Malthus, Thomas Robert
(1766-1834)

Ürünü, doğal kaynakla ve yiyeceklerin aritmetik, nüfusun ise geometrik artış kaydettiğini, bu nedenle nüfus artışının gelecekte yoksulluğa, açlığa ve ölümlere yol açacağını ileri süren teorisiyle sağlamış olan İngiliz iktisatçısı.

1789'da bu nüfus teorisini açıkladığı "An Assay on the Principle of Population, as it Affects the Future İmprovement of Society" adli kitabını yayınlayan Malthus, çağımızda daha çok "efektif talep yetersizliği" ile ilgili eksik tüketim bunalımları veya diğer bir deyişle, ekonomik depresyonlara ilişkin çalışmaları dolayısıyla önemlidir. Malthus'un mensup olduğu klasik okulun diğer iktisatçıları, uzun dönemde eksik tüketimin sözkonusu olmayacağını öne sürerken, Malthus buna katılmamış, kendisinin desteklediği toprak sahibi sınıfının lüks tüketiminin "eksik tüketimi" önlemek açısından yararlı olduğunu savunmuştur. Sonraki yıllarda Keynes tarafından geliştirilen eksik tüketim konusundaki görüşlerini Malthus "Principles of Political Economy" adlı eserinde ortaya koymuştur. Malthus'un diğer önemli eserleri şunlardır: An Inguiry into the Nature and Progress of Bent (1815), The Measure of Value Stated and Illustrated (1823), Definations of Political Economy (1827).


Manchester Okulu (Manchester school)

Serbest ticareti vurgulayan Klasik iktisadi düşünce okullarından birisi. Laissez Faire politikasını, serbest girişimi ve rekabeti ekonomik refah ve büyümenin en iyi yolu olarak kabul etmişler, korumacılığa, kamu yardımlarına, zorunlu eğitim ve benzeri önlemlere karşı çıkmışlar, tahıl ithali üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını savunmuşlardır.


Marx, Karl Heinrich

(1818-1889)

Sosyalizmin kuramcısı, ünlü Alman filozofu ve iktisatçısı. Yaşamını kapitalizmin eleştirisine ve devrimci müdahalelere adamıştır. Friedrich Engels ile birlikte 1848'de Londra'da Komünist Partisi Manifestosunu yazmıştır. Bu belge komünist akımın temel siyasal programını ortaya koymaktadır. Ünlü eseri Das Kapital'de (1864-1876) komünizmin ekonomik temellerini oluşturmaktadır. Yazdığı yazılar ve savunduğu görüşler dolayısıyla yaşamı boyunca bir çok ülkeden sınırdışı edilmiş, Almanya, Paris, Brüksel arasında dolaşmış, sonunda Londra'ya sığınmış ve ölümüne kadar orada yaşamıştır. Das Kapital'i de Londra'da yazmıştır. Marx'ın diğer bazı eserleri şunlardır: Ekonomik Politik ve Felsefe (1844) Felsefenin Sefaleti (1847), Fransa'da Sınıf Mücadeleleri (1950) Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı (1859), Ücret, Fiyat ve Kar (1865) Fransa'da iç savaş (1871) İktisat Doktrinleri Tarihi (1865). Marx, Alman Felsefesi, Fransız sosyalizmi ve İngiliz iktisat biliminin etkisi altında kalarak güçlü bir eleştiri ve sentez yeteneği ile "bilimsel" diye adlandırdığı sosyalizm akımını kurmuştur.


Merkantilizm (mercantilism)

