|
Salonlar:
İnanması bir hayli güç ama Ankara'da
ki ASKİ hariç karşılaşmaların oynanacağı İstanbul'daki Abdi İpekçi
ve Antalya'daki ANFAŞ daha düzenlenme halinde. Hele hele ANFAŞ.
Salon daha yapılmamış bile. Yapılcak da, içi düzenlenecek de orada
31 Ağustos'ta (10 gün sonra) maç oynanacak. İnsanın inanası gelmiyor.
Finallerin oynanacağı Apdi İpekçi'deki elektronik aletlerin (skorbord,
24 saniye cihazı...) yenilenmesinde yaklaşık 30 - 35 kişinin çalışmasına
rağmen grup maçlarının oynanacağı ve daha yapım aşamasında olan
ANFAŞ'ta 3 - 4 kişi çalışıyor. Federsayondan yapılan açıklamaya
göre önce İpekçi'nin bitirileceği daha sonra da burada ki elemenların
ANFAŞ'a aktarılacağı söylendi. Peki neden?
ANFAŞ'ın Durumu:
Antalya'daki salonda daha parkeler bile döşenmemiş durumda. Salonun
dış sıvası yapılıyor. Seyircilerin oturacağı yerlerden eser yok.
Seyirciyi bırak basketbolun olmazsa olmazı basket potası yok.
Herhalde oraya karşılıklı iki sepet koyup nereye oturacağı belli
olmayan seyirciye nostalji yaşatacaklar. Sayıları oradan biri
tutacak, saniyeleri oradan biri sayacak, Türkiye bu organizasyonu
unutmayacak!
Milli Takım:
Mili Takım'ın durumu salonların halinden daha iyi değil. Turgut
Atakol ve Novo Mesto turnuvası gösterdiki bu takım fazla iş yapmaz.
Herşey reklamda ki gibi kolay olmayacak gibi. Beslenen umutlar,
kurulan hayaller... Herşey heba olacak gibi. Oysa bu turnuvada
oynanacak bir final bile bizi kendi ülkemizin insanına tanıtacak
belki de basketbolu birinci spor yapacak. Daha Türk insanı basketbolu
yeni yeni tanırken, şampiyonaya evsahipliği yapacağımızı reklam
filminden öğrenirken bizim şampiyon olmamızın Avrupa'daki yankısından
çok Türkiye'deki yankısı daha önemli. 2003'te de Avrupa için oynarız!
Son Durum:
Milli Takım'ın şuana kadar oynadığı hazırlık maçlarında en çok
dikkatimi çeken şey takımın takım oyunu oynaması ve ona çok fazla
bağlı kalmasıydı. Şampiyonada da her daim takım oyunu oynanırsa
asla başarıya ulaşılamaz. Nerdeyse her takımın yıldızlarını NBA'de
oynayan oyuncular oluştururken maçların bazı bölümlerinde bu oyunculara
karşı bireysel yeteneklerimizi ön plana çıkartmamız lazım. Özelliklede
bireysel olarak çok önemli İbrahim, Hidayet, Mirsad gibi silahlarımız
varken.
Oynadığımız hazırlık maçlarında takımın en hazırı ve en istikrarlısı
olarak İbrahim'i gördüm. Hidayet'i ise birkaç maç hariç hiç beğenmedim.
Gerçek Hidayet bu değil. Bildiğimiz Hidayet içeri drive eder,
aldığı ribaunttan sonra çok hızlı fast- break'e çıkarak sayı bulurdu.
Ama teknik heyet öyle bir işlemiş ki oyuncuların kafasına takım
oyununu oyuncular topu alınca müsahit durumda olsa bile potaya
atmak yerine pas atacak adam arıyor. Hızlı oyuncu diye bildiğimiz
Ömer bile oynadığı süre içinde kaplumbağayı geçemedi. Oyun kurucularımız
da fazla iyi değiller. Pota altında 3 uzunumuz olmasına rağmen
inanılmaz şekilde etkisiz kalıyoruz. Dış şutlarımızı epey iyi
buldum. Herhalde takım bir tek dış şutlara çalışmış olsa gerek.
Şampiyonluk için herşeyin bir bütün olması gerek. Bizde daha
bu gerçekleşmedi. Bu sene elde edilecek bir 5.lik bile bizi olimpiyatlara
götürecek ve bizim için başarı sayılacaktır. Artık şampiyonluğu
2003, 2005, 2007 gibi buluruz. Allah'tan şampiyonalar futbolda
olduğu gibi 4 senede bir değil. Yoksa daha çok beklerdik...
|