|
Sultan Birinci İbrahim uzun
boylu, kuvvetli vücutlu ve kumral sakallıydı. Annesi onun yetiştirilmesi
için çok gayret göstermişti. Ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın ani
vefatı, zaten ölüm düşünceleriyle harap olmuş Şehzade İbrahim'i
çok sarstı ve padişah olduğuna inanmak bile istemedi. Annesinin ve
devlet erkanın ısrarlarından ve ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın
cenazesini gördükten sonra abisinin vefatına kesin olarak inandı.
Sadrazam Kara Mustafa Pasa, Taht Odası'na geçen Sultan Birinci İbrahim'in
basına, Hırka-i Saadet Dairesi'nden getirilen, Hz. Ömer'in
Sarığı'nı yerleştirdi. Sultan Birinci İbrahim tahta oturdu ve ellerini
açarak dua
etti:
"Elhamdülillah. Ya Rabbi!
Benim gibi zaif bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde
milletimi hoş-hal eyle ve birbirimizden hoşnud eyle."
Sultan Birinci İbrahim, tahta geçtiği
ilk yıllarda sinir hastalığı yüzünden sık sık kriz geçiriyordu.
Ancak, daha sonraki yıllarda devlet işleriyle bizzat ilgilenmeye başladı.
Sultan Birinci İbrahim tahta çıktığında soyunun tek şehzadesi o kalmıştı. Bu yüzden ilk
oğlu Şehzade Mehmed (Sultan Dördüncü Mehmed) doğduğunda ülkede şenlikler düzenlendi (2 Ocak 1642). Sultan Birinci İbrahim,
çok cömert ve lütufkar bir padişahtı. Fakirlere ve kimsesizlere yardim
etmeyi çok severdi. Çıkardığı fermanlarla açlık ve kıtlığın önlenmesine
çalıştı. Saltanatı sırasında, annesi Kösem Sultan'ın etkisinde çok
kaldı. Sekiz yıl dokuz ay padişahlık yaptıktan sonra, 18 Ağustos 1648 tarihinde
boğularak şehit edildi.
Sultan Birinci İbrahim hakkında kendi devrine kadar uzanan
Osmanlı kaynaklarında, akli dengesinin bozuk olduğuna dair hiçbir bilgi yoktur. Bu kaynaklar, Sultan Birinci İbrahim'in
özelliklerinden ve yaptığı islerden övgüyle bahsetmektedir. Sadece
son zamanlarda bazı yazarlar, onun için "Deli" demektedirler.
Sultan Birinci İbrahim'e "Deli" ve "Gaddar" diyen ve
adının öyle yayılması için çalışanlardan bazılarının, Sultan Birinci İbrahim
tarafından idam ettirilen İranlı Şii, Emirgüneoglu'nun adamları olduğu
söylenmektedir.
Sultan Birinci İbrahim tahta geçtiğinde
25 yaşındaydı. Şehzadeliği sırasında öldürüleceği endişesi ile sinirleri son derece
bozulmuştu. Bu sırada sadrazamlık koltuğunda bulunan Kemankeş Kara Mustafa
Paşa devlet işlerini en iyi şekilde yürüttü. Kemankeş Kara Mustafa
Paşa, İranlılarla Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı imzalayıp, İstanbul'a
geldikten sonra, giriştiği mali işlerde de başarılı
oldu. Ocaklı sayısını indirip maaşlarının düzenli olarak verilmesini
sağladı. Bu olumlu
faaliyetler sonunda devlet bütçesi denkleşmiş oldu. Donanma isleriyle de ilgilenen
Kemankeş Mustafa Paşa,
her yıl belirli miktarlarda kadırgalar yapılıp donatılmalarını sağladı. |