XVII. asırda ve XVIII. asrın başlarına kadar dünyada ticaret yapan ülkelerce benimsenen, hazinenin altın ve gümüş mevcutlarını artırmak için ihracata ağırlık veren, müdahaleci bir düşünce akımı. Kökenleri XV. asırda feodalite'nin yıkılması ve milli devletlerin oluşması dönemlerine kadar iner. Siyasal ve ekonomik yönden merkezileşmeye ya da kralın yetkilerini artırmaya yönelik bir akımdır. Milli devletin otoritesini destekleyecek biçimde gerek iç, gerek dış ekonomik faaliyetlerde aşırı devlet müdahaleciliğini öngörür. Bu düşünce tarzına göre altın ve gümüş gibi değerli madenler hem savaşların finansmanını sağlar, hem de ekonomik ve siyasal gücün kaynağını oluşturur. O bakımdan amaç hazinenin değerli maden stoklarını artırmak olmalıdır. Bunun için de uyguladıkları çeşitli primlerle mamul maddelerin ihracını özendirmişlerdir. Dışarıdan hammadde ithali serbest bırakılırken mamul madde ithalatı yüksek gümrük vergileri de engellenmiştir. Hammaddenin içerde işlenip mamul olarak dışarıya ihracına çalışılmıştır. Altın stoklarını artırmak için ihracat kadar uluslararası taşımacılık hizmetlerine de büyük önem vermişlerdir. Bu amaçla güçlü deniz ticaret filoları oluşturmaya gayret etmişlerdir. Nüfus artışları teşvik edilmiş, dışa doğru göçler yasaklanmıştır. Merkantilizm, esasında statik bir dünya görüşüne dayanıyordu. Onlara göre dünya servetleri sabittir. Bunun artırma olanağı yoktur. O bakımdan ticarette bir ülkenin karı, diğer ülkenin zararı demektir, diğer bir deyişle, iki tarafın birden kar sağlaması mümkün değildir. Bu görüşler Adam Smith tarafından eleştirilmiş ve dış ticaret ve uluslararası uzmanlaşmanın ticarete katılan bütün tarafların yararına olduğu gösterilmiştir. Böylece klasik liberalizme geçilmesiyle merkantilizm de sona ermiştir.

 

Merkezi Kur (central exchange rate)

Uluslararası para sistemiyle ilgili bir kavram. Bretton Woods Sistemi yıkılmadan, 1971 Aralığında Uluslararası Para Fonu, resmi partilerine değiştirmeden, üye ülkelerin geçici "merkezi kur"lar belirlemelerine izin veren bir karar almıştır. Bu konudaki kararda şöyle deniyordu: "Bu geçici rejim altında her üye parasının döviz kurunun resmi paritesi etrafında her iki yönde yüzde 21/4 (2.25)'lük sınırlar içinde değişmesine izin verebilir. Bu geçici geniş marjlı rejim altında yapılan düzenlemeler sonucunda belirlenen kurlar Fon'a bildirilir ve yeni parite olarak önerilmezlerse merkezi kur olarak kabul edilebilir". Bu gelişmeler, doların Smithsonian Anlaşması ile devalüe edilmesi ve öteki paraların dolar kurlarından yapılan ayarlamaların bir sonucudur. Merkezi kurlar Jamaika Anlaşması ile kaldırılmıştır.


Milli Gelir (national income)

Bir ekonomide bir yıl içerisinde üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeridir. Teknik bir kavram olan Gayri Safi Milli Hasıladan elde edilir. Gayri safi milli hasıladan yıpranma ve sekime payı çıkartılırsa milli gelire ulaşılır. Milli gelir, üretime katılan faktörlerin gelirleri (ücret, faiz, rant ve kar) toplamına eşittir. Uygulamada milli gelir üretim, gelir ve harcama yönünden olmak üzere üç yönden hesaplanabilir. Reel milli gelirdeki artış oranı, ülkenin kalkınma hızını ifade eder.


Millileştirme (nationalization)

Bir ülke sınırları içinde yabancılara ait bir şirketin veya mülkün, bedeli ödenerek yerel ülke hükemeti tarafından satın alması ve devlet mülkiyetine geçirilmesi olayı. Yabancı şirketlerin ev sahibi ülke tarafından millileştirilmesi ekonomik ve mali olduğu kadar siyasal ve sosyal amaçlara da hizmet edebilir.


Moratoryum (moratorium)

Vadesi gelmiş borçların yasa, mahkeme kararı, borçlu ve alacaklı arasındaki bir anlaşma veya doğrudan doğruya borçlunun tek taraflı kararıyla ertelenmesi işlemi. Moratoryum bir ülkenin dış borçlarıyla ilgili olabileceği gibi ülke içinde belirli bir grubun borçları üzerinde de yapılabilir. Devletler içine düştükleri yoğun döviz darboğazı dolayısıyla dış borçlarının ana para ve faizlerini ödeyemeyeceklerini ilan ettiklerinde, borçlularla alacaklılar arasında bir anlaşma yapılarak borçların vadesinin uzatılması işlemi de morotoryum olarak adlandırılır.


Muharrem Kararnamesi

1871'den itibaren aldığı borçların faizlerini tam ödeyemeyen Osmanlı Devleti'nin İngiltere, Almanya, Fransa ve Avusturya gibi alacaklı ülkelerle 20 Kanunievvel 1881'de imzalandığı anlaşma. Bu anlaşma ile tuz ve tütün tekeli, pul resmi müskirat resmi, balık avı resmi ve bazı illerin ipek öşründen oluşan belli başlı devlet gelirlerinin, borçlara karşılık alacaklara bırakılması kabul edilmiştir. Ayrıca bu gelirlerin doğrudan doğruya alacaklılar tarafından toplanması kabul edilmiş ve bunun için alacaklı ülke temsilcilerinden ve Osmanlı görevlilerinden oluşan bir Düyunu Umumiye idaresi kurulmuştur.


