ÜNİVERSİTE
BİRİNCİ SINIF
ÖĞRENCİLERİNİN ELEKTROMANYETİK
KAVRAMLARI ÖĞRENMELERİNDEKİ
GELİŞME VE
ÖĞRETİM SİSTEMİ
ÜZERİNE BULGULAR
M.
Sabri Kocakülah
University
of Leeds
Özet
Bu
çalışmada Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Fizik Eğitimi
Bölümü 1. sınıf öğrencilerinin elektromanyetizma konusuna ait kavramsal
anlamalarında karşılaşılan güçlükler ve öğretim sonrası öğrenmelerinde
gelişme olup olmadığı incelenmiştir. Bilindiği gibi, elektromanyetizma
konusu öğrencilere üniversite eğitiminden önce orta öğretim yıllarında
da verilmekte olup, üniversite 1. sınıfta bu konunun yeniden öğretimi yapılmaktadır.
Öğrencilerin ortaöğretim döneminden getirdiği bilgileri göz önüne alıp,
üniversitede konunun ikinci bir defa verilmesinden sonra, öğrenmelerinde bir
değişim olup olmadığını araştırmak, bu çalışmanın özünü oluşturmaktadır.
Bu amaçla öğrencilere üç aşamalı anketler serisi uygulanmış, bir aylık
elektromanyetizma dersine ait eğitimleri boyunca her bir ders sonrası öğrencilerin
bilgi düzeyini yoklayan sorular dağıtılmış ve bazı öğrencilerle, ilgili
derse ait konu üzerinde görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca hem öğretmen,
hem de öğrenciler arasında ders boyunca süre gelen etkileşim, katılımsız-gözlem
metoduyla gözlenmiştir.
Elektromanyetizma
konusunu seçmedeki gerekçe ve
literatürde bu konuyla ilgili çalışmalar
Öğrencilerin
elektromanyetizma konusuyla ilgili kavramsal anlamalarına dönük çalışmalara
birçok nedenden dolayı gereksinim vardır. Bunlardan birincisi,
elektromanyetizma konusunun oldukça soyut olup, bazı prensip ya da kurallara (örn,
Lenz yasası, sağ el kuralı, vb.) dayalı olmasıdır. Araştırmacının önceden
çalışma ortamının bu seviyede olması, bu sırada edinilen izlenimler,
konunun seçiminde birincil etkendir. Buna ek olarak, yakın zamana kadar üniversitelere
ait ulusal ve belirli bir müfredatın olmayışı, fizik eğitimi derslerinin büyük
bir çoğunluğunun öğretmen merkezli ve teorik olarak kanun ispatı ve
problem çözmeye dayalı oluşu, laboratuvar aktivitelerinin neden, nasıl ve
niçin gibi sorularla, düşündürücü olmasından çok ezbere dayandırılması
bir diğer faktör olarak kabul edilebilir. İkincisi, müfredattaki yaygın
konulardan olan, fizikteki elektromanyetizma konusu üzerinde, öğrencilerin
kavramsal anlamalarına yönelik yok denecek kadar az sayıda çalışmanın
bulunmasıdır (Pfundt ve Duit, 1991 ). Son olarak, elektromanyetizma konusunun
diğer konu ya da kavramlarla yakından ilişkili oluşu ve literatürdeki araştırmalarda
elektromanyetik kavramların yerleşmemesini bu konuya bütünleyici bir konu
olan elektrik ünitesinden gelen kavramların yolaçtığı kargaşaya bağlamaları,
araştırmacının bu konuyu seçmesindeki bir diğer etkendir.
Bu
konuda, Galili (1995), yaşları 16 ile 30 arasında değişen yüksek okul öğrencileri
ve öğretmen adaylarına bir seri sorudan oluşan anket dağıtmıştır.
