WELCOME TO OFFICIAL ASCRAEUS PAGE

Main Page | News | Biography | Band Profile | Discography | Photos | Music Files | Interviews | Download | Links | E-mail

NON SERVIAM RÖPORTAJI*

Türkiye piyasası son 5 ayda yabancı konserlerde yeni bir gerçekle
karşılaştı. Yabancı grupların altında çalan Türk gruplarına
gösterilen ciddi ve üzücü tepkilerden bahsediyorum. Bunlarda en son
nasibini alan gruplardan biri de Ascraeus'tu. Yeni albümleri
"Disgust" sonrası, bu konser ve Ascraeus'un yeni stili hakkında
uzunca konuştuk. Sorularımızı gitarist Emir Erkal cevapladı.......

İstersen albümün hazırlanış aşamasını anlatarak başlıyalım.

Olay Eylül '98 de başladı. Bu tarihte Hammer ile anlaşmıştık. Prodüktör
olarak Civan hep kafamızda olan isimdi. Onunla yeni albümün
kayıtlarını yapmayı planlıyorduk. Daha sonra da duyduk ki Civan da
bizlerle bir şeyler yapmayı istiyormuş. Bu zamanlarda onunla
tanışmıyoruz. Daha sonra onunla bir vesile ile tanıştık ve bize albümün
kayıtlarının yapmak istediğini söyledi. Bu tabii güzel bir şey.
Provalarımıza gelmeye başladı zaman içinde. Aralık '98 de kayda
girmemiz planlanıyordu. O arada birçok Hammer grubu kayda gireceği
ve Forte Stüdyosunu dolu olduğu için 1 ay içinde girmemiz planlanan
kaydın 10 gün içinde başlayacağı söylendi. Gerçi her şey hazırdı da
daha fazla çalışılabilirdi. Kayıt esnasında stüdyoya girip çıkmalar oldu;
yani Ascraeus'un kaydının durdurulup başka grupların kaydının
yapılması gibi. Bir ara Cenotaph girdi mesela. Bu tip şeyler işimizi
uzattı. Ama yinede bir aylık süre içinde işin büyük bir bölümünü
bitirmiştik. Sonra vokallere geçildiği zamanlarda Civan rahatsızlandı,
ardından da Tolga. Bari stüdyo boş kalmasın derken Antisilence
albümünün kayıtlarına başladı. Sonra Civan rahatsızlandı ve kayıtlara
stüdyoda devam edemeyeceğini söyledi. Kalan kısmı onun evinde
kaydetmeye karar verdik ve miksaj dahil albümün kalan kısmını onun
evinde bitirdik. İlk baştaki rahatlığımız (zaman açısından) son anlarda
pek yoktu. Mesela özellikle vokallere çok fazla vakit ayrılması
gerekiyordu. Ben bunu baştan beri söylüyordum, benim gitarlarıma bu
kadar zaman ayrılmasına gerek yoktu. Gitara 10 gün ayrıldı, yani bun
ayrılan zaman davul ve vokale ayrılabilirdi. şartlar derken aslında
oldukça iyi şartlar altında kayıt yaptık. Forte'nin sahip olduğu aletler
dışında bizim kayıt için daha pekçok alet getirildi, Civan sağolsun,
İsmail sağolsun, İskender Paydaş sağolsun.

Sanırım albüm kaydının son aşamasında Kurban'dan biri sizin
kayıtlara yardımcı oldu değil mi?

Son aşamada olay ev ortamına girdiğinde alet problemleri yaşanmaya
başladı, istediğimiz bazı aletleri toparlayamamak gibi sorunlar ortaya
çıktı. Ama asıl problem miksajda ortaya çıktı. İhtiyacımız olana kanal
sayısı evdeki mikserde yoktu, ve Deniz'in 16 kanal mikserini bizimki ile
birleştirdik. Deniz de son aşamada miksajda bizimle yeraldı. Bu
dönemde Civan biletini almış Avustralya'ya dönmek üzereydi. Birçok
bunalımlar ve çatışmalar yaşadık. Bu esnada Deniz'in dearaya girmesi
bayağı iyi oldu.

İlk iki albümünüz türlerine göre başarılı albümler olarak kabul
edilebilir a bir gerçek var ki tarz olarak ikisi de yapıldıkları
dönemlerin gerisinde albümlerdi.Son albümde Ascraeus bir tarz
değişim içine girmiş ve günün sound'unu yakalamayı başarmış. Tarz
değişimine giderken günün sound'unu yakalama kaygısı mı baskın
olan nedendi yoksa doğal bir gelişimin sonucu muydu bu değişim?