Mundell, Robert

Parave maliye politikası araçlarıyla iç ve dış dengenin birlikte sağlanması durumunda, araçlar arasında bir çelişki ortaya çıkarsa hangi araç, hangi amaç yönünde daha etkili oluyor o yönde kullanılmalıdır şeklinde özetlenen "Mundel Yaklaşımı"nı ortaya koyan iktisatçı.


Mutlak Üstünlük Teorisi (theory of absolute advantage)

Adam Smith'in dış ticaretin yapılış nedenlerini açıklamak için öne sürdüğü teori. uluslararası iktisatın bir bilim haline gelmesi Smith'in bu çalışmasıyla başlar. Ondan önce geçerli olan merkantilist düşünce tarzına göre, dünya servetleri sabittir, dış ticaret yoluyla arttırılamaz ve ticaret yapan ülkelerden birinin kazancı diğerinin kaybını oluşturur. Oysa Mutlak Üstünlük Teorisi (ve bunun dayanağı olan serbest ticaret ve uluslararası işbölümü) ile her iki ülkenin dış ticaretten yarar sağlayacağı, dünya kaynaklarının böylece en optimal biçimde kullanılmış olacağı ortaya konmuştur. Mutlak Üstünlük Teorisi'ne göre, her ülke diğerlerinden daha düşük maliyetle ürettiği mutlak üretim avantajına sahip olduğu malları üretmeli (bunların üretiminde uzmanlaşmalı) ve bunları ihraç ederek, pahalıya üretebildiklerini dışarıdan ithal etmelidir. örneğin bu modele göre, Türkiye kumaşı, İngiltere'de motoru daha ucuza üretebiliyorsa, Türkiye, motoru İngiltere'den satın almalı, bu ülkeye kumaş ihraç etmelidir. Her ülkenin ucuza ürettiği malda uzmanlaşmasına dayanan böyle bir uluslararası işbölümüne gitmesi, ticarete katılan ülkelerin tümünün yararınadır. Çünkü ülkeler dış ticarete kapalı bir ekonomi modeline göre, daha çok mal ve hizmet üretme olanağı elde etmiş olacaklardır. Mutlak Üstünlük Teorisi, modern dış ticaret teorisinin oluşmasına öncülük eden önemli bir kavramdır. Bununla birlikte David Ricardo, uluslararası ticaret ve uzmanlaşmanın temelini mutlak maliyet (verimlilik)ler yerine karşılaştırmalı maliyetlere dayandırarak daha genel ve daha gerçekçi bir yaklaşım ortaya atmıştır.


Navlun (freight)

Gemi ile yapılan taşımacılıkta taşıma ücretlerine navlun ismi verilir. Navlun tutarı, navlun sözleşmesinde belirlenir. Navlun sözleşmesi taşıyıcı ile taşıtan arasında yapılır. Eğer taşıma amacıyla geminin tamamı kiralanmışsa bunun "charter navlun sözleşmesi" sadece belirli bir eşyanın taşınması için navlun sözleşmesi yapılmışsa da "konşimento" denir.

 


New Deal Planı (New Deal Plan)

ABD'nin 1929 dünya ekonomik krizinin etkisinden kurtulmasını sağlamak amacıyla, 1933 yılında Başkan Roosevelt tarafından uygulanmaya konulan ekonomik önlemler paketi.

New Deal Planı, krizin asıl sebebinin tüketim harcamalarındaki, diğer bir deyimle talepteki azalmadan ileri geldiğini kabul ederken, tüketimin devlet müdahalesi ile arttırılması amacıyla bir dizi önlem sırası ile gerçekleştirmiştir. Bu amaçla bir yandan büyük kamu projeleri uygulanmaya konulurken, diğer yandan ekonomideki satın alma gücünün yükseltilmesi için çaba harcanmıştır. New Deal Planı ile oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.

Bu uygulama 1929 krizinin atlatılmasında ABD'ye büyük yararlar sağlamıştır.