Sorulardan birinde iki mıknatıs kutbu arasına konmuş akım taşıyan bir
telden oluşan sistemin tüm elemanlarına etkiyen kuvvetler sorulmuş ve öğrencilerin
sadece %3'ünün bu soruyu doğru cevaplayabildiği görülmüştür. Öte
yandan Paulus ve Treagust (1991), 16 yaşındaki öğrencilerle yaptığı çalışmada
öğrencilerin sadece %17 sinin akım taşıyan bir iletkenin, yakınına
konulan bir başka iletken üzerinde kuvvet oluşturduğunu açıklayabildiklerini
saptamışlardır. Bu araştırmacıların çıkardığı sonuç da şöyle açıklanabir:
Bir mıknatısın manyetik alanı içindeki akım taşıyan tele etkiyen kuvveti
gösteren demonstrasyonlar çok hızlı yapıldığından öğrencilere sağ el
kuralında kullanılan yönleri zihinlerinde canlandırmaları için yeterli sürenin
verilmediğidir.
Prosser
(1994), üniversite 1. sınıf öğrencilerinin manyetik alan, elektrik alan,
elektromanyetik indüksiyon gibi kavramlar üzerine sezgisel anlamalarını
belirlemek amacıyla bir çalışma yürütmüştür. Elektromanyetik indüksiyon
konusunda öğrencilere indüksiyon bobini ve ampermetreden oluşan bir diyagram
gösterilmiş ve eğer bir çubuk, mıknatıs bobinin içine sokup çıkarılırsa
ne olacağı sorulmuştur. Soruya 20 öğrenciden sadece 3'ü indüksiyon akımının
yönünü, Lenz yasasını kullanarak tam cevap verebilmiş, geri kalan öğrenciler
ise indüksiyon akımının yönünü belirleyemedikleri gibi manyetik kavramları
elektrik kavramlardan ayıramamışlardır.
Loftus
(1996), öğrencilerin elektromanyetizma konusunu sadece anlamakta güçlük çekmediğini,
ayrıca öğretilen elektromanyetik olayları tanımlamada problemlerle karşılaştıklarını
vurgulamaktadır. Loftus (1996) da, çalışmasında demonstrasyon deneyleri
kullanarak, değişik yaş grubundaki öğrencilerin elektromanyetik kavramlar
hakkındaki düşüncelerinin nasıl değiştiğini araştırmış ve ilköğretim
düzeyindeki öğrencilerin tamamına yakınının sorulara sezgisel cevaplar
verdiğini sadece birkaç lise öğrencisinin tam cevap verebildiğini bulmuştur.
Loftus (1996)'a göre, eğer fen eğitimcileri, örneğin, basit bir indüksiyon
olayını net bir şekilde açıklayabilirlerse, öğrenciler bu olayı
yorumlamada başka ünitelere ait kavramları ya da günlük yaşamdan
edindikleri sezgisel düşüncelerini kullanmazlar. Selman ve ark. (1982), öğrencilerin
kavramsal anlamaya yönelik kapasiteleri göz önüne alınmadıkça, onların
verilen bilgileri ve kavramları özümsemelerinin mümkün olmadığını
savunarak, öğretmenleri ve müfredat hazırlayıcılarını uyarmaktadırlar.
Bu düşünceye destek çıkan Hood (1987), üniversite seviyesinde
elektromanyetizma konusunun öğretiminin formül türetimine dayandırılıp,
olayın matematik yönüyle ilgilenildiği için öğrencilerin konunun fiziksel
yorumunu yapamadıkları, dolayısıyla tam bir kavramsal anlamayı sağlayamadıklarını
iddia etmektedir.
Çalışmanın
amacı
·
Öğrencilerin
elektromanyetizma konusuna başlamadan önce sahip oldukları fikirleri
belirlemek,
·
Konunun
öğretimi boyunca bu fikirlerde değişme olup olmadığını saptamak,
·
Bu
fikirlerin ne ölçüde kabul edilebilir olduğunu alandaki kaynaklara dayanarak
açıklamak,
·
Öğrenmeye
engel olan kavramları, anlamadaki zorlukları belirlemek,
·
Araştırmadan
elde edilen sonuçları konunun daha iyi öğrenimi ve öğretilmesi için değerlendirmek.
Araştırma
soruları
Yukarıdaki
beş amaç doğrultusunda bu çalışma için şu sorular verilmiştir:
·
Öğrencilerin
elektromanyetizma konusunda sahip oldukları fikirler konunun öğretiminden önce
ve sonra nasıldır?
