MISIR SEFERI
 
Yavuz Misir seferi için askerleriyle Tih sahrasini geçmekte. Çöl en sarp engellerden daha çetin sartlar ile onlari karsilamakta ve aman vermemekte. Bazen sam rüzgâri, bazen kum girdaplarina ugrayan askerler tek tek sehadet rütbesine ermektedir...

Kizgin kum denizine alisik olmayan askerler oldukça yorgun düsmüslerdir. Susuzluk son safhasina gelmis yürekte mecal, dizlerde derman tükenmistir...

At sirtinda yol alan ordu Misir'i fethetmek için önce bu kumistani fetih kilici gibi yarip geçmeliydi. Yavuz Sultan Selim hedefe ulasmak için hiçbir engelden yilmadigi için gayet dinç görünüyordu. Zaten uzun müddetten beri herkes at sirtinda yolculuk yaparken o yaya olarak gidiyordu çölde. Bir eli atinin yularinda yol alan Padisahin bu hareketi vüzeranin dikkatini çekiyordu. Fakat yanlis bir sey söyleyip bu öfkeli padisahi kizdirmaktan çekindikleri için ona hiç bir sey söyleyemiyorlardi.
Bir ara vezirlerden biri padisahin bu uzun yolculukta daha fazla yaya yürümesine dayanamadi. Ve yanina yaklasti. "Hasmetmeab at sirtinda yolculuk yapmak varken niçin yaya olarak yol aliyorsunuz?" deyince. Yavuz'un gözlerinden bosanan gözyaslari çölün sicak kumuna bahar çigleri gibi dökülmeye basladi. Öfkeli ve celalli oldugu kadar hisli bir yürege sahip olan Padisah aglayan gözlerine eslik ederek titrek sesiyle söyle dedi:
"Resul-i Ekrem Efendimiz su anda ordunun basinda yürürken ben nasil at sirtinda giderim"

                                      ANA SAYFA
                                        YAZILAR

 
Hosted by www.Geocities.ws

1