|
LEPENİSATİON des ESPRİTS* Dr. Hakkı AÇIKALIN Cümle Fransızca ve ‘Zihinlerin le Penleşmesi’ veyâ "Ruhlar’ın Le Penleşmesi” mânâsına geliyor. Son zamanlarda dünya kamuoyu, önce Fransa’daki başkanlık seçimlerinde PS (Parti Socialiste-Sosyalist Parti) lideri ve başbakan Lionel Jospin’i geride bırakarak 2. tura kalmayı başaran Jean-Marie Le Pen ve yine Hollanda’da seçimlerden kısa bir süre önce Çevre Partisi’ne mensub bir ‘Hayvan Hakları Savuncusu’ olan Volkert Vander Graaf tarafından öldürülen faşist Pim Fortuyn’ün partisinin seçimlerde %23,5 oy oranıyla ikinci olarak çıkmasına endekslenmişti. Jean-Marie Le Pen, "Ni droite, ni ganche, Français" yani "Ne sağ ne sol, (ve fakat) Fransız” temel sloganıyla ‘Sizlerden biriyim’ imajına vermeye çalışırken, Pim Fortuyn “Büyük Temizlik” ve buna bağlı olarak da “At Your Service” (Hizmetinizde) sloganını benimsiyordu. Pim Fortuyn’ün ölümü LPF’yi (List Pim Fortuyn-P. Fortuyn Listesi) muhtemelen 1-2 puan daha ileriye taşıdı. Fakat, garip olan şey ‘ırkçı-şoven’ olan LPF’nin başkanvekili yani 2. adamı bir siyah Hollandalı (yani Surinam kökenli). Bu durumun izahı yok. Bütün bu gelişmelerin bir anlamı var mı? Herkes farklı tefsir ediyor: Jacques Chirac, Jospin’i tasfiye etmek için Le Pen’e destek verdi ve şişirdi diyenler, 11 Eylül ve Fransa’da sayıları hızla artan Müslümanların Fransızlar’ı ürküttüğünü ve halkın bu nedenle ‘Le Pen’e oy verdiğini söyleyenler, Sosyalistler’in beklenen performansı gösterememesi sebebiyle halkın sağa yönelmesi vs. Avusturya’da Heider, İtalya’da Kuzey Liga’sı ve diğerlerinin son süreçteki yükselişleri şübhesiz çok önemli fakat bu makâlede onların durumuna da genel mânâda ışık tutabilecek bir temayı gündeme getireceğiz ve benzerlikleri ve farklılıkları irdelemeye çalışacağız: Yunanistan’da ‘aşırı sağ’. Orijinal ifâdesiyle ‘Akrodeksia’ yani «Uç sağ veya Aşırı Sağ» olarak tanımlanan siyasî-ideolojik çerçeve ve çevreyi tarihî kontekste de oturtmak gerekecektir. İşte tam da bu noktada Yunanistan ‘Akrodeksia’sını diğer Batı’nın (Avrupa) koyu sağcılardan ayıran bazı nitelikler ortaya çıkıyor; Bu farklardan biri-iddialı ve iri bir lâf olabilir- şudur: Batı aşırı sağcılığı belli bir ideolojiye dayanmaktan ziyâde politik iken Yunanistan aşırı sağcılığın ideolojik-politik-kültürel boyutları çok daha derin ve şümûllü. O nedenledir ki, Batı aşırı sağcılarda sıklıkla rastlanan “Metamorfosis”ler (Başkalaşımlar) Yunanistan akrodeksia’sında affedilebilir ve kabul edilebilir bir hâl değildir. Tâbiri caizse, Batı aşırı sağı aynı Batı “sol”u ya da Batı liberalizmi gibi ‘güncel’ ve ‘moda’ değerlere kendi zâviyesinden yaklaşarak ayak uydurabilmekte ve ‘güyâ’ muhaliflerine geniş bir hareket alanı bırakmamaktadır. Aynı, Sosyalistler’in ve Komünistler’in Sosyal Demokrasi’yi, “Marksizm’in gayr-ı meşru çocuğu” yani ‘piçi’ olarak değerlendirip mahkûm etmeleri gibi “Aşırı Sağcılar”da müteşâbihen “Merkez Sağ’ı bu şekilde değerlendirmekte ve kendi kendini ‘marjinalize’ etmeme uğruna ‘Merkez Sağ’ hattâ liberallerle aynı pistte dans etmeyi göze alabilmektedir. Bunu ‘Batı Sol’una da uygulayabiliriz: Britanya’da İşçi Partisi’nin, Fransa’da “Sosyalistler’in” ve “Komünistler”in, Almanya’da “Sosyal Demokratlar”ın yüksek oy yüzdeleriyle iktidar olabilmeleri ne kadar ‘şübhe’ uyandırıyorsa-zira, emperyalist kapitalizm böyle bir kâbusu asla görmek istemez ve buna da izin vermez- Heider’in, Le Pen’in, Pim Fortuyn’un “aşırı sağcı!” partilerinin de ‘aşırı sağcılıkları’da sorgulamayı hak ediyor. Evet, Jospin’i, Blair’i, D’Alema’yı, Schroeder’i, Aznar’ı üretip palazlandıran Yeni-Eski Dünya Düzeni ‘sözde’ karşıtlarını da imâl ediyor. Espri mâhiyetinde belirtelim, Jospin Fransızca “Jospen” şeklinde okunur. Jospen’i Le Pen’le ikâme ediyorlar. Peki birbirlerinden farkları var mı? Lionel Jospin bir yahudi, Le Pen ise görüntüde anti-semit ama yahudiler’le çok seviştiğini biliyoruz. Tabiî ki bu ‘aşk’ maddiyatla tahkim edilen bir aşk. Yine bir zamanların deli fişeği, 68’in bıçkın delikanlısı “Dannyle Roux” (Kızıl Danny) olarak bilinen ve bugünün AP milletvekili Daniel Kohn-Bendit’nin de yahudi olduğunu söylememize gerek yok. Y-EDD kendi imâl ettiği değerleri yüceltir, bu çok normal. O nedenle biz diyoruz ki, Batı ‘Aşırı Sağ’ ile Batı ‘Aşırı Sol’unun, Batı ‘Liberali’nin, Batı ‘Çevreci’sinin birbirinden zerre kadar farkı yoktur, o nedenle hepsi yüksek oy alabilirler, milletvekili seçilebilirler, ülkelerini idâre edebilirler, paradigmayı ürkütmedikleri müddetçe! Nedir paradigma? Y-EDD. O ne? Yeni Eski Dünya Düzeni veya Yahudi-Emperyalist Domuzlar Düzeni. Yunanistan’a tekrar döndüğümüzde; Bu ülke tarihinde ‘Akrodeksia’nın %1’i geçtiği vâkî değil. Neden böyle? 1- Başta da belirttiğimiz gibi ideolojik bir derinliği var ve gerek ‘milli’ gerekse de ‘uluslar arası ‘ sistemi ürkütüyor. 2- Y-EDD’nin normlarına hiç uymuyor, vampirle- gümüş Haç gibiler. 3- Referansları ve geleneği, güçlü tarihi derin. 4- Yunan devlet bürokrasisinde temsili yok, yani kadrolaşması ‘0’. Yunan "Akrodeksia"sına kısaca bir göz atalım: 1- Proto Grami (İlk Hat mânâsına geliyor). Emekli bir general olan Kostas Plevris tarafından kurulan parti ağırlıklı olarak ‘Mitolojik Milliyetçilik’ ideolojisini benimsiyor ve Plevris, Yunan kavmini bir ‘Gök Kavmi’ olarak kabul ediyor ve dünyaya insanları ıslah ve ihyâ etmek için geldiğini belirtiyor. Zaman içinde Yunan soyunun melezleştiğini belirten Plavris, soyun yeniden ıslah edilmesi gerektiğini söylüyor. 2004 Olimpiyatları’na şiddetle karşı çıkan Plevris bütün Olimpiyat yatırımlarının ihânete vesile olduğunu iddia ediyor. Sebeb olarak da ‘Kutsal Topraklar’ın kirli soysuzlar tarafından ifsad edileceğini ileri sürüyor. Kutsal Topraklar’dan kasıt ise tüm ‘Mitolojik Coğrafya’. Proto Grami 9 Nisan 2000 genel seçimlerinde 30.000 oy aldı. (‰2). 2- Elliniko Metopo (Yunan Cebhesi). Başkanı Makis Voridis. Hukukçu ve master’ını Londra’da yaptı. 38 yaşında bir burjuva demokrat, ‘Milliyetçi’den ziyâde ‘Merkez Sağ’ bir politikacının retoriğini kullanıyor ve Le Pen’e yakınlığı var. En belirgin sloganı “Yasadışı göç’e son”. Yunanistan’ı korkutan 600.000 Arnavut göçmene yükleniyor. Belki de bu nedenle Y-EDD Ekim 2002 Mahallî Seçimleri’nde EM’ya hafifçe göz kırpıyor. EM’nun 2000-Nisan Seçimleri’nde aldığı oy 8200 (‰5). (EM’nun Selânik Belediye başkan adayıyla konuştum. En son belediye seçimlerinde EM yok. Bu seçimlerde 3000-4000 arası bir oyun garanti olduğunu söyledi. Selânik merkez ilçe seçmen sayısının 360.000 olduğunu düşünürsek, Yannis Kuryanidis’in FM’yu ‰5’lerden %1’lere taşıyacağını sanıyoruz). 