karar, Fenerbahçe- Kocaelispor maçında yaşanan naklen yayın olayları, Televizyon ekranının bir kararması, bir açılması, güvenlik kuvvetleri ile stad görevlilerinin adeta çatışması, Kiğılı'yı istifa noktasına getirdi.


Kiğılı dört dörtlük bir insandır ve Futbol Federasyonunda Şenes Erzik'in yanında tam 7 yıl görev yapmıştır. Hem de çok hassas bir konu olan Mali İşler Direktörü olarak. Bu süre içinde en ufak bir sorun çıkmamıştır. Hani bugün gazeteler yazıyor. Genel Kurul üyelerinin, özellikle bugünkü Federasyon Başkanımız Haluk Ulusoy'un yaptığı harcamaların federasyon tarafından ödendiğini apaçık ortaya koyuyorlar. Ben şahidim, Erzik Federasyonu devrinde 1 tek kuruş, bu tip fazla ekstra para Sheraton oteline ödenmemiştir. Ekstra yok mudur? Elbette o zaman da vardır. Ama bu ekstralar, federasyonun içindeki üyeler tarafından kapatılmıştır. Ve bu kapatma işleminde de Şenes Erzik, Abdullah Kiğılı ve Ayhan Bermek başı çekmişlerdir.


Gelelim Abdullah Kiğılı'nın istifasına. Kiğılı, Futbol Federasyonu'ndaki arkadaşlarıyla yaptığı toplantıda ‘‘Beyler, bu naklen yayın olayı ve Tahkim Kurulu kararları bizleri çok zor duruma soktu. UEFA bir taraftan, havuza dahil Anadolu Kulüpleri diğer taraftan, başka bir naklen yayın kuruluşu ile mukavele yapan Beşiktaş ve özellikle Fenerbahçe başka bir taraftan bizleri paramparça ediyor ve işin içinden çıkılmaz durumlara sokuyorlar. Ben istifa edeceğim. Biz bir grup olarak geldik. Sizleri bilmem’’ deyip Mete Kılıç'a şu soruyu sorar ‘‘Siz ne düşünüyor sunuz Mete bey?’’ Kılıç'ın cevabı kesindir ‘‘Ben de istifa ederim’’ Mete Kılıç sözünü bitirmeden diğer Asbaşkan Haluk Ulusoy atlar ve der ki, ‘‘Ben Özkan Olcay gibi tayinle Federasyon Başkanı olacak insan değilim. Siz istifa ederseniz, benim de istifam uygulanmaya geçer.’’


Abdullah Kiğılı bildiğimiz gibi istifa etti. Ama ne yazık ki, beraber geldiği arkadaşları ona ihanet ettiler. Hepsi Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu sandalyelerine sıkı sıkı yapıştı. Önemli olan o sandalyede oturmaktı. Türk Futboluna hizmet etmek ne demekti. Ve işin en acısı neydi biliyor musunuz? Abdullah Kiğılı listesinden seçilenlerin hiçbirisi aradan aylar geçmesine rağmen, Abdullah Kiğılı'yı kerhen dahi aramadılar. Şimdi bu vefasız, sevgi ve saygıdan yoksun kişiler Türkiye Futbol Federasyonu'nun yönetimindedirler. Bunu anlamak mümkün değildir.


Kiğılı'nın istifa ettiği dönemde Spor Bakanı Yücel Seçkiner Küba'dadır. Yerine eskiden Spor Bakanlığı yapmış, doğrusu benim de çok takdirimi kazanmış, çok sevdiğim, şu andaki Tarım Bakanı Ersin Taranoğlu Spor Bakanlığı'na vekalet ediyordu. Ne olduysa oldu. Kiğılı'nın istifası 1 saat içinde kabul edildi. Aynı zaman içerisinde Haluk Ulusoy'un Federasyon Başkanlığı'na atandığı Ersin Taranoğlu, imzasıyla futbol kamuoyuna duyuruldu. Şimdi ben Haluk Ulusoy'a sormak isterim. Hani sen tayinle Futbol Federasyonu Başkanı olmazdın? Kiğılı'ya bu yanlışı nasıl yaptın Ulusoy? Sen ve arkadaşların Kiğılı'nın ekibisiniz. Demek ki, sizler için Kiğılı Mığılı mühim değilmiş. Mühim olan Futbol Federasyonu Binası kapısından içeri girmekmiş. Ondan sonrası Allah Kerimmiş.


