|
Osman Gazi uzun boylu, yuvarlak yüzlü, esmer
tenli, ela gözlü ve kalın kaşlıydı. Omuzları arası oldukça geniş, vücudunun belden
yukarı kısmi aşağı kısmına oranla daha
uzundu. Başına kırmızı çuhadan yapılmış Çağatay tarzında Horasan
tacı giyerdi. İç ve diş elbiseleri geniş yenliydi.
Osman Gazi değerli bir devlet adamıydı. Dürüst,
tedbirli, cesur, cömert ve adaletliydi. Fakirlere yedirip, giydirmeyi çok
severdi. Üzerindeki elbiseye kim biraz dikkatlice baksa, hemen çıkartıp
ona
hediye ederdi. Her ikindi vakti kendi evinde kim
varsa onlara ziyafet verirdi.
Osman Gazi, 1281 yılında Söğüt'te
Kayı Boyu'nun yönetimine geçtiğinde henüz 23 yaşındaydı. Ata binmekte,
kılıç kullanmakta ve savaşmakta çok ustaydı. Aşiretin ileri gelenlerinden Ömer Bey'in
kızı Mal Hatun ile
evlendi ve bu evlilikten ilerde Osmanlı Devleti'nin başına geçecek olan
oğlu Orhan
Gazi doğdu.
Osman Gazi, Ahi Şeyhlerinden Edebali'nin
görüşlerine değer verir ve ona saygı duyardı. Sık sık Şeyh Edebali'nin
Eskişehir Sultanönü'ndeki Dergahına gider ve misafir kalırdı.
Osman Gazi bir gece Şeyh Edebali'nin
dergahında misafirken, bir rüya gördü. Sabah
olunca hemen Şeyh Edebali'ye koşup, ona söyle dedi.
"Şeyhim, rüyama girdiniz.
Göğsünüzden bir ay çıktı. Yükseldi, yükseldi,
sonra benim koynuma girdi. Göbeğimden bir ağaç büyümeye başladı. Büyüdü,
yeşillendi.
Dal, budak saldı. Dallarının gölgesi bütün dünyayı tuttu. Rüyam ne manaya
gelir
Şeyh, bir süre sustuktan sonra ona
söyle dedi:
"Müjdeler olsun ey Osman! Hak Teala, sana ve
senin evladına saltanat verdi. Bütün
dünya, evladının himayesinde olacak, kızımda sana eş olacak."
Bu olaydan sonra Şeyh, kızı Bala Hatun'u Osman Bey'e
verdi. Bu evlilikten de Alaeddin doğdu.
Anadolu'da kurulup, 600 yıllık bir
tarih diliminde ve üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman
Gazi, 1326'da Bursa'da Nıkris hastalığından öldü. Vefat ettiğinde geriye
bıraktığı mal varlığı şunlardı: Bir at zırhı, bir çift çizme,
birkaç tane sancak,
bir kılıç, bir mızrak, bir tirkes, birkaç at, üç sürü
koyun, tuzluk ve kaşıklık.
|