|
Sultan Üçüncü Murad orta
boylu, değirmi yüzlü, kumral sakallı, ela gözlü ve beyaz tenli bir
padişahtı. Çok cömertti ve insanlara yardım etmeyi çok severdi.
Merhametli bir kişiliğe sahip
olan Sultan Üçüncü Murad, Arapça ve Farsça'yı çok iyi konuşurdu. Babasının
1558 yılında, Manisa sancak beyliğinden Karaman valiliğine tayin
edilmesi üzerine, dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından Alaşehir sancakbeyliğine
tayin edildi. Babası Sultan İkinci Selim padişah olduktan sonra da tekrar Manisa
sancakbeyliğine atandı.
Şehzadeliği sırasında bulunduğu
Manisa'da devrin en değerli ulemasından dersler aldı. Osmanlı padişahları
içinde en
alim padişahlardan birisidir. Babası Sultan İkinci Selim'in vefatı üzerine Manisa'dan İstanbul'a gelerek 22
Aralık 1574 tarihinde
tahta geçti. Ancak o da babası Sultan İkinci Selim gibi devlet işlerine
fazla müdahil olmadı. Bürokrasi ve hükümet daha ziyade Sokullu Mehmed
Paşa tarafından idare edildi. Bunda Sokullu'nun tecrübe ve dirayeti ile
Sultan İkinci Murad'ın idare tarzı büyük rol oynamıştır.
İçkiye ve eğlence meclislerine düşkün
olan Sultan Üçüncü Murad, saltanatı boyunca İstanbul'dan hiç çıkmadı
ve
saraydaki kadınların etkisinde kaldı. Daha sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun
bir devrini etkileyecek olan kadınlar saltanatı onun devrinde başladı. 29
yaşında çıktığı tahtta 20 yıl kalan Sultan Üçüncü Murad 16 Ocak 1595 tarihinde
felç geçirdi ve
vefat etti. Ayasofya Camii'nin avlusuna defnedildi.
Sokullu Mehmed Paşa'nın ağırlığını
hissettirdiği III. Murad döneminde, Osmanlı toprakları en geniş sınırlarına
ulaştı. Babası İkinci Selim'den devraldığı 15. 162.151 km kare ülke
toprağını, 19.902.000 km kareye çıkardı.
İngilizlerle de dostane ilişkiler
geliştirildi. İlk İngiliz Kapitülasyonunun verilmesiyle İstanbul'a daimi İngiliz
elçisi gönderildi. Papa'nın
Katolik Avrupa'da kurabileceği haçlı ittifakına karşı Protestan İngiltere ile
ilişkiler geliştirildi.
Daha sonra bu ittifaka Hollanda da dahil edilecektir. Devlet işlerini
Sokullu'ya devreden Sultan Üçüncü Murad zamanında, sarayda kadınlar devlet
işlerine çokça karışmaya başladılar ve bu durum Sokullu'nun
ölümünden sonra da artarak devam etti. |