Birinci Başkan Vekili Mete Kılıç, bunu hazmedemiyor tabi istifa ediyor. Araya ricacılar giriyor. ‘‘Mete bey Allahını seversen istifanı geri al. Haluk 2 aylık geçici başkan kalsın. Yeni genel kurulda seni destekleyeceğiz’’ deniyor. Bu sözlerin bir aile meclisinde söylendiği ve Mete Kılıç'a garanti verildiği yalan mıdır Ulusoy?


Bu sözler yalan değilse neden gerçekleşmedi? Tabii aynı soruyu Mete Kılıç'a da sormak lazım. Sana verilmiş sözler yerine getirilmediği halde neden hala Asbaşkanlık koltuğunda oturuyorsun?. Neler değişti, ne gibi olaylar oldu da tam siper oldun.


Mustafa Kefeli ile birlikte çıktığı yarışta Ulusoy için tüm Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri yolllara düştü. Hem de Futbol Federasyonu'nun resmi ve antetli kağıtlarıyla, tüm delegelere (Ben de dahil) içlerinden biri olan Haluk Ulusoy'u başkan olarak destekledikleri ve bu uğurda çalışma yaptıklarını içeren mektup gönderdiler. Bu hiç olacak bir şey değil. Alışılmış da değil. Acaba, Ulusoy kazanmasaydı da Mustafa Kefeli başkan olsaydı da Ulusoy'un arkadaşları istifa ederler miydi? Hiç sanmıyorum. Tıpkı Abdullah Kiğılı'daki senaryo tekrarlanıyordu. Mustafa Kefeli ile birlikte el bebek gül bebek federasyon koltuklarında otururlardı. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.


Ulusoy devri Futbol Federasyonu'nda bir ulufe dağıtma devri olarak hatırlanacak. Seçimlerde büyük destek olan ve 150 delegeli yarım kalan seçimin yapılmamasında başrolü oynayan Özkan Sümer, Futbol Federasyonu'nun çeşitli komitelerinde var. Tabii ki, bir diyet ödenecek. İsmail Dilber ile birlikte, Yurtdışı Teşkilatlandırma Kurulu'nda isimleri var. Kendilerinin futbol bilgilerine diyeceğim yok. Benim merak ettiğim hangi lisanda konuşacaklarıdır. Abdullah Kiğılı'nın başına gelen vefasızlık örneğini Şenes Erzik de yaşamıştır. Erzik Futbol Federasyonu'ndan ayrıldıktan sonra onu bir kez aramak ne Ulusoy'un aklına gelmiştir, ne de ekibinin. Ama, UEFA söz konusu olunca UEFA'nın yayınla ilgili konuları gündeme gelince Erzik, apar topar aranmış ve destek beklenmiş. Herhalde, Ulusoy'un tercümanlığını da Erzik yapmış olmalı.


Son Trabzon - F.Bahçe olayına şöyle Ulusoy ile birlikte bir göz atalım. Federasyon başkanımız daha olaylar tetkik halindeyken ‘‘Bariç'i magnumla mı vurdular ki, 3 metre ileriye düştü’’ diyor. Bu olmadı Ulusoy. Bir Federasyon Başkanı kendisine yakışmayacak kabadayı edasıyla bu konuşmayı yapmaz. Televizyondaki o görüntün ve ses tonun gözümün önünde ve kulaklarımda hala çınlıyor. Futbol Federasyonu'nun bu konuda verdiği karara ben de uyuyorum. Fenerbahçe'nin sahadan çekilmesi yanlıştır. Bu yanlışa benim tanıdığım Ali Şen nasıl düşmüştür, doğrusu hayret.


