anasayfa

 

 

ASLINDA HEP LEFKE’DEYDİM

 

Dr.Armağan Karal

26.08.2001

Basit gibi görünen bazı soruların yanıtları aslında sanıldığından hem çok daha zor,hem de karmaşıktır.Bu yüzden,basit soruları yanıtlayabilen kişi,aslında zor bir sorunu halletmiş sayılır.Örnek vermek gerekirse;”çocuğunu neden seviyorsun?”gibi bir soruyu o kadar basit görürüz ki,böyle bir soru nasıl sorulabilir diye de şaşkınlığımızı gizleyemez,karşımızdakinin aklından zoru olduğuna veya  saçmaladığına hükmederiz.Böylelikle,o soru,yanıtlanmaya gerek duyulmamış olmaktan ötürü,havada asılı kalır.Oysa ciddi ciddi düşünürsek,çocuğumuzu neden sevdiğimizin tam ve doğru yanıtını vermekte zorlandığımızı görürüz..Ne diyeceksiniz yanıt olarak?

“Çocuğum olduğu için.” mi?

“Benim bir parçam o,nasıl sevmem”mi?

“Neslimi çocuğum sürdürecek,o yüzden.” mi?

“Çocuğumuz eşimle benim sevgimizin ürünü de ondan “ mı?

“Yaşlandığımda bana o bakacak,beni o koruyacak,beni o sevecek,o yüzden.”mi?

“Herşeyden önce o bir insan,elbette seveceğim” mi?

“Geleceğimiz çocuklarımızla aydınlanacak diye”mi?

Ve......yanıtlar uzar gider.Yanıtınız ne olursa olsun,yine de,çocuğunuzu sevme nedeninizi yeterince açıklayamamış olduğunuzu anlarsınız sonuçta.

İlk anda küçümsediğimiz,yanıtlamağa yanaşmadığımız bu tür  basit soruların,bir anda yanıtlanmasının ne kadar güç ve sayfalar dolusu yazılsa da bitmeyecek kadar karmaşık içerikte olduğunu anlatmağa çalışıyorum.

Çünkü,kendime iilk kez “Lefke senin için ne ifade ediyor?” sorusunu sorduğumda,başlangıçta aptalca bulduğum bu soruyu yanıtlamaktan kaçındığımı,aslında sorunun tam yanıtını kafamda bulamadığımı,daha doğrusu bulduğum yanıtların soruyu tam olarak karşılamadığını,beni de tatmin etmediğini  anladım.

Soru o kadar basitti ki,ben bunu tek bir cümleyle açıklayamayacak durumdaydım.

O sorunun altında neler vardı,neler!

Bir kez,insanın doğup büyüdüğü yer,belirli bir yaşa kadar,hatta belki de ömür boyu, kendini oraya ait hissettiği bir yerdir.Dünyaya ilk kez gözünü orada açmışsın,ilk olarak insanlarla orada tanışmışsın,ailenle,çevrenle,doğayla,okulla,arkadaşlarınla orada yüzyüze gelmişsin.Biyolojik sosyal psikolojik,ekonomik şekillenmeye orada başlamışsın..Sevinci,hüznü,şaşkınlığı,mutluluğu,hayal kırıklığını...tüm olumlu ve olumsuz ilk duygularını ilk kez orada yaşamışsın...

Lefke’ye ilişkin o soru işte bu nedenle benim için yanıtlanması  çok zor bir soru.

Bir kez, her Lefke denildiğinde,benim Lefke’ye doğrudan  ilişkin olan ve olmayan yaşamımın tümünün, birbirinden kopmaz halkalarla sımsıkı bağlanmış olarak ve yüreğime, hiç kaldırılamayacak denli kalın bir zaman zinciri ağırlığınca yayıldığını hissederim..O yüzden de,ilk  anda bununla başedemeyeceğimi anlayıp,psikolojik bir savunmayla bu konudan kaçınırım.Uzun süre,Lefke’yi aklımdan çıkarmış olduğumu kabulleniş nedenim bu olsa gerek..

