BU
NE LAHANA BU NE TURŞU!
Atila Karaderi
|
Ö |
yle görünüyor ki, aklımızı başımıza devşirebilmek için elimizdeki bilgi, belge ve bulgular bir anlam vermiyor.
Gazetelere bakıyorsunuz, “Gemikonağı Bölgesi’ne rafineri yapılacak.” diye bir başlık, bir haber. Birkaç yıl önce de ayni fimi görmüştük.. Balon oturdu. Biz rahatladık, bölgede yaşayan insanlar olarak! Şimdi yeniden yangın alevlendiriliyor. Neden Gemikonağı? Neden CMC alanı? Neden yerleşim yerinin içerisine? Neden çarpık sanayi bölgesinin yanına? Neden CMC’nin mahkemeye verildiği bir zamanda böyle bir konunun ortaya atılması gerek görüldü? Neden çok “gizli” olarak basına sızdırılıyor?
Yukarıdaki soruları daha da çoğaltmak mümkün.
Bu oyuna, kaderimizle yapılan bu oyuna artık bir son verilsin.
Turizm Master Planı’nda Karpaz’la beraber Lefke Yöresi birinci derecede yatırım yapılacak yer olarak tespit edilmiş.
Gelin görün ki, üniversitenin, narenciye bahçelerinin, dağ ile denizin buluştuğu bu harika yere akıllıca yatırımlar yapmak yerine, denizini, havasını, suyunu daha da kirletmek için rafineri kurulmasına yeşil ışık yakılıyor.
Kurulduğunu düşünelim. Beş on kişilik istihdama karşılık ödenecek bedelin ne olacağı düşünüldü mü? Gölet gerçeği ortada! Şimdi de rafineri çıkmazına mı sokulmak isteniyoruz?
İskoçya’dan kalkan fabrika dumanları Norveç’te Oslo’yu asit yağmuru olarak etkiliyor. Bu nedenle çimlere, bozulmasın diye ( yosunlar, çimleri boğuyor) her yıl belli dönemlerde kirece benzer bir madde atılıyormuş.
Yedidalga’daki limanda bir teknem var ve balığa çıkıyorum. Boğulma tehlikesi yaşıyorum ama denizden değil. Yakılan “gamininin dumanından”. Ta derinlerde iken !
Lefke’de, özellikle Karadağ’da yaşayan bütün insanlar yakılan çöplerin dumanından şikayetçi. Bir türlü önlenemiyor.
Yukarıdaki üç örneği vermemim önemli bir hedefi var.
Rafinerinin, bölge üzerine ölü toprağı gibi oturacağını anlamak fazla bir zeka istemiyor.
17 Ağustos Depremi ile İstanbul’da Tüpraş’ta çıkan rafineri yangını, dün gibi belleklerimizde tazeliğini koruyor.
Ya yakıldıktan sonra havaya atılacak organik atıklar, rüzgarın da etkisiyle, gece ve gündüz yöreyi teslim almayacak mı?
Kaş yapalım derkan göz de çıkacak.
Bu ülkede rafineri yapılacak onca yer olduğuna inanıyorum.
Göletin açmış olduğu krizi, devlet yetkililerimiz, Sağlık ve Çevre Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı görmüyor.
CMC alanı zaten dünyanın en kirli alanlarından birisi.
Şimdi sıra rafineride!
Yöre halkına sesleniyorum. Bu konu en az mudi krizi kadar önemli, hatta! Basit hesaplar bizleri aldatmasın. Unutmayın, bu bölgede hakkımızda karar verenler değil, bizler yaşıyoruz. Doğru kararlar vermezsek bedelini de ağır ödeyeceğiz.
Bu konu burada kapanmayacak...
Yöre halkını rahatsız eden ikinci bir konuya da değinmek istiyorum.
İnsanın bir mal gibi alınıp satıldığı bir bölgede yaşıyoruz. Çevredeki birçok insan bu konuda ses vermem için bana telkinde bulunuyor.
Buna sosyal kirlilik diyenler de var. Etikle, ahlakla ters orantılı. Çevremizdeki çocuklara küçük yaştan başlayarak insan vücudunun satılabileceği düşüncesini pompalıyoruz.
Artık yetkililer de buna bir “Dur!” demeli. Gece kulüpleri Gemikonağı’nı bir ahtapot gibi sarmış. Bugünlerde bir yenisinin açılacağından bahsediliyor. İnsanlar bundan rahatsız. Yürüyemiyorlar, oturamıyorlar, bakamıyorlar. Gece ortalığı dağıtan sarhoşlar sarmış. Bu ne biçim ahlak anlayışı!...
Anlaşılan o ki, Lefke Bölgesi’nde sadece CMC değil, başka kirlilik alanları da var.
Yetkililer ( ne anlama geliyorsa), lütfen göreve!