Kulüpler Birliği'nin aldığı kararı İsmail Uyanık açıklarken de tüylerim diken diken oldu ‘‘Fenerbahçe'nin İstanbul'da yapacağı maçları 14.00'de oynarız’’ dedi. Ya aynı şeyi Fenerbahçe isterse ne olacak. ‘‘Ben de Samsun ve diğer Anadolu kulüpleri ile yapacağım maçları 14.00'te oynamak istiyorum’’ derse ne olacak? Bu kaosu kim çözecek? Benim bildiğim kadar yayın yetki belgesi ve maç saatleri uygulaması Futbol Federasyonu'nun denetiminde değil midir Ulusoy? Sen uzaktan kumandalı bir başkan mısın yoksa?


Ulusoy, rüyanda bile göremeyeceğin Federasyon Başkanlığı apoletli bir elbise giydin. Aynaya bak, bu elbisenin sana 5 beden büyük geldiğini göreceksin. Benim sana bir ağabey olarak tavsiyem, arkadaşlarınla birlikte hemen istifa edip, Türk Futbolunu çok daha ehil ellere teslim etmendir.

Bir zamanlar genel kurula girmeyip seçim yaptırmayan ve futbolumuza ihanet eden, Özkan Sümer, Cengiz Eltutar, İsmail Dilber ve Haluk Ulusoy şimdi Türk futbolunu yönetiyorlar.

Ulusoy devri Futbol Federasyonu'nda bir ulufe dağıtma devri olarak anılacak. Seçimlerde büyük destek olan ve yarım kalan seçimin yapılmamasında başrol oynayan Sümer federasyonun çeşitli komitelerinde var.

Haluk Ulusoy, benim sana bir ağabey olarak tavsiyem, arkadaşlarınla birlikte hemen istifa edip, Türk Futbolunu çok daha ehil ellere teslim etmendir.

Hıncal Uluç

Sabah Gazetesi

Havuz ihalesinin sonuna kadar, spor adına Televole programlarındaki yaka bağır açık, başında dansöz, kafası dumanlı görüntülerini saymazsak ortalarda asla görünmeyen Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, tüm ipleri eline bıraktığı Başkan vekili Ata Aksu, ihaleyi bitirdikten sonra, "Kral" edası ile merdivenlerden indi. Mikrofonun başına geçti.. ve "Hakkımızda iğrenç yazılar yazan köşe yazarları.." diye saygın ağzını açtı..

O iğrenç(!) yazıları ben yazdım efendim..

Şimdi bakın Bay Haluk Ulusoy,

Bu yazıları burada bir kez daha madde madde özetliyorum.. Yalansa "Yalan" dersiniz. O zaman haklı olduğunuzu kabul ederim.. Ama demezseniz, diyemezseniz, spor kamuoyumuz kimin ve neyin, ne olduğuna karar verecektir.

1. Benim de bulunduğum geniş bir dostlar toplantısında istifayı aklından geçirmediğini, sonuna dek savaşacağını açlıklayan Abdullah Kiğılı, 48 saat geçmeden, görevli spor bakanının yurda dönüşünü bile beklemeden istifa etti. Kiğılı istifa sebebini hiç açıklamadı. Ama ben biliyorum. Yeraltı dünyası, ailesini hedef göstererek ve 24 saat mühlet vererek istifasını istedi.

Kiğılı istifa ettiği zaman, siyasal terbiye, nezaket ve gelenekler gereği, onunla ayni dönem seçilmiş Federasyonun da istifası gerekiyordu. Etmediler. Seçim sistemi, Başkan ve iki yardımcısının ayrı, federasyonun ayrı seçilmesini amir. En azından, Kiğilı ile ayni pusuladan seçilen iki başkan yardımcısının, yani Birinci Başkan Yardımcısı ve Başkan vekili Mete Kılıç ile, İkinci Başkan yardımcısı sizin ayrılmanız doğaldı. Ayrılmadınız. Federasyon da ayrılmadı. Kiğılı yapayalnız bırakıldı ve harcandı. Kalanlar hiçbirşey olmamış gibi görevlerine devam ettiler.

