ASLINDA
HEP LEFKE’DEYDİM
Dr.Armağan Karal
Basit
gibi görünen bazı soruların yanıtları aslında sanıldığından hem çok
daha zor,hem de karmaşıktır.Bu yüzden,basit soruları yanıtlayabilen kişi,aslında
zor bir sorunu halletmiş sayılır.Örnek vermek gerekirse;”çocuğunu neden
seviyorsun?”gibi bir soruyu o kadar basit görürüz ki,böyle bir soru nasıl
sorulabilir diye de şaşkınlığımızı gizleyemez,karşımızdakinin aklından
zoru olduğuna veya saçmaladığına
hükmederiz.Böylelikle,o soru,yanıtlanmaya gerek duyulmamış olmaktan ötürü,havada
asılı kalır.Oysa ciddi ciddi düşünürsek,çocuğumuzu neden sevdiğimizin
tam ve doğru yanıtını vermekte zorlandığımızı görürüz..Ne
diyeceksiniz yanıt olarak?
“Çocuğum
olduğu için.” mi?
“Benim
bir parçam o,nasıl sevmem”mi?
“Neslimi
çocuğum sürdürecek,o yüzden.” mi?
“Çocuğumuz
eşimle benim sevgimizin ürünü de ondan “ mı?
“Yaşlandığımda
bana o bakacak,beni o koruyacak,beni o sevecek,o yüzden.”mi?
“Herşeyden
önce o bir insan,elbette seveceğim” mi?
“Geleceğimiz
çocuklarımızla aydınlanacak diye”mi?
Ve......yanıtlar
uzar gider.Yanıtınız ne olursa olsun,yine de,çocuğunuzu sevme nedeninizi
yeterince açıklayamamış olduğunuzu anlarsınız sonuçta.
İlk
anda küçümsediğimiz,yanıtlamağa yanaşmadığımız bu tür basit soruların,bir anda yanıtlanmasının ne kadar güç
ve sayfalar dolusu yazılsa da bitmeyecek kadar karmaşık içerikte olduğunu
anlatmağa çalışıyorum.
Çünkü,kendime
iilk kez “Lefke senin için ne ifade ediyor?” sorusunu sorduğumda,başlangıçta
aptalca bulduğum bu soruyu yanıtlamaktan kaçındığımı,aslında sorunun
tam yanıtını kafamda bulamadığımı,daha doğrusu bulduğum yanıtların
soruyu tam olarak karşılamadığını,beni de tatmin etmediğini anladım.
Soru
o kadar basitti ki,ben bunu tek bir cümleyle açıklayamayacak durumdaydım.
O
sorunun altında neler vardı,neler!
Bir
kez,insanın doğup büyüdüğü yer,belirli bir yaşa kadar,hatta belki de ömür
boyu, kendini oraya ait hissettiği bir yerdir.Dünyaya ilk kez gözünü orada
açmışsın,ilk olarak insanlarla orada tanışmışsın,ailenle,çevrenle,doğayla,okulla,arkadaşlarınla
orada yüzyüze gelmişsin.Biyolojik sosyal psikolojik,ekonomik şekillenmeye
orada başlamışsın..Sevinci,hüznü,şaşkınlığı,mutluluğu,hayal kırıklığını...tüm
olumlu ve olumsuz ilk duygularını ilk kez orada yaşamışsın...
Lefke’ye
ilişkin o soru işte bu nedenle benim için yanıtlanması
çok zor bir soru.
Bir
kez, her Lefke denildiğinde,benim Lefke’ye doğrudan
ilişkin olan ve olmayan yaşamımın tümünün, birbirinden kopmaz
halkalarla sımsıkı bağlanmış olarak ve yüreğime, hiç kaldırılamayacak
denli kalın bir zaman zinciri ağırlığınca yayıldığını hissederim..O yüzden
de,ilk anda bununla başedemeyeceğimi
anlayıp,psikolojik bir savunmayla bu konudan kaçınırım.Uzun süre,Lefke’yi
aklımdan çıkarmış olduğumu kabulleniş nedenim bu olsa gerek..