Peki ama neden? diyeceksiniz.

Bazı anlar vardır,yaşamınızın tümünü çizecek derinlikte yaşanırlar .O nedenle  belleğinizde bıraktıkları izi görmekten kaçınırsınız.1969 yılında,Lefke’den ayrılışımız,tıpkı böylesi bir anıdır belleğimde.

Maden ocakları kapanıp,babam işsiz kaldığında ve çocukluğumu,parçalanmış bir elbise gibi, doğup büyüdüğüm Lefke’nin çiçek kokulu portakal ağaçlarının dallarına bir daha hiç giymemek üzere astığımda  ben onbeş yaşımdaydım.

Hüzünle ve apar topar  doldurulan bir yük kamyonunun arkasında ,hiç de merak etmediğim bir yöne doğru yol alırken,arkamda bıraktığım çocukluğumun gittikçe benden uzaklaştığını hissederek gözyaşı düktüğüm o gün,belleğime öyle derin kazılmıştı ki,bir daha anımsamak bana fazlasıyla acı verir zannettim.

Lefke demek,benim için anlatılması çok güç,çok uzun,hiç bitmeyecek bir yaşam öyküsü gibidir.

Orada doğup büyümek bir yana,bu ülkede olup bitenleri tam kavrayamamış olmanın ezikliğini de ilk kez orada yaşamış olmaktan kaynaklanan bir yığın anı demektir Lefke.

Maden ocakları çöktükce  altında can veren işcilerin haberi geldiğinde,aralarında babamız da var mı diye dehşete kapıldığımız,birdenbire ve hala nedenini bilmediğim bir   tutuklama sonunda,tutuklanan işçilerin arasında babalarımızın da olduğunu duyduğumuzda öfkelendiğimiz,üzülerek yollara düştüğümüz,tepemizde uçaklar dolaşırken o umursamaz çocuk ruhuyla hala yuvarlanan  topun peşinden koştuğumuz,yağmur altında okula geç kalmaktan korkup yollarında düşe kalka koştuğumuz,deresinden gürül gürül suların,tepelerinden pınarların çağladığı o güzelim Lefke..

Birkaç cümleye sığar mıydı hiç?

Sığmadı da zaten.

1972-1978 yılları sıralarında Üniversite’de öğrenciyken tatile geldiğim zamanlar,mutlaka Lefke’yi de ziyaret eder,her ziyaretimde daha da hüzünlenirdim.O çocukluğumuzun cıvıl cıvıl Lefke’si gitmiş,yerine tozlu topraklı yollarında dolaşan tek tük insanların yabancı yüzleri,etrafa sığmayan o korkunç sessizlik,yıkık dökük ve pancurları hep kapalı o güzelim eski evlerin kasveti ve terkedilmişlik duygusu gelmişti.

Bir dolaşımlık araba yolculuğu sırasında,en son oturduğumuz “CMC evleri”ndeki futbol sahasının tam bitişiğindeki eve uğramadan edemez,oraya giden yolda maden ocaklarının bulunduğu tepelerin insanın içine kasvet ve öfke dolduran karanlık  gölgelerine bakar,bizi oradan koparanın hep o ocaklar olduğunu düşünürdüm.

Sonra da,omuzundaki dağarcığıyla bahçelerin bakımına giden ve de elektrik denen teknolojiye bir türlü ısınamadığı için hala “lambasuyu”lu fanus  kullanan dedemin viran tek gözlü evciğinden geçip,”ödeme günleri” panayırın kurulduğu kahvehanelerin önünden,İstiklal ilkokulu’na çıkan yokuşa,oradan da ya dosdoğru,mahkemelere çıkan yola,yahut da aşağıya,Gazi Lisesi’ne giden upuzun ve iki tarafı bahçelerle çevrilmiş diğer yola sapardık..