Yalan mı?.

2. Spor Bakanı Yücel Seçkiner, Küba'daydı. Yerine Ersin Taranoğlu vekalet ediyordu. Taranoğlu'nun gene siyasal nezaket gereği, istifayı kabul etmeden, asil bakanın dönmesini beklemeliydi. Beklemedi. İstifa büyük bir hızla kabul edildi. Sanki Kiğılı'ya çok yönlü bir tuzak kurulmuştu.

Yalan mı?.

3. Başkan istifa edince, yerini, vekili, birinci başkan yardımcısı Mete Kılıç'ın alması gerekirdi. Oysa, aile dostunuz, av arkadaşınız Ersin Taranoğlu, gene Seçkiner'in dönüşünü en basit siyaset nezaket gereği beklemeden ve Mete Kılıç'ı da atlayarak, sizi görevlendirdi. Kılıç'a söylenen "Bu zaten kongreye kadar ara dönem. Bırak Haluk Ulusoy, Federasyon Başkanları listesine birkaç ay için adını yazsın. Genel kurulda seni tek aday gösterir ve destekleriz, tam dönem başkanlık yaparsın" aldatmacasıydı. Kılıç, kendisine yapılan bu haksızlığa sustu ve yardımcınız olmayı kabullendi.

Yalan mı?.

4. Genel kurulda Kılıç'a verilen sözler unutuldu. Seçime yeni başkan yardımcısı adayları ile girdiniz.. Kongreye mafya karıştı. Kongre sabahı kulislerde ünlü babaların tetikçileri kol gezmeye başladılar. Kendinizi zayıf gördünüz. Üyeniz Şeref Has, Mehmet Ağar'ı aradı. Ağar, Korkut Eken'i kongreye yolladı. Eken, mafya tetikçilerini dağıttı. Siz öyle seçildiniz.

Yalan mı?.

5. Bin söz ve vaadle ikna ettiğiniz Hadi Türkmen'i asbaşkanınız yaptınız. yaparken "Sadece ben değil, tüm Ulusoy ailesi arkanda, merak etme" dediniz ve ona en belalı görev, ikinci ve üçüncü ligler guruplarını yapma görevi verdiniz.

Bu listeleri hazırlayan Türkmen, yeraltı dünyasının yakın ilişkiler içinde olduğu kulüpleri onların istediği guruba koymadığı için tehdit edildi. Aynen Kiğılı gibi, ona da kızının okul yolu ve saatleri tarif edilerek, 24 saat içinde istifa etmesi söylendi. Türkmen size koştu.. "Başının çaresine bak" dediniz. Türkmen istifa etti. Siz onu feda edip paçayı bir süre kurtardınız.

Yalan mı?.

6. Alaattin Çakıcı, sizin de istifanızı istedi. "Bakan ile Dünya Kupası finallerine davetliyiz. Gitmezsem skandal olur. Dünya Kupası biter bitmez istifa edeceğim" dediniz. İzin aldınız.

Yalan mı?.

7. Dünya Kupası dönüşü, yeni bir pazarlık önerdiniz. "22 aralık 1998'te başkanlıkta bir yılım dolacak. Bir yıl dolarsa, emekli başkanların tüm haklarından yararlanma hakkım, yasal olarak dolacak. O tarihe kadar izin ver" dediniz. Ortak hemşerileriniz de araya girince, Çakıcı, Eyüp Sultanda 100 koyun kesip fakirlere bağışlamanız şartı ile, bu talebinizi kabul etti. Ergun Gürsoy ile gittiniz. 100 yerine 25 koyun kurban ettiniz ve izin aldınız.

Yalan mı?.

8. İstifa için söz verdiğiniz tarihte Alaattin Çakıcı yakalanınca, kendinizi özgür hissedip göreve devam ettiniz..

Yalan mı?.