Peki
ama neden? diyeceksiniz.
Bazı
anlar vardır,yaşamınızın tümünü çizecek derinlikte yaşanırlar .O
nedenle belleğinizde bıraktıkları
izi görmekten kaçınırsınız.1969 yılında,Lefke’den ayrılışımız,tıpkı
böylesi bir anıdır belleğimde.
Maden
ocakları kapanıp,babam işsiz kaldığında ve çocukluğumu,parçalanmış
bir elbise gibi, doğup büyüdüğüm Lefke’nin çiçek kokulu portakal ağaçlarının
dallarına bir daha hiç giymemek üzere astığımda
ben onbeş yaşımdaydım.
Hüzünle
ve apar topar doldurulan bir yük
kamyonunun arkasında ,hiç de merak etmediğim bir yöne doğru yol alırken,arkamda
bıraktığım çocukluğumun gittikçe benden uzaklaştığını hissederek gözyaşı
düktüğüm o gün,belleğime öyle derin kazılmıştı ki,bir daha anımsamak
bana fazlasıyla acı verir zannettim.
Lefke
demek,benim için anlatılması çok güç,çok uzun,hiç bitmeyecek bir yaşam
öyküsü gibidir.
Orada
doğup büyümek bir yana,bu ülkede olup bitenleri tam kavrayamamış olmanın
ezikliğini de ilk kez orada yaşamış olmaktan kaynaklanan bir yığın anı
demektir Lefke.
Maden
ocakları çöktükce altında can
veren işcilerin haberi geldiğinde,aralarında babamız da var mı diye dehşete
kapıldığımız,birdenbire ve hala nedenini bilmediğim bir
tutuklama sonunda,tutuklanan işçilerin arasında babalarımızın da
olduğunu duyduğumuzda öfkelendiğimiz,üzülerek yollara düştüğümüz,tepemizde
uçaklar dolaşırken o umursamaz çocuk ruhuyla hala yuvarlanan
topun peşinden koştuğumuz,yağmur altında okula geç kalmaktan korkup
yollarında düşe kalka koştuğumuz,deresinden gürül gürül suların,tepelerinden
pınarların çağladığı o güzelim Lefke..
Birkaç
cümleye sığar mıydı hiç?
Sığmadı
da zaten.
1972-1978
yılları sıralarında Üniversite’de öğrenciyken tatile geldiğim
zamanlar,mutlaka Lefke’yi de ziyaret eder,her ziyaretimde daha da hüzünlenirdim.O
çocukluğumuzun cıvıl cıvıl Lefke’si gitmiş,yerine tozlu topraklı
yollarında dolaşan tek tük insanların yabancı yüzleri,etrafa sığmayan o
korkunç sessizlik,yıkık dökük ve pancurları hep kapalı o güzelim eski
evlerin kasveti ve terkedilmişlik duygusu gelmişti.
Bir
dolaşımlık araba yolculuğu sırasında,en son oturduğumuz “CMC
evleri”ndeki futbol sahasının tam bitişiğindeki eve uğramadan
edemez,oraya giden yolda maden ocaklarının bulunduğu tepelerin insanın içine
kasvet ve öfke dolduran karanlık gölgelerine
bakar,bizi oradan koparanın hep o ocaklar olduğunu düşünürdüm.
Sonra
da,omuzundaki dağarcığıyla bahçelerin bakımına giden ve de elektrik denen
teknolojiye bir türlü ısınamadığı için hala “lambasuyu”lu fanus
kullanan dedemin viran tek gözlü evciğinden geçip,”ödeme günleri”
panayırın kurulduğu kahvehanelerin önünden,İstiklal ilkokulu’na çıkan
yokuşa,oradan da ya dosdoğru,mahkemelere çıkan yola,yahut da aşağıya,Gazi
Lisesi’ne giden upuzun ve iki tarafı bahçelerle çevrilmiş diğer yola
sapardık..