Biz "Red"i çıkardığımızda pekçok kişi bu albümü 5 sene önce
çıkarsaydınız çok iyi olurdu dedi, "Dare to live içinde aynı şeyi
söylüyordu insanlar. Kendini bir enstrümantalist olarak yada bakış açısı
olarak aşabilirsin ama esas olay beste olarak günü yakalamak. Mesela
çok iyi gitar çalmak, çok iyi davul çalmak olarak algılanmamalı bu. Biz
grup olarak oturduk, neler yapmalıyız diye düşündük. Avrupa ve Dünya
piyasasını eskiden olduğundan daha yakın takip etmeye başladık. Burda
bulma imkanımız olmayan albümleri internet yada başka yollardan
edindik. Eskiden sadece Türkiye'ye gelen şeyleri dinliyorduk artık
gelmeyenin de peşinden koşuyoruz. ve bu bize dinlediklerimizin bizden çok ilerde
olduğunu gösterdi.

Hammer Müzik de , Ascraeus da geçmişte hep metal kitlesine hitap
etmiş bir ikili. Bu albümde gene hitap edeceğiniz kitle gene aynı.
Fakat Over Kill konserinde aldığınız tepki; albümün çıkış
sonrasında fanlardan beklediğin tepkiler hakkında sa-na nasıl bir
fikir veriyor ?

Aslında oradaki tepkiyi bir kriter olarak almamak lazım. Albüm
çıkışından önce özellikle bir dergi bize öyle bir yaklaştı ki..." Ascraeus
artık hip hop grubu, Korn oldu, artık onlar metal değil " tarzında bir
ihtiba bıraktı bizim hakkımızda. Ne alakası var, neden metali bırakalım
ki ? Onlara göre Korn, Fear Factory gibi gruplar metal değil. Bu ayrı
bir konu ama işte bu tip yazı sonrasında insanlarda bir önyargı oluştu.
Ben albümün çıkışını bekleyip yorumlarını öyle yapmalarını beklerdim.
Şu anda albümleri dinlediklerinde metalden uzaklaşmadığımızı
göreceklerini umuyorum. Bizi metale ihanet eder bir havaya soktular.
Bu kişilerin albüm giriş şarkısını özellikle dinlemesini istiyorum. Bu
şarkı speed tarzında bir şarkı. Albüm rock ve metal enstrümanları
haricinde bir aletin kullanılmadığı enerjik, nefret dolu ve kışkırtıcı bir
çalışma. Albümü dinleyince insanların kafasındaki duvarlar bence
yıkılacak ama OverKill konserindeki Radical Noise ve bize tepki
gösteren insanlar bize tavırlarını devam ettirecekse benim söyliyeceğim
bizden uzak durmaları olacaktır. Bu tip insanların zaten bizi dinlemesini
istemiyoruz. Onlar dinazor bir şekilde eski heavy metal'i dinlemeye
devam etsinler. Non Serviam'a bu konser ile ilgili olarak yazdıığım
yazıyı o insanların kaçı okudu bilmiyorum ama ben kişisel olarak çok
anlamlı bir yazı yazdığımı düşünüyorum. Hep Türk gruplarına eğitimsiz,
kayıt yapmayı bilmiyor, konserlerde iyi değiller vs. denir. Peki ya
seyircimiz ? Türk seyircisi ile yabancı seyirciyi karşılaştıralım. Bir
kerede gruplar seyirciyi eleştirsin. Dünyadaki metal festivallerini ele
alalım. MEsela Dynamo'da Manowar gibi grupların yanında yeni şeyler
deneyen pekçok grupta yer aldı.

Yani metalin içinde pek çok şey var. Hiçbirşey sabit değil. Seyircimiz
bizim müziğimizi algılayamayacaksa zaten bizi hiç dinlemesin.

Önceki albümünüzün kapağı oldukça renkliydi. Bu albümde ise
daha karamsar bir hava hakim. Ayrıca artık logo kullanmıyorsunuz.
Bu da yurtdışında olduğu kadar ülkemizde de radikal sayılabilecek
bir karar. Sizi bu bir kaç yılda bu tip karamsar ve içe dönük bir
kapağa yönelten etkenler nelerdir ?

Kapaklar belki de bugüne kadar işin en zor yanları olmuştu. Belki bu
albümde ilk defa kafamızdaki şeyleri uygulayabilmeyi başardık. Kapak
için fikirlerini söylüyorsun birine, adam bir ay sonra sana bir şeyle
geliyor ve bu yaptığı şey gerçekten çok kötü. Ortada kaybedilen bir
zaman var. Albümlerimizin çıkamsındaki gecikmeler çoğu zaman bu
sebepten olmuştur. Mesela ilk albümün kapağından hiçbir zaman
memnun olmadık. Belki o konuda benimde bazı kişisel hatalarım vardı.
Kafamdaki fikri çizen arkadaşa iyi empoze edemedim ve sonuç o
kapakta öyle olmuştu. Geleceğim nokta şu. Ruhta hiçbir zaman
değişiklik olmadı. O içteki karamsarlık, nefret hep vardı. Duygusal hep
aynı yoğunlukta ve aynı karanlıktaydı. Hayata bakış açıları hep aynıydı.
Bu güne kadar kapaklarımız hep karamsar ve sade olabilirdi. Ama
hissettiğimiz ve istediğimiz şeyleri dışarı aksettirmemiz ile alakalıydı
durum. Geçen yıllar içinde daha çok yorulduk. Yorulduğumuz müzik
yapmak değil. Etrafta hakkımızda dönen saçmalıkla. Akabinde daha çok
nefret dolduk. Gerek şarkılarda, gerekse kapakta daha yalın bir şekilde
hareket ettik. İstiyoruz ki insanlar bir noktadan ne demek istediğimizi
kolayca anlasın.