 

Off-shore Bankacılık: bkz. Kıyı Bankacılığı

Offset Anlaşmaları (dengeleme anlaşmaları)

Bir uluslararası ekonomik işbirliği şekli. Bir Batılı ülke şirketinin az gelişmiş veya döviz sıkıntısı çeken bir ülkeye nükleer santral, uçak, askeri malzeme, kimya sanayii ve elektronik tesisler gibi büyük döviz harcaması gerektiren malları satması veya bu ülkelerde üretim tesisleri kurması durumlarında uygulanabilir. Batılı şirket, alıcı durumundaki ülkenin döviz giderleri üzerindeki baskıyı hafifletmek için ona bazı kolaylıklar sağlar. Bunlar sözkonusu ülkeye dolaylı veya dolaysız yollardan döviz kazandırmak veya onun döviz kazanmasına yardımcı olmak biçiminde kendini gösterir. Bu yardımlar, batılı şirketler tarafından proje inşaatının bazı bölümlerinin ev sahibi ülkeye verilmesi, onun mallarının dış piyasalarda pazarlanmasına aracılık etmek gibi değişik konuları kapsayabilir.


Ohlin, Bertil

(1899-1979)

İsveçli ünlü iktisatçı. Harvard Üniversitesinde iktisat profesörlüğü yapmıştır. Ülkesinde politika ile uğraşmış ve Ticaret Bakanlığı görevinde bulunmuştur. İktisada asıl katkısı, Eli Heckscher tarafından ortaya atılan uluslararası ticaret teorisini geliştirici çalışmalardan kaynaklanır. Nitekim buçalışmaları dolayısıyla teori de Heickscher-Ohlin Teorisi diye iki yazarın ismiyle adlandırılmıştır. Ohlin'in bu katkıları ilk olarak Interregional and International Trade (1933) adlı kitabında yayınlanmıştır. 1977'de Nobel İktisat ödülünü kazanmıştır.


Ortak Gümrük Tarifesi (common external tariff)

Avrupa Topluluğu'nun birlik dışında kalan ülkelere karşı uygulandığı ve tüm üye ülkeler için aynı olan gümrük tarife oranları. Gümrük Birliklerinin iki önemli özelliklerinden birisi, üyeler arasındaki ticaret serbestleştirilmesi, diğeri ise dışa karşı ortak bir tarife sisteminin benimsenmesidir. 1968 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ülkeleri aralarındaki gümrük tarifelerini tamamen kaldırmış ve üçüncü ülkelere karşı Ortak Gümrük Tarifesiuygulamaya konmuştur. Bir üye ülke birlik içinden ülkelerden ithal edilen bir mal için gümrük vergisi alınmazken, birlik dışında bir ülkeden, ithal edildiğinde ortak gümrük tarifesi uygulanmaktadır. Ortak gümrük tarifesi çerçevesinde, üçüncü ülkelerden yapılan ithalattan alınan gümrük vergileri Topluluğa (Birliğe) devredilmekte ve onun bütçesine gelir olarak kaydedilmektedir.

 

Ortak Para Alanı (common exchange area)

Yakın ekonomik ilişki içinde bulunan bir grup ülkenin paralarını sabit kurlarla birbirlerine bağlayıp, diğer paralara karşı dalgalanmaya bırakmaları.


Ortak Pazar (common market)

Bir iktisadi birleşme şekli. Gümrük Birliği'nden ileri, iktisadi birlikten daha geri bir birleşme şeklidir. Ortak pazar durumunda gümrük birliklerinde olduğu gibi üye ülkeler arasındaki ticaret serbestleştirilir ve üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulanır. Fakat gümrük birliğinden farklı olarak bölge içinde emek ve sermaye gibi üretim faktörlerinin de serbest dolaşımı sağlanır. Çoğunlukla ortak pazardan sonra ekonomik, mali ve sosyal politikaların uyummaştırılarak iktisadi birlik aşamasına geçilmesi amaçlanır.


Otarşi (autarchy)

Bir ülke veya ülke grubunun izlediği ekonomik bakımdan kendi kendine yeterlilik politikasına denir. Otarşi politikası milli ekonomiyi dış dünyadan soyutlamak için yoğun bir hükümet müdahalesini gerektirir. Bunlar arasında, dış ticarete konulan aşırı kısıtlamalar, özellikle ithalat ve sermaye çıkışının engellenmesi ile ihtiyaçları karşılamak üzere iç üretim planları başta gelir. Otarşik politikalar çoğunlukla siyasal nedenlerle uygulanmak istenmiştir: Örneğin askeri bakımdan kendi kendine yeterli olan veya ticaret yapmayarak hasım ülkelerden gelecek zararlı ideolojik akımlara karşı kendini korumak gibi.

1
Hosted by www.Geocities.ws