anasayfa

 

                             YOLSUZLUKLAR  CUMHURİYETİ VE RANT

 

 HAKAN ORAN

 

Nereye baksanız ,nereyle ilgilenseniz altından bir pislik,bir menfaat,bir rant çıkıyor.İnsanlarımız hem kişisel hemde toplumsal olarak kültürel, psikolojik,ekonomik ve en önemlisi  de ahlaki değerleri yitirmenin verdiği sendromu yaşıyor.

İnsanların bozuk ve hatalı standartlara alıştırılmış olduğu bir sistemde ahlak dışı gayrımeşru  yollardan kazanılmış mal mülk kişiye saygınlık statü kazandırabilecek bir kriter haline gelmişse ,gençler geleceklerinden endişe duymaktaysalar,menfaat ve çıkar zihniyeti hat safhalara ulaşmış ve çocuklarımızda bu çarkın içine sokulmuşlarsa insan kalitesini ve mentalitesini değiştirmeden insanlarda ahlak duygusunu yediden hayata geçirmeden bunlarla baş etmeniz mümkün olmayacaktır.

Bu değişimde en büyük görev yöneticilere düşmektedir.ama Pisliğe bulaşmamış dürüst ve çalışkan yöneticilere .Balık baştan kokar misali değişimde en tepeden başlamalıdır.

Etrafımıza bir bakıyoruz yolsuzluktan yolunu bulmayan yok.

Bakanlarımızdan tutunda ilim yuvası üniversite idarecilerinden kamu ve özel sektör  çalışanlarına kadar toplumun her kesimi gerek siyasi gerekse şahsi rant ve menfaatler peşinde koşarak bir yerlerden bu çarkın içine sokulmuşlar.

Ünlü filozof Plato şöyle demiş”Bir devlette başa geçenler baş olmaktan daha üstün bir değere sahipseler bilin ki o devlet iyi yönetilen bir devlettir.Çünkü böyle bir devletin başındaki kişiler zengin kişilerdir .Altın zengini değil akıl ve erdem zengini .İnsanları mutluluğa ulaştıracak olanda zenginliğin bu türlüsüdür.

Kendi yararlarına düşkün açgözlü kimseler başa geçer ve başta olmayı keselerini doldurmak için bir yol sayarlarsa orada artık iyi bir düzen arama .Çünkü herkes başa geçmek için birbirini yiyecek ve bu iç kavgada da hem kendilerinin hem de devletin başını yiyeceklerdir.

Sayın milletvekilleri ve politikacılar herkesin bildiği politika ülke sorunlarına çözüm getirmek için yapılan bir faaliyettir yolsuzluk yaparak  cebini doldurmak ,yalan ve  vakit geçirmeyle zaman kazanarak siyasi rant elde etmek ve büyük uğraşlar sonucu elde ettiği makamını korumak olmamalıdır( Ey türk siyasisi her ne şart altında olursa olsun elde ettiğin makamını korumak ve amacına ulaşmak için yaptığın her şey mübahtır.) ve verilen sözleri unutturmak değil.Bunların örneklerini geçmişte yaşadığımız gibi bügünde  yaşıyoruz.EY Tansel Doratlı Lefkeye kapalı spor salonu sözü verirken ve bu kez  kesin diyerek bu halkı bir kez ve bir kez daha kandırırken acaba hangi siyasi rant peşindeydin.Üzerinden 2 sene geçti Tansel Doratlı bakanlığından ayrılmış olsa da verdiği sözler bakanlığı ve  partisini bağlayıcıdır gelsinler hesap versinler.EY , Gülsen Bozkurt, CMC kirliliğinin yarattğı çevre felaketine  sürekli olarak  değinmemize uzman raporlarıyla da kirliliğin defalarca kanıtlanmasına rağmen ne yaptınız .Bırakın kirliliği temizlemeyi   Kanserojen madde ihtiva eden xantat varillerini ki bir günlük bir operasyonla bu variller kaldırılıp kontrol altına alınabilir onu bile yapmadınız.Malzeme eksikliğinden doktor eksikliğinden inim inim inleyen Cengiz Topel Hastahanesinin tüm eksikleri tamamlanıp  tam teşeküllü hastahane olarak işlevini sürdüreceği  sözünü de verirken  siz ve bakanlığınız hangi  siyasi  rant peşindeydiniz. Üzerinden defalarca uyarmamıza rağmen seneler geçti ,sayın Gülsen Bozkurt bakanlığından ayrılmış olabilir verdiği sözler bakanlığını bağlayıcıdır gelsinler hesap versinler.Ey Tarım ve Orman bakanlığı baraj suyunun yaprağı yenen bitkilerde kullanılmaması gerektiğini  lefke vasıf palastaki halka açık toplantıda teyid ederken bunun aynı zamannda takipçisi olacağınızı da söylememişmiydiniz yoksa sizde mi siyasi rant peşindeydiniz.  Ey  Tarım ve Orman bakanı ve yetkilileri verilen sözler sizden önce veya sizden sonra görev almış ve alacak olan kişileride bağlar  millet hala baraj suyuyla sulanmış yerlerde üretilen yaprağı yenebilen ne diye anlamamışsanız birkaç örnek veriyorum pırasa,maydonoz ,pazı,ıspanah,kerevizi yiyor sende çocuklarında yiyor  ve zehirleniyor .Ağır metallerle zehirleniyoruz .Bu halkın vergileriyle ağaçlandırdığınız Gemikonağı gölet havzasını niye yine devlete ait dozerlerle çöle çevirdiniz yoksa bunları yaparken yine mi rant peşindeydiniz.