Lefke,bizim doğup büyüdüğümüz,yaşama sımsıkı sarıldığımız Lefke değildi artık..Bizim olmayan,bize yabancı,yaşlanmış ya da hastalanmış gibiydi .Buna da çok üzülür,fazlasıyla içerlerdim her gidişimde.Belli ki,ayrılışımız,onu da yaralamıştı.

Her Lefke gezisi sonunda,bunları hissederek döndüm geriye.Ve daha sonraları da hiç gitmez oldum.

Şimdi,önemli bir iş  ya da toplantı olmadıkça,pek nadiren uğradığım yerlerden birisidir Lefke.

Ancak,bunları yazarken kendimi  daha iyi hissetmediğim de söylemeliyim.

Çok sonraları,hatta daha çok yakın bir geçmişe kadar,kendimi ,Lefke’den soyut  düşünme alışkanlığı edinişimden dolayı pek suçlamaz,belki de bunu hiç düşünmezdim bile.

Lefke yaralıydı.Tıpkı bizim gibi,tıpkı bu ülke insanı gibi..Yaralı ve çaresiz,kendi yurdunda kendi başına terkedilmiş,yapayalnızdı oysa!

Bu gerçeği farkettiğimde,ona sımsıkı sarılıp,yaralarını sarmak geldi içimden.Daha sonraları da,bunu yapmakta geciktiğim için,kendime kızdım,kendimi çok suçladım.

Lefke,kendi başına terkedilecek bir kasaba,sıradan bir yer değil benim için.

Portakal dallarında asılı kalan çocukluğum var en azından orada.

İnsanları bile öldürebilen ilgisizlik,böylesine önemli ve bir o kadar da şirin ve belki de Kıbrıs’ta eşine az rastlanan değerde  bir kasabaya reva görülmemeliydi.

Bunlar elbette benim kişisel bakışım Lefke’ye karşı.

Ya,devlet?Ya yetkililer ne yapmıştı bunca yıldır?

Koskocaman bir sıfır.O kadarla da kalsa neyse!Artı,bir de ihmal ve sorumsuzluk vardı orada.

Yüzyıllarca kazılıp kazılıp altı oyulmuş Lefke’nin meğer..Amerika’lıların Lefke’ye ait mangan,kükürt,civa,arsenik krom ,altın,bakır,çinko,ve bilumum madenlerini ,hatta boyalı toprağını bile milyonlarca ton sömürdükleri ,sonra da açtıkları yaraları köstebek yuvası haline getirdikleri yeraltını öylesine maden atıklarıyla kirletilmiş bir halde terkedip gittikleri bir yermiş meğer Lefke.

Ufacık bir depremle yerle bir edilecek hale getirilmiş Lefke’nin temeli.İnsanları,suya,toprağa ve havaya karışan zehirli maden atıklarıyla sürekli zehirleniyormuş meğer Lefke’nin.

Yıllar sonra,aradan bunca zaman geçtikten sonra bile,insanın kendini böylesine sömürülmüş  hissetmesi,bunca haksızlığa bilmeyerek de olsa boyun eğdiğini öğrenmesi ve hala daha,orada yaşayanların bu sömürüden zarar gördüklerini bilmesi çok zor geliyor gerçekten.

Lefkeli kimliğim,işte bu yüzden yeniden canlandı geç de olsa.

Geç de olsa,bu güzelim kasaba için,yapılacak çok işlerin,alınacak çok güzel kararların ve dünyaya yeniden doğuşunu sağlayacak binlerce seveninin olduğunu biliyorum  artık Lefke’nin.

Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkan ve  üyeleri,en başta olmak üzere kendilerine teşekkür borçlu olduğum Lefke’li dostlarımın başında geliyorlar.

Hep birlikte,daha mutlu,daha güzel,daha yeşil ve daha sağlıklı bir Lefke’yi yaratmak,.yaralarını sarmak sadece biz sevenlerinin elinde .

Çünkü “biz başka bir Lefke’de yaşamıştık”.Ve o başka Lefke’ye çok şey borçluyuz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1