3- KE (Koma Ellinismou-Yunan Partisi). Sofiyamopoulos’un partisi ve heo-paüenist (Yeni Payen) ideolojiyi benimsiyor. 200 kadar oyu var. 4- Yeraki tis Thrakis (Trakya Şahinleri). Sinanidis liderliğindeki bu örgüt illegal faaliyet yürütüyor ve eski ‘Akritas’ isimli derin devlet örgütünün devamı niteliğinde. ‘Anti-Türk’ bir çizgi benimsiyor ve Türk çıkarlarına karşı eylemler düzenliyor. 5- Hrisi Avgi (Altın Şafak). Yunan Nazileri. 6- Politiki Aniksi (Siyâsî Bahar.) Nisan 2000’de %1,2 oy aldı. Bizdeki BBP’nin tam muadili. Fakat başkan Andonis Samaras, Yeni Demokrasi Partisi’ne geçti ve parti tabanı ciddi erozyona uğradı. 6- LAOS (Laikos Orthodoksos Sinagermos-Halk Orthodoks Alarmı/Uyarısı). Bu parti yeni kuruldu. Kurucusu Spiros Karacaferis Tele-Asti isimli TV’nin sahibi. Kardeşi ise Athineiki gazetesinin sahabi. Diğer sağ partilere birlik çağrısı yapıyor. İdeolojik olarak Yunanistan’ın millî ve Orthodoks değerlere geri dönme temelinde “Megali İdea” (Büyük Fikir) fikriyatına/mefkûresine avdet etmesini, modern retoriklerin ve Y-EDD “bahşiş”lerinin gelip geçici olduğunu ve vatanı vatan yapan değerlerin (ağırlıklı olarak Orthodoks Hristiyanlık) kalıcı olduğunu, yeni kimliklerin reddini savunuyor. LAOS, Ekim-2002 mahallî seçimlerinde %5’i geçeceğini iddia ediyorsa da gerçekçi bulmuyoruz. Yukarıda mezkûr hiçbir parti Y-EDD’nden beslenmediği için Yunan ‘akrodeksia’sının Batı’daki ‘adaş’ları kadar oy alma şansları asla olamayacak. Fakat Ekim-2002 Mahallî seçimlerinde toplam %2’ler düzeyinde olacaklarını zannediyoruz. Bu bile bir gelişme kabul ediliyor. Yok eğer LAOS’un iddia ettiği gibi %5’lere falan ulaşılırsa o takdirde Yunanistan’da ortalık iyice karışır ve hattâ hükümet sarsılır. Son tecritte; Başlığımızı “Zihinlerin Lepenleşmesi” olarak belirledik. İsterseniz “lepenleşmeyi”, “lümpenleşme” diye de okuyabilirsiniz. “Batı insanı aşağıların aşağısında seyrettiği için onun zihni çoktan lümpenleşmiştir”. Lepenleşmesi ise bir değişim değil bir “illüzyon-yanılsama”dır. Bizim Yalaka Medya’nın yırtınıp, “vay Avrupa’da ırkçılık hortluyor, Türk düşmanlığı azdı” vs. nev’inden hezeyanlara düçâr olmalarının hiçbir mânâsı olamaz. Hortlayan bir şey yoktur. Y-EDD, dün Nazizm’i ve Stalinizm’i, sonra liberalizmi-Sosyal Demokrasi piçini, demokratik sol isimli absürd pragmayı zaman ve zeminlerde ‘Lepenizm’i üretir ve gerekirse içselleştirir. Bütün bu marazî ideolojilerin ‘ana’sı olan Y-EDD ideolojisinin yani Yahudi ideolojisinin görmezden gelip saklayanlar “Le Pen”e özel bir değer atfedip çok mühim bir olaymış gibi göstererek halkımıza yeni bir oyuncak sunuyorlar ve “Le Pen”in dostu olan Kemal Derwish’i, Şerbakan’ı ve Rahmi Koç’u “bin derde devâ” olarak satıyorlar. Halkımızın zihnini “lepemleştiriyorlar”, “lüpemleştiriyorlar” ve “lapenleştiriyorlar”*. Evet, Jospin, Le Pen, Lapiz!!!
* Lapin (Fransızca tavşan anlamında. Lapen diye okunur.)
|