Kirlilik bir yana birde halka  söz verilip veya halkın duymadığı  projeler var .Bunları bir hatırlayalım sahil yolu projesi,laü geliştirme projesi,liman ve yat limanı projesiYabancı şirketler tarafından sunulan ve Hasır altı edilen elektrik santral projesi,marina projesi.Hala bu zihniyette olanlar çekip  gitselerde   hesap verecekleri gün gelecek.Bir  de bulundukları makamdan kendi şahsi çıkarları için ecdadının ve tüm sülalesinin geleceği için rant peşinde koşanlar var.Bir bakalım Akdenizin en büyük çevre kirliliği C.M.C saatli bomba orada dururken atıklar xantatlar hergün suyumuza havaya karışırken maliye bakanlığı öncelikli olarak C.M.C içindeki çelik konstrüksiyon binaların ve  hala kullanılabilecek raporu verilen elektrik santralının ve çelik kiriş,kolon,saç,elektrik jenaratör ve aksamlarının temizlenmesini elzem görerek  hurda fiyatına ihaleyi  söylentiye göre bakan dayısı olan  bir şahsa veriyor.Yolsuzlluk başlıyor. Bu şahısta sözde ihaleyle aldığı malı hem  Türkiye ye hurda niyetine gönderiyor  hem de isteyene bu sözde hurda malzemelerden satıyor  ama ne yazık ki  sattığı her   ton başına  malzemeden devlete para ödemesi gereken bu şahıs özel şahıslara sattığı  malı ne tartıyor  ne de satış yapılırken  herhangi bir devlet yetkilisine hesap veriyor.Belkide C.M.C arazisi içinde kanserojen maddeler olduğu için devlet çalışanlarını oradan uzak tutuyor veya devlet C.M.C arazisi içinde kaç ton hurda olduğunu gözleriyle bakarak veya elleriyle yoklayarak okka hesabı tesbit etmiştir de tartmaya gerek yoktur. Şimdi devletin yapması gereken bir şey var eğer bu iş kamu yararına yapılıyorsa o zaman da halk devletin bu hurdaların satımından elde edeceği gelirle bu alanın  ıslah edilmesini yada ona benzer bir yatırım yapmasını bekliyor.Ama öncelikle c.m.c kirliliğinin temizlenmesi için bütçeye beş milyar gibi komik bir rakam değil adamakıllı bir kaynak aktarılmalı ki gerçekten orada satılan hurdadan (çelik kiriş, çelik kolon  konstrüksiyon binalardan jeneratör ve aksamlarından tren ray demirlerinden, çelik depolardan, elektrik malzemelerinden,torna makinelerinden,makine aksamlarından ve nükleer başlıklardan)devletin iyi kar ettiği ve yatırımınıda yine oraya yaptığı anlaşılabilsin.Ama yıllarca yapıldığı gibi  C.M.C malı  rant uğruna  devlet tarafından yine  satılıyor  ve lefkeliye yalnızca kirliliği kalıyor.Bu işin sorumluları maliye bakanlığı da  gün gelecek hesap verecekler.