Lefke,bizim
doğup büyüdüğümüz,yaşama sımsıkı sarıldığımız Lefke değildi artık..Bizim
olmayan,bize yabancı,yaşlanmış ya da hastalanmış gibiydi .Buna da çok üzülür,fazlasıyla
içerlerdim her gidişimde.Belli ki,ayrılışımız,onu da yaralamıştı.
Her
Lefke gezisi sonunda,bunları hissederek döndüm geriye.Ve daha sonraları da
hiç gitmez oldum.
Şimdi,önemli
bir iş ya da toplantı olmadıkça,pek
nadiren uğradığım yerlerden birisidir Lefke.
Ancak,bunları
yazarken kendimi daha iyi
hissetmediğim de söylemeliyim.
Çok
sonraları,hatta daha çok yakın bir geçmişe kadar,kendimi ,Lefke’den soyut
düşünme alışkanlığı edinişimden dolayı pek suçlamaz,belki de
bunu hiç düşünmezdim bile.
Lefke
yaralıydı.Tıpkı bizim gibi,tıpkı bu ülke insanı gibi..Yaralı ve çaresiz,kendi
yurdunda kendi başına terkedilmiş,yapayalnızdı oysa!
Bu
gerçeği farkettiğimde,ona sımsıkı sarılıp,yaralarını sarmak geldi içimden.Daha
sonraları da,bunu yapmakta geciktiğim için,kendime kızdım,kendimi çok suçladım.
Lefke,kendi
başına terkedilecek bir kasaba,sıradan bir yer değil benim için.
Portakal
dallarında asılı kalan çocukluğum var en azından orada.
İnsanları
bile öldürebilen ilgisizlik,böylesine önemli ve bir o kadar da şirin ve
belki de Kıbrıs’ta eşine az rastlanan değerde
bir kasabaya reva görülmemeliydi.
Bunlar
elbette benim kişisel bakışım Lefke’ye karşı.
Ya,devlet?Ya
yetkililer ne yapmıştı bunca yıldır?
Koskocaman
bir sıfır.O kadarla da kalsa neyse!Artı,bir de ihmal ve sorumsuzluk vardı
orada.
Yüzyıllarca
kazılıp kazılıp altı oyulmuş Lefke’nin meğer..Amerika’lıların
Lefke’ye ait mangan,kükürt,civa,arsenik krom ,altın,bakır,çinko,ve
bilumum madenlerini ,hatta boyalı toprağını bile milyonlarca ton sömürdükleri
,sonra da açtıkları yaraları köstebek yuvası haline getirdikleri yeraltını
öylesine maden atıklarıyla kirletilmiş bir halde terkedip gittikleri bir
yermiş meğer Lefke.
Ufacık
bir depremle yerle bir edilecek hale getirilmiş Lefke’nin temeli.İnsanları,suya,toprağa
ve havaya karışan zehirli maden atıklarıyla sürekli zehirleniyormuş meğer
Lefke’nin.
Yıllar
sonra,aradan bunca zaman geçtikten sonra bile,insanın kendini böylesine sömürülmüş
hissetmesi,bunca haksızlığa bilmeyerek de olsa boyun eğdiğini öğrenmesi
ve hala daha,orada yaşayanların bu sömürüden zarar gördüklerini bilmesi
çok zor geliyor gerçekten.
Lefkeli
kimliğim,işte bu yüzden yeniden canlandı geç de olsa.
Geç
de olsa,bu güzelim kasaba için,yapılacak çok işlerin,alınacak çok güzel
kararların ve dünyaya yeniden doğuşunu sağlayacak binlerce seveninin olduğunu
biliyorum artık Lefke’nin.
Lefke
Çevre ve Tanıtma Derneği Başkan ve üyeleri,en
başta olmak üzere kendilerine teşekkür borçlu olduğum Lefke’li dostlarımın
başında geliyorlar.
Hep
birlikte,daha mutlu,daha güzel,daha yeşil ve daha sağlıklı bir Lefke’yi
yaratmak,.yaralarını sarmak sadece biz sevenlerinin elinde .
Çünkü
“biz başka bir Lefke’de yaşamıştık”.Ve o başka Lefke’ye çok şey
borçluyuz!