SIR
Ne hüzünle saklı gülüşünde ,
Ne sevinçler bilmem.
Yıllar mı kayboldu gönlümde,
Yollar mı?
Bir telaş,bir gayret,
Apansız kopan fırtına gibi,
Ne zaman uslanırsın?
Ne zaman bilmem?
Çehrende,bir bilinmezlik örtüsü,
Ağzında kayboluşun aynı türküsü,
Islık gibi ince,yanık,
Volkan misali ürpertici,
Değişmez nakarat
Değişmez nağme
Nerdesin sevgili?
Nerdesin bilmem?
Saçların rüzgardan dalga dalga salınan,
Sarı buğday başağı,
Yüzünde kar,fırtına,tipi.
Gözlerin bir buz dağını
Eritecek kadar ateşli,
Depremler sende,dehlizler sende.
Sapasağlamsın koca dağ gibi
Hayret!...Nasıl kuvvetlisin bu kadar bilmem?
Geceye hayransın,gündüze muhtaç,
Başına ne yakışırdı elmaslı bir taç,
Ama böyle daha güzelsin daha alımlı,
Neden bu kadar kapalısın?
Bu kadar sır dolu.
Ne olur gönlünü,gözünü aç
Sevmeye sevilmeye layıksın,
Ne zaman fark edeceksin bilmem?