Parti disiplini gerekçesi ile sahtekarlık ve yolsuzluk partililer tarafından çok etkin olarak kullanılan bir gerekçedir.Sayın siyasiler ve politikacılar bürorasideki ve siyasetteki her türlü yolsuzluğunuzu kolayca partiye bağlayabilirsiniz ama çok dikkatli olun ve  unutmayınız ki halk artık yalakaları ve sahtekarları iyi teşhis edip oyunu onların istediği gibi ve ayni şekilde oynuyor.

  Sayın üniversite yönetici ve idarecileri üniversitelerimizi  geleceğimizi sağlam temellere oturtmak amacıyla eğitim veren ilim ve irfan yuvası olmaktan çıkarttınız.Sizi örnek alan geleceğin   rüşvetçileri  dalkavukları  ve rantcıları yetişiyor .Geçenlerde ortam gazetesinin 8 eylül tarihli  gazetesinde  çıkan haberde Ahmet Demirağ diye bir vatandaşın ki bu zat anayasaya aykırı bir şekilde  ölünceye kadar Lefke Avrupa Üniversitesi mütevelli heyeti üyesidir o ve üniversitede çalışan sözde öğretim görevlisi birçok şahsın yaptığı yolsuzluk, sahtekarlık ve pisliklerin   ardı arkası kesilmediğini okuduk .Eğer bu söylenenler gerçek dışı  ise kendilerini savunsunlar  ve toplum önünde aklansınlar yoksa böyle kişilerin  değil üniversitede toplumda bile yeri yoktur yoksa halk ateş olmayan yerden duman cıkmaz misali bu yazılanlara inanır.Biz lefke halkı olarakta bu tür insanları bölgemizde istemiyoruz onları oraya getirenler alsınlar ne yaparlarsa yapsınlar yoksa çözümde görev almayanlarda problemin bir parçası olurlar.Bir yazarımızın yazdığı gibi bu tip insanlar sahtekarlık ve yolsuzluk için gerekçelerden biri olan .herkes yapıyor gerkçesine dayanarak herkes yapıyor ben sadece yakalandım ben yapmasam başkası yapacak diyerek bunun meşru toplumsal olarak yaygın olduğu içinde kendini meşrulaştıran bir davranış sergileyeceği malum....................

Kamu da ve özel sektörde çalışan  yöneticilerimiz kayırma ahbap politikasından vazgeçip yetenekli ve hakkı olan insanlarla çalışın çalışın ki hem yolsuzluklar hemde

beyin göçü dursun.Yoksa  günlerce basını meşgul eden elektrik kurumu gibi  telekominikasyon dairesi gibi diger kurumlardada yolsuzluk ve sahtekarlık önlenemez.Bu işin sorumluları yakalandı ama ya büyük başlar.Yolsuzluk yapan yada yolsuzluğa katılan ve ona destek veren insanların bir gerekçeside üst makamların emirlerine uymaktır.Onlardan habersiz hiçbirşey olmaz .

Özel sektörde çalışanlar patron emretti der kamuda çalışanlar ise amirim emretti derler.

Bu işin sorumlusu amirler nerede.Ne çalacaksanız ne hortumlayacaksanız büyük yapın büyük çalın çünkü yolsuzluk büyüdüğü oranda meşruiyeti artar.

Başka bir yolsuzluk olayınıda anlatmadan geçemeyeceğim.Dernek olarak baraj havzası içinde bulunan ve devlet tarafından ağaçlandırılmış bulunan arazinin dozerlerle talan edildiğini duyumunu alınca olayı yerinde görmeye gittik ama ne yazık ki baraj ve dere yatağının sahibi özel bir şahıs çıktı bu şahısta burası benim diyerek bizi arazisinden kovdu.Basında çıkan haberlarden sonra tapuda araştırmaya gidildi ve Tarım ve orman bakanlığı basına şöyle bir haber verdi.”İşi geçici bir süre durdurarak tapuda araştırmmaya gittik ve söz konusu arazinin yasal sahibinin özel bir şahıs olduğu ve yapılan işlerin yasal olduğu açıklandı.Sayın Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri devlet ihale kanununda derki;