9. Bundan böyle başkan kalmanız, Futbol Kongresine bağlıydı. Bu yüzden Kongreyi yönlendiren Futbol Birliğine, daha doğrusu Celal Doğan ve İlhan Cavcav'a teslim oldunuz. Onların her dediğini yapacak bir başkan olarak, tercih edilmeyi sağladınız. Durumu iyice garanti etmek için, Kongre Üyelerini eşleri ile birlikte milli takımın gezilerine, business class biletler, 5 yıldızlık oteller ve bol harcırahlarla ağırlamaya başladınız. Avrupa 2000'de bu davetleri doruğa taşıdınız.

Yalan mı?.

10. Eleme maçlarından birinden dönerken, uçakta biraz da kafanız dumanlı iken Alpay'ın baskısı ile futbolculara "Range Rover" jip sözü verdiniz. Başta Hakan futbolcular bu söze yapıştı. Pahalı Range Rover yerine ucuz Hyundai ile durumu idare etmeye kalktınız. Futbolcular isyan etti. Bunun üzerine, Mustafa Denizli, Selami Özdemir imzalı yazı ile "Federasyonun vaadettiği jipleri alacaklar" listesi size ulaştırıldı. Jipleri federasyon bahçesinde törenle dağıttınız.. Sonra Spor Bakanı Fikret Ünlü "Bu jiplerin parasının kaynağı nedir" diye resmi yazı ile sorunca, resmi yazı ile yalan söylediniz. "Federasyon ne jip vaad etmiş, ne jip dağıtmıştır. Bilgimiz yok" dediniz. Bu yalanı Ata Aksu, M. Ali Birand'ın canlı yayınında, milyonlarca kişi önünde tekrarladı ve Cumhuriyet Hükumeti Bakanına alenen ve resmen bir daha yalan söyledi.

Yalan mı?..

11. Yeni ihaleden önce, Ata Aksu, televizyon canlı yayınında "Federasyon liglerin ertelenmesini kesin olarak düşünmüyor" dedi. Ardından kulüpler birliği erteleme istedi. Sözünüzü 24 saat içinde geri aldınız..

Yalan mı?.

12. Teleon kazazedeleri, aldatıldıklarını ileri sürerek ihaleyi yapan devlete, yani size baş vurdular. Ata Aksu "Bana ne.. Sanayi Bakanlığına gitsinler" diye milyonlarca vatandaşa karşı müthiş bir vurdumduymazlık sorumsuzluk örneği verdi.

Yalan mı?.

13. İhale tamamlandığında, televizyoncular "İhaleyi alan şirketin yayın yapacak alt yapısı var mı" sorusuna Ata Aksu canlı yayında, tüm Devlet, imaj, ahlak ve kurallarını hiçe sayarak "Bilmiyorum. Bu beni ilgilendirmez. Bu ihaleyi alanların sorunu. Gidin onlara sorun" dedi.

Yalan mı?.

14. İlkokul diplomanızla geçin yabancı dili, Türkçeyi dahi konuşmayı beceremeyen bir kişi olarak Federasyonu nasıl yönetttiğiniz sorusunu tüm ülke sormasın diye, ekranlardan kaçıyorsunuz. Dayanamayıp konuştuğunuzda, medya önünde mesela benim anneme sövebiliyor ve "O, o.. çocuğunu uçağa almayın" diye emir verebiliyorsunuz. Moldova'ya, TSYD Başkanı Atilla Gökçe, kendisini "Yer yok" diye atlatmaya çalışan Ata Aksu'ya "O zaman ben inerim, Hıncal gider" diye bastırınca gittim. Uçağın yarısı boştu.

Yalan mı?.

15. Hakkınızda İçişleri bakanlığı soruşturma açtırdı. Dosya DGM'de.. Spor Bakanlığı soruşturma açtırdı. Dosya mahkemede.. Ben bu özetlediklerimi 1998'den beri ısrarla yazıyorum. Sfenks gibi susuyorsunuz. Çünkü verecek yanıtınız yok.

Yalan mı?.

Saygılarımla, Bay Ulusoy!..

MAIL [email protected]

 

Hosted by www.Geocities.ws

1