KIBRIS ÜZERİNE -I-

Dr. Hakkı Açıkalın

Geçtiğimiz günlerde bir gönüldaşımız büyük bir incelik gösterek benden Kıbrıs konusunda yazmamı istedi. Allah razı olsun. Fakat ben Kıbrıs konusunda yetkin biri değilim ama yine de birşeyler yazmak isterim.

Genelgeçer bilgiler olacağı için peşinen kaarilerimizden afv dilerim. Bu yazıya geçmeden evvel bir iki ufak noktaya temas etme ihtiyacındayım;

1-Enosis; Yunanca 'Birlik' anlamına gelen bu kelime genelde 1750'lerden özelde de 1930'lardan berigündemde olan ve Yunanistan'la Kıbrıs'ın birleşmesini öngören bir hareket ve fikirdir. Fakat işin bir de Türkiye-Kıbrıs Enosisi buudu var ki buna pek kimse değinmiyor. Yani Kıbrıs Türklüğün de Anadolu Türklüğü'yle birleşme ülküsü vardır. Bunu da unutmamak gerekir.

2-Türkiye, ideolojik bir ince ifade olarak 'Kıbrıs Rumları' deyimini kullanır ve halk da bunu böyle bilir. Yani Yunanistan diye bir ülke var ve burada 'Elenler' (Yunanlar yaşıyor, Türkiye diye bir ülke var burada 'Türkler' yaşıyor, Kıbrıs Türkleri var ve bunlar Anadolu'daki Türkler'in soydaşları. Buraya kadar hiçbir mes'ele yok. Fakat bir de 'Kıbrıs Rumları' var. Kim bunlar? Kıbrıs'ta yaşayan ve Elen (Yunan) kökenli insanlar yani Kıbrıslı Yunanlar. Aksi halde sanki Kıbrıs Rumları diye bir üçüncü antite varmış gibi bir durum ortaya çıkıyor. Peki bunun bir önemi var mı? Avam için hiç mühim değil. Fakat 'MES'ELE' konuşan havas için mühim. Ha, denebilir ki 'Rum' kavramı zaten yıllardır 'Yunan'la aynı mânâda kullanılıyor yani Roma tebası mânâsına (Araplar'ın Erzurum'a Arz-ı Rum demesi gibi). Eğer Yunanistan yerine Rumistan dersek mesele kalmaz (ki bu yanlış ve tehlikelidir) ama Yunan diyorsak Kıbrıslı Yunanlar demekte faide var. Bunları belirttikten sonra gelelim mevzua. Normalde tarihi-kronolojik (ilmi) bir seyir izlemek gerekirken ben birikimsizliğim nedeniyle bu sıralamaya uymuyorum ve göbekten mevzua giriyorum;

 

EOKA

Bu mevzua girmeden evvel küçük bir hatıramı anlatmak istiyorum. Sene 1993, aylardan Mart. Üstad’ın şaheserlerinden 'Bir Adam Yaratmak' isimli eseri sahnelemek üzere hummalı bir faaliyet içindeyiz, Tıbbiyenin gönüllü talebeleri bilet satıyorlar. Dönemin koordinatoru Prof. Dr. Kemal Kutlu beni çağırdı ve aman bu bilet paraları 'kotü adamların' eline geçmesin ve şaka yollu 'hatta EOKA'ya da gidebilir' dedi. Ben de 'EOKA'dan evvel gidebileceği bir ton yer var dedim. Evet, İBDA'nın eserinden elde edilebilecek üc-beş kuruş EOKA'ya gidebilirdi!!!

Tekrar EOKA;

Ethniki Organosi Kiprion Agoniston (Kıbrıslı Mücadelecilerin Milli Örgütü). EOKA fikrinin kuluçka evresi 1930'lara kadar gider ve Enosis'in ete kemiğe bürünmesini öngörür.

Bir isim;

Georgos (Yorgos) Grivas. 1898 yılında doğdu. 1919'da Anadolu'daki Yunan ordusunda genç bir teğmendir. 2. Emperyalist Paylaşım Harbi'nde Yunan Komunist partizanlarına karşı Kralı destekleyen bir mücadele içindedir. Aynı dönemde 'X' isimli kralcı bir örgüt kurar ve kraldan destek alır. 1946'da Makarios'u tanır, tam o sıralarda 'X' hareketini partileştirme çabası içindedir. Makarios'un 1951 Atina ziyaretinde ilişkilerini guçlendirir. 2 ve 21 Haziran 1952 tarihlerinde yine biraraya gelirler ve Enosis'in askeri-örgütsel altyapısını değerlendirirler. 1952 Ekim'inde Kıbrıs'a gider ve ön hazırlıklara başlar.

Makarios, Savvas Loizidis ve Sokratis Loizidis kardeşler örgütün yapısını teorize ederler. Bu iki kardeş 1931 isyanındaki rolleri nedeniyle sürgüne gönderilmişlerdir ve Atina'da Enosis faaliyetlerine devam etmişlerdir.

Baspiskopos ve Milli Sef (Ethnarhos) Makarios 1951 Ekim'inde PEON isimli gençlik örgütünü kurar. PEON'un finansörü Kıbrıs Orthodoks Klisesi'dir.

1953 yılında PEON, Britanya idaresi tarafından, kışkırtıcı ve illegal gösteri yapmak suçundan mahkum edilir ve kapatılır. Böylece PEON yeraltına iner ve bilahare EOKA ile entegrasyona gider eşdeyişle EOKA'ya dönüşür.

Grivas Atina'ya dönüşünde planlarını netleştirir ve aktif hale getirip Makarios'a sunmaya karar verir. Bu arada Makarios 7 Mart 1953'te ABD'yi ziyaretinden dönüşünde Enosis'in sürecinin harekete geçmesi için kesin talimat verir. Enosis andında şu ifadeler vardır:

'Yemin ederim ki Enosis'e sadık kalacağım. İşkence altında olsam ve hayatım tehlikede olsa bile Enosis'le alakalı bildiğim ve öğreneceğim ne varsa hepsini bir sır gibi saklayacağım'

Bu yeminin altında şu imzalar vardır:

1-Milli Şef (Ethnarhos)-Başpiskopos Makarios

2-General Nikos Papadopoulos

3-Yorgos Sokratis

4-Prof. Dr. Ierasimos Konidoros

5-Aleksis Atnosis

6-A. Savvas

7-Sokratis Loizidis

8-Albay Georgos (Yorgos) Grivas

9-E. Cacomiros

10-A. Stavropulos

11-Prof. Dr. Dimitrios Vezanis

12-Albay K. Aleksopulos

Grivas bu yemin töreniyle ilgili olarak şöyle diyecektir;

'İncil'i masanın üstüne koydum ve mahiyetini tam olarak bilmediğimiz bir kavga için yemin etmek uzere hepimiz ayağa kalktık. Makarios elini göğsünün üzerine koydu, bizler de İncil'in üzerine. Makarios yemini okudu ve biz her cümleyi büyük bir heyecanla tekrar ettik.'

KIBRIS ÜZERİNE-2

Dr. Hakkı Açıkalın

(Birinci yazıda Grivas'in diğer isminden bahsetmemiştim. Grivas, kendi isminden ziyade başka bir isim kullanıyordu: DIGENIS. Bu isim aslında çok meşhur bir Bizanslı şair ve destan yazarına aittir: Dıgenıs Akritas. Dıgenıs Akritas, babadan Arab anadan Yunan'dı ve o nedenle Yunanca, 'iki oluşlu' mânâsına gelen 'Dıgenıs' ismini almıştı. Grivas da muhtemelen bir destan yazmaya çalışıyordu ve yine muhtemelen o da köklerinde bir yerlerde 'iki oluşluluk' (Araplık+Yunanlık) taşıyordu.)

Birinci yazıda dönemin Yunanistan'ından bahsetmedim, mevzu dağılmasın diye. Çok kısaca bir iki şey söylemekte faide var. İkinci Emperyalist Paylaşım Harbi sona erdikten sonra, 46 itibarıyla Yunanistan'ın %90 Komünist partizanların kontrolündedir, sadece Ikaros ve Pireas bölgelerinde İngilizlerin hâkimiyetleri mevzu bahistir. İşte o dönemlerde bütün anti-komünist ve 'kirli' güçler Pireas civarında faaldir. Bunlardan biri de ilk yazıda bahsettiğimiz 'X' (Hi)dir ve Hi'nin elemanları da politik olmaktan ziyade mafiatik tipler fakat İngilizler bu yapıyı kullanıyor, partizanlara karşı. Başka bir sürü küçük oluşum da var. İşte bütün bu gelişmelerin yaşandığı donemde 3 yıl sürecek olan, 46-49, Yunan İç Savası yaşanır ve Komünist partizanlar büyük ölçüde başarıya ulaşırlar. Peki sonra? Trajik ama beklenen şey olur ve savaştan başarıyla çıkan partizanlar kendi aralarında anlaşmazlığa düşmeye başlarlar ve başarı başarısızlığa dönüşmeye başlar. Biraz 72-80 Türkiye'sine benziyor, tabiî farklar da çok ama yine de benzerlik var. Şübhesiz benim burada belirttiğim kadar basit değil, kitablara teşmil edilebilecek bir mevzu fakat burada kısaca değindik. Küçük bir not daha düşelim: Yunan Komünist Partisi KKE'nin kurucusunun ismi dikkatinizi celbedebilir: Abrahan Ben Aroya (!!!)

Grivas (Dıgenıs) ilk parti silâhları 2 Mart 1954'te Pafos (Baf) sahillerine, ikinci partiyi ise 16 Ekim 1954'te yine aynı bölgeye çıkarır. Gerekli parayı Kıbrıs Orthodoks Kilisesi sağlar. Gelen silâhlar arasında mayınlar, el bombaları, otomatik Sten marka silâhlar, Thomsonlar ve muhtelif marka tabancalar vardır. Hazırlıklar tamamlanır ve Makarios'un tâlimatı beklenmeye başlanır. Beklenen tâlimat 19 Ocak 1955'te geceyarısı gelir. BM'de Kıbrıs sorunun görüşülmesinden sonra Makarios adaya dönüşünde Grivas'a, gösterilere başlamasını söyler. Bu arada Yunanistan başbakanının da desteğini aldığını eklemeyi ihmâl etmez. 22 Ocak 1955'te Aya Yanni kilisesinde yaptığı konuşmada Makarios şöyle der:

-Vetiremiz içinde ölmek gerekiyorsa ölüme ulaşmaktan çekinmeyeceğiz.

Bu konuşma silâhlı mücadeleye geçilmek üzere olunduğunun mesajıdır. 25 Ocak 1955'de Pafos yakınlarındaki Ilorka sevâhilinde Agios Georgios isimli gemiyle getirilen silâhlar İngilizler tarafından ele geçirilir. Gemide bulunan Sokratis Loizidis tutuklanır. Loizidis 'Enosis' hareketinin aktif üyelerinden biridir. Onun ve arkadaşlarının Baf mahkemesindeki duruşmaları yeni sokak gösterilerini tetikler. Gösteriler haftalarca sürer. Enosis taraftarları Britanya güçleriyle çatışırlar, okullar kapatılır, evlerden tek bir slogan yayılmaktatır: 'Zito Enosis' (Yaşasın Birlik).

26-27 Ocak 1955 tarihlerinde Britanya yönetimi ele geçirilen silâhlarla ilgili olarak 2 resmi bülten yayınlar. Loizidis'in çantasından çıkan bir gizli belgede şunlar yazılıdır: -Kıbrıs'taki harb EMAK partizanları tarafından yürütülecek.

EMAK (Ethnikou Metopou Apeleftheroseos Kiprou=Kıbrıs İstiklâli'nin Milli Cebhesi) EMAK, EOKA'nin prototipidir. 16 Şubat 1955 tarihli mektubunda Grivas Makarios'tan ekonomik yardım taleb ediyordu:

1-100 Okka (128.5 kilo) fuel oil.

2-100 Okka dinamit.

3-Mevzubahis materyelin naklinin temini.

Makarios bu talebleri karşılamak için 25 Mart 1955'de (Yunan Milli Günü) bir festival tertib eder. Elde edilen maddi yardımla ilgili malzemeler temin edilir ve EOKA'ya gönderilir. Grivas'in idaresindeki ilk gösteriler 1 Nisan 1955'de vuku bulur ve birçok yerde bombalar patlar. Aynı dönemde EOKA'nın silâhlı mücadelesini destekleme temelinde PEKA kurulur. PEKA: Politiki Epitropi Kipriaki Agonas=Kıbrıs Mücadelesi Siyasî Komitesi.

Grivas 26 Eylul 1957'de bir başka örgüt kurar: ANE. ANE liseli gençliği örgütlemek için kurulur. Her okulda komiteler oluşturulur ve liseli gençlik Britanya hedeflerine karşı sabotajlar düzenler. 21 Ekim 1957'de Grivas ANE'yi merkezi bir örgüte dönüştürür ve ismini de DANE olarak değiştirir. DANE: Diikisis Anthistamenos Neotis tou EOKA=Eoka Gençliğinin Direnişçi İdaresi.

Bütün bunlar olub biterken Kıbrıs'taki solcular nerede diye sorulabilir. Çok kısaca şunu söylüyoruz: Adadaki Britanya idaresi Kıbrıs'taki siyasetini solcular üzerine kurmuş durumdadır. Fakat solcular hâlâ bi-karardır. Öte yandan sanayi hiç gelişmediği için Kıbrıs'ta proletarya yok, gelişmemiş. Köylülük hâkim ve köylülüğü solculardan ziyade milliyetçiler örgütleyip dirije ediyorlar. Bunun üzerine İngilizler AKEL'e destek veriyorlar ve EOKA'ya karşı örgütlüyorlar. 58'deki fatura çok ağır: EOKA, 28 AKEL mensubunu