Bir yeri ihaleye çıkarmadan önce o yer devlet eliyle kamulaştırılır .Eğer dediğiniz gibi sözkonusu arazi şahıs malı ise devlet suç işlemiştir yok devlete ait ise ki öyle olması gerekiyor o zamanda o şahsın orada işi ne .Gemikonağı göleti yapılırken yer devlet tarafında kamulaştırılmadığı (dönemin ilğili tüm birimleri suç işlemiştir biri veya birileri bu işten büyük rant sağlamıştır.)gibi daha sonra usulsüzce Gemi Konağı göletinin bulunduğu arazi özel bir şahsa satılmıştır. Bu şahısta Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ağaçlandırılan gölet havzasını sistemli bir şekilde yine devlete ait dozerlerle yok etmiş ve dere yatağına da sahip olmuştur. Ey Tarım ve Orman bakanlığının bakanı, müsteşarı ve yöneticileri  bizim muattabımız  şu anda sözkonusu araziye nasıl sahip olduğu belli olmayan (Sayın Özgün Faruk günlerce hakkınızda gazetelerde gölet ve çevresi arazisinin size ait olduğu hakkında yazılar çıktı sizin yerinizde olsaydım arazi koçanının size ait olduğunu gösterir belgeyi gazeteye verir ve yayınlatırdım böylecede  en büyük yargılayıcı olan halk  huzurunda aklanırdınız .Devlet de araziyi kamulaştıracaksa ki öyle olması gerekiyor üzerine baraj yapılan alanı tesbit eder kaç   dönümse değer tesbiti yapılır size öder ve kamulaştırırdı. Ne yazık ki siz halkı düşünmediğiniz için böyle bir şeyede  tevasu göştermediniz.Ama halk, üzerine baraj yapılan bir arazinin şahsa ait olamayacağını devletin malı  olması gerektiğini biliyor. ) Özgün Faruk değil o artık sizin muattabınız bizim mutabımmız sizsiniz ve bir değil onlarca suç işlemiş durumundasınız ve gün gelecek yargıya hesap vereceksiniz.

Yolsuzluk ve ahlaksızlık toplumun tüm kesimlerini bir mikrop gibi etkilemiş durumunda.En baştada baştakileri onlar yüzünden yolsuzluklar artıyor,yatırımlar düşüyor,büyüme yavaşlıyor,hacizler artıyor,davalar çoğalıyor,çek yasaklıları artıyor,bankalar batıyor,hırsızlık ve tecavüz olayları artıyor,işsizlik ve göç artıyor.

Beyin göçü eskisinden de büyük bir hızla devam ediyor. Emre Kongarın dediği gibi yetenekli beyinlerin tümü yurtdışına kaçarsa ne olur?

Bize sadece “beyinsizler kalır.

Peki bize sadece beyinsizler kalırsa ne olur?

Hep birlikte bir “beyinsizler toplumu “ oluruz .

Tabii bu durumda demokrasimizde bir “beyinsizler demokrasisi “ haline dönüşür.

“Beyinsizler demokrasisi “”beyinsizlik “üzerine kurulduğundan alınan yanlış kararlar bu arada soygunlar ve ,hortumlar yönetilenlerde beyinsiz olduklarında alkış ve övgülerle karşılanabilir.Yönetenlerde beyinsizler tarafından seçileceğinden beyinsizlerin en beyinsizleride lider olacaktır.Böylece her türlü beyinsel etkinliğe ambargo konulacak ve ülke kısır bir döngüden asla kurtulmayacaktır.

Bu saydıklarımız yalnızca bölgemizde 7000 nüfuslu lefke ve bölgesinde  yaşanan ve bilinen siyasetçi,politikacı,yönetici ve halkçı geçinen şaklabanların marifetleri .ama maske düştü yüz göründü . Siz birde Lefkoşayı,Magosayı,Girneyi, KIBRISI hayal edin olayın vahimliğini daha iyi anlayabileceksiniz.

Herkesi bazen bazı insanları da her zaman aldatabilirsiniz ama herkesi her zaman aldatamazsınız.

 

 

 

                                                                                              

                                                                  

 

Hosted by www.Geocities.ws

1