Üç albümde üç değişik firme karşımıza çıkıyor. İlk iki albümdeki
firmalarınızla yaşadıklarınız size Hammer'ın kapısını çaldığınızda
nasıl bir yol çizdi ?

Hades zaten ilk albümümüzde bizim için hiç birşey yapmadı. O zaman
biz çok amatördük. Hades de firma olarak çok amatördü. Biz yaptık
onlar bastı. Ama hepsi o kadar. İlk albümümüzün 1500 tane sattığı
söyleniyor. Ama bazı güvenilir tanıdıklarımız albümün ikinci
baskısının yapıldığından bize hep sözediyordu. Aynı zamanda pek çok
insanda da kayıt şeklinde bu albüm var. "Red"e gelince; o dönemlerden
itibaren Hammer bizimle ilgilenmeye başlamıştı. Zihni'den de o
dönemde bu tip teklifler almıştık. O zamanlar bu firmaların şartları bize
fazla uygun gelmedi. Ada Müzik bize bir albümlük bir anlaşma önerdi.
Bizi fazla bağlamayacak bir anlaşmaydı bu. Ada Müzik bilinen bir
firma olduğu için biraz ümitliydik. Ama firmanın solcu bir firma
olduğunu ve ulaştığı kitlelerin de daha çok bu doğrultuda oldunu gözden
kaçırdık. Şirketteki satış rakamı 2000 kopya. Ama Haluk Ataklı'dan
duyduğumuza göre piyasada "Red" albümünün yeni bandrollü kopyaları
varmış. Şimdi ise Hammer Müzik ile çalışıyoruz. Eskiden sunduğunun
daha fazlasını bize sunduğu için Hammer ile anlaştık. Şu ana kadar ise
herhangi bir problem ile karşılaşmadık. Kayıt öncesi, kayıt sonrası ve
kayıt esnasında bize verdikleri tüm sözleri ellerinden geldiğince
tuttular. Yapıcam dedikleri şeyleri yapıyorlar, yapamayız dedikleri
şeyleri yapmıyorlar. Şu ana kadar bir sorun yok, bekleyeceğiz ve
devamını göreceğiz.

Bugün ilk vokalistiniz Hakan ayrılmamış olsa ve 5 kişi devam ediyor
olsaydınız müzikal çizginiz ne olurdu ?

Hakan ile daha fazla devam edemezdik. Hiçbir eski elemanımız ile
aramız kötü değil. Ama anlaşmazlıklar sonucu hep ayrılıklar olmuştur.
Hakan hala metalin içindedir ama yeni olup biten şeylerle ilgilenmiyor.

Yani açık görüşlü biri olsaydı bugün grupta olacaktı. Sen böyle bir
durumda sırf yeni soundunu uğruna ona sesinin tarzına
uymayacağını söyleyip kapıyı göserebilir miydin ?

İster istemez o noktaya gelirdi. Belki de şu gün geldiğimiz tarza daha
yavaş ulaşırdık. Bunu bilmek zor. Bir şekilde bu tarza ulaşacaktık. Bunu
yapmamızdaki sebep sahip olduğu coşku ve gaz. Diğer türlerde bu gazı
yakalamak çok zor. İçimizdeki kışkırtıcılığı en güzel şekilde bu stilde
dışarıya vurduğumuza inanıyorum.

Türkiye'de gruplar genelde yurtdışındaki gruplardan trendleri takip
ediyorlar. Sen bugün yurtdışına gittiğinde belki bu Machine Head ya
da Korn gibi diyecekler. Neden Türk grupları trendlein
yakalanmasında yer almıyor ?

En çok bunalıma girdiğimiz evre kayıtların gecikmesi ve albüm
çıkışındaki gecikmeler. Tam onları yakaladığını hissettiğin anda onlar
gene seni geçiyorlar. Türkiye'de onları yakaladığını hissettiğin anda
albümünü kaydedip hemen çıkartacaksın. Başka bir yolu yok.

*Non Serviam Sayı 14'den alınmıştır

Copyright Ascraeus (c) 1999-2000. E-mail to webmaster

Hosted by www.Geocities.ws

1