·
Konunun
öğretimi boyunca öğrencilerin elektromanyetik kavramlar hakkındaki
fikirleri nasıl değişmektedir?
·
Elektromanyetizmanın
öğrenilmesinde açığa çıkan belirgin kavramsal zorluklar nelerdir?
·
Üniversitede
verilen eğitimin öğrencilerin konuyu öğrenmelerinde olumlu ya da olumsuz
etkileri nelerdir? Daha iyi bir öğretim tekniği için neler önerilebilinir?
Metod
Bu
çalışmada, öğrencilerin elektromanyetizma konusunu öğrenmelerinde değişme
olup olmadığını saptamak amacıyla, aşağıdaki dört yöntem kullanılmıştır:
1.
Ön test - Son test - Gecikmiş son test
2.
Katılımsız gözlem metodu
3.
Ders sonu soruları
4.
Yarı yapılandırılmış görüşme
Araştırmada
kullanılan bu dört yöntem ile ilgili bilgiler aşağıda verilmiştir:
1.
Ön test - Son test - Gecikmiş son test
Öğrencilerin
elektromanyetik kavramları anlamalarında gelişme olup olmadığını
saptamada kullanılan bu 4 yöntemden, ön-test, son-test ve gecikmiş son testi
içeren soru paketleri, çalışmanın temel veri toplama öğesini oluşturmaktadır.
Bu soru paketleri 95 üniversite 1.sınıf fizik eğitimi bölümü öğrencisine
uygulanmış olup, araştırmanın önemli bir kısmı bu paketlerin iyileştirilmesine
harcanmıştır. Soru paketlerinde çoktan seçmeli ve çoktan seçmeli sorulara
açıklama gerektiren açık uçlu sorular, öğrencilerin elektromanyetik
kavramlara ait fikirlerinde ders öncesi ve sonrası dönemlere göre değişim
olup olmadığını ölçmek amacıyla kullanılmıştır.
Ön
test soruları öğrencilerin liseden getirdikleri kavramsal bilgiyi ölçerek,
hangi seviyede üniversite birinci sınıfa başladıklarını, son test ise öğretimden
hemen sonra kazanılan bilgilerin neler olduğunu bulmak amacıyla uygulanmıştır.
Her iki test de altı adet sorudan oluşup, her bir soru çoktan seçmeli ve açık
uçlu bölümden oluşmaktadır. Gecikmiş son test için de aynı sayıda soru
kullanılmış, ancak ön testte kullanılan üç soru yerine, aynı kavramları
yoklayan ve daha önce sorulmamış üç soru kullanılmıştır. Burada amaç
son testteki başarının, ön testteki soruların hatırlanmasından
kaynaklanabileceği kuşkusunu azaltmak, öte yandan da aynı soruları
kullanarak üç ayrı test boyunca öğrencilerin fikirlerinde değişiklik olup
olmadığını öğrenmektir. Her üç soru paketi Balıkesir Üniversitesi
Necatibey Eğitim Fakültesi Fizik Eğitimi Bölümündeki 95 birinci sınıf öğrencisine
uygulanmış olup, araştırmacı halen bu soru paketlerinin analizlerini yürütmektedir.
2.
Katılımsız gözlem
Katılımsız
gözlem metodu kullanılarak sınıf içi aktivite normal ders akışını
bozmaksızın incelenmiş ve ders anlatımı sırasında elde edilen izlenimler
not edilmiştir. Gözlem metodunu kullanmanın ana amacı elektromanyetizma
dersi sırasında işlenilen konuların içeriği hakkında genel bir izlenim
edinmektir.
Bu
metod öğretmenin konuya ait kavramları ya da temel ilkeleri ne zaman ve nasıl
verdiğini izlemek, kısacası öğretme stratejisini belirlemek amacıyla
kullanılmıştır. Genel olarak, elektromanyetizma konusunun öğretimi sırasında
sınıf içi etkileşimlerin doğası, öğretim metodu ve araç gereçler hakkında
bir izlenim edinilmesi istenmiş ve bu amaca yönelik olarak bir gözlem formu
hazırlanmıştır.
Araştırmacının
pozisyonu göz önüne alındığında, dersin normal işleyişini aksatmamak ve
ders anlatımını üst düzeyde izlemek için katılımsız gözlem metodu seçilmiştir.
Bu amaçla bir mikrofon öğretmenin yakasına bir diğeri de sınıfın ortasına
yerleştirilerek, öğretmen ve öğrencilerden gelen tüm konuşmalar
kaydedilmiştir. Normal ders süresi 90 dakika olup, sınıf içi aktivite 5
dakikalık aralıklara bölünerek, Fizik birinci sınıfından 95 öğrenci ve
ders öğretmeni gözlenmiştir.
3.
Ders sonu soruları
Her
bir ders sonrası, derse ait konu ile ilgili bir kısa açık uçlu soru ders
boyunca kazanılan bilgileri derinlemesine araştırmak amacıyla uygulanmıştır.
Derse ait konunun kavranıp kavranmadığına ilişkin bir izlenim edinmek amacıyla
her dersin son 5 dakikasında sorulan bu sorular, yine Fizik birinci sınıfından
95 öğrenciye dağıtılmıştır. Bu sorulardan elde edilen cevaplarda öğrencilerin
zorlandıkları kavramlar göz önüne alınarak, görüşmelerde sorulacak
soruların bir kısmı oluşturulmuştur. Hazırlanan bu sorular öğrencilerin
zihinlerinde oturtamadıkları kavramları açığa vurmaları ve bunların görüşmeler
sırasında derinlemesine incelenmesi açısından önemlidir.
4.
Yarı yapılandırılmış görüşme
Ders
sonu sorularına ait cevaplar okunduktan sonra bu cevaplarda açık olmayan
noktalar, yanlış veya eksik anlama izlenimi veren cümleler, bu cevapları
veren öğrencilerin isimleri verilmeksizin görüşmelerde kullanılmıştır.
Burada amaç, öğrencilerin ima etmek istediklerini derinlemesine incelemek ve
onların öğretim boyunca bilgiyi oluşturma yapıları hakkında bilgi
edinmektir. Ayrıca demonstrasyon yoluyla deney düzenekleri kullanılarak yapılan
görüşmeler, öğrencinin olayı gözlemlemesini sağlayacak şekilde de yürütülmüştür.
Bu tür görüşmelerden amaç testlerden kullanılan verilere tamamlayıcı
veriler sağlamak ve kağıt üzerinde anlaması zor olayı bizzat görerek öğrenciye
yorumlatmaya çalışmaktır. Bu tür görüşmeler öğrenci ile görüşmeci
arasındaki tartışmanın akıcı ve hiyerarşik olmasında yararlı olmuş ve
30 dakikayı geçmeyecek şekilde ayarlanmıştır.
Görüşme
programı belirlendikten sonra, altı öğrenci ile araştırmacı tarafından
önceden hazırlanmış deneyler üzerinde tartışmaya dayalı görüşme yapılmıştır.
Bu görüşmelerde kullanılan öğrencilerin seçiminde, öğrencilerin ÖYS
puanına dayanılarak hazırlanan sınıf listesindeki konumu ve ders öğretmeninin
öğrenciler hakkındaki görüşleri dikkate alınmış, ayrıca öğrencilerin
görüşmelere gönüllü olarak katılımlarının sağlanmasına maksimum
titizlik gösterilmiştir. Öğrencilerle yapılan bu görüşmeler sayesinde,
bireysel olarak öğrencilerin kavramları anlamalarında gelişme olup olmadığı,
alınan cevapların derinlemesine incelenmesiyle saptanmaya çalışılmıştır.
Özetle,
görüşmeler için Fizik 1. sınıfından seçilen 6 adet öğrenci;
-
araştırmacı ile görüşme soruları üzerinde konuşmaya istekli olup
olmamasına,
-
öğretmenin belli öğrenciler üzerindeki tavsiyesine,
-
sınıf
listesindeki konumlarına göre bir kişi listenin yukarısından, iki kişi
listenin ortasından ve bir kişi de alt kısmından olacak şekilde seçilmiştir.
Görüşmelerden
elde edilen veriler henüz analiz edilmemiş olup bunların seçilen bireysel öğrencilerin
öğrenmelerinde gelişme olup olmadığını açığa çıkarmada etkili olacağı
umulmaktadır.
Sonuçlar
Araştırmacı
halen soru paketlerinde kullanılan soruların analizini sürdürmektedir. Bu kısmın
henüz tamamlanmamış analizinden elde edilen sonuçlar şöyle özetlenebilir:
95 öğrenciden soru türüne göre yaklaşık % 65-80'i bilimsel olarak kabul
edilemez ya da başka ünitelere ait konularla ilgili cevap vermişlerdir. Test
türlerine göre yapılan incelemede elektromanyetizma konusunun öğretimi öncesi
uygulanan ön-test sorularına verilen cevaplarda, öğrencilerin yaklaşık
onda biri bilimsel olarak kabul edilebilir (fiziksel açıdan doğru olup, tam
veya yarım olarak verilen cevaplar) cevaplar vermişlerdir. Öğretim sonrası
uygulanan son teste ait sorularda araştırmacının bilimsel olarak kabul
edilebilir cevap saydığı tam ve yarım açıklama veren öğrenci sayısı çok
az (% 10-15) bir artış göstermiş, öğretimden belli bir zaman dilimi (3,5
ay) sonra uygulanan gecikmiş son-teste ait bazı sorulara verilen cevaplarda,
öğrencilerin öğretim öncesi sahip oldukları eski fikirlerine geri döndükleri
bulunmuştur.
Soru
paketlerinden elde edilen bir diğer sonuç ise, I. öğretim öğrencilerinin
II. öğretim öğrencilerinden daha başarılı olduğudur. İki öğrenci
grubu arasındaki bu farkın, SPSS (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı)
programı kullanılarak, istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05) olduğu gösterilmiştir.
Çalışmanın
fizik eğitimi alanı için önemi ve uygulamada sağlayacağı katkılar
Fizikte,
bireysel, öğrencilerle onların Mekanik (Clement, 1982; Gunstone, 1987),
Elektrik (Osborne, 1983; Shipstone, 1984) ve Enerji (Trumper, 1996;
Fetherstonhaugh, 1994) konularında yapılmış birçok çalışmaları olmasına
karşın, Elektromanyetizma alanındaki çalışmalar önceden de belirtildiği
gibi çok seyrek olup, bu çalışmanın, bu alana dikkat çekmesini sağlayacağı
umulmaktadır.
Literatürdeki
bulgulara göre öğrencilerin fikirleri ile bilimsel olarak doğru kabul edilen
fikirlerin arasında ciddi bir farklılık olduğu görülmektedir. Dolayısıyla,
elektromanyetizma konusunda öğrencilerin sezgisel düşüncelerden bilimsel
olarak kabul edilebilir görüşlere doğru yönlendirilmesi gerekmektedir ki,
bu konuda öğretmenlere ilgili konuyu öğretmeye başlamadan önce onların önceki
bilgilerini yoklaması görevi düşmektedir. Ayrıca öğrencilere ne tür ve
hangi seviyede konuyla ilgili açıklama yapmaları gerektiği, açıklamalar sırasında
başka ünitelerden gelen kavram kargaşasını önlemek için hangi kavramlar
üzerinde titizlikle durulması gerektiği, bu konularda kullandıkları
terminolojide ve sınıf içi aktivitelerde dikkat etmeleri gereken noktaların
neler olduğu konularında, öğretmelere ve olası bir başarısızlığın
nedenleri konusunda da müfredat hazırlayıcılarına önerilerde bulunulacaktır.
Bunun dışında, bu çalışmada kullanılan örneklem, öğretmen adayı öğrenciler olduğu için bu çalışmanın sonuçları bir bakıma bu öğrencilerin aldığı hizmet öncesi eğitimin (üniversite eğitiminin) bir değerlendirmesi olacaktır. Ayrıca, bu düzeyde bir eğitim sonucu öğrencilerin öğrenmelerinde değişme olup olmadığının açığa çıkarılmasının, ileride öğretmen olacak öğrenci adaylarının durumunu belirtmede ve mevcut eğitim sistemi hakkında bir izlenim vermede yararlı olacağı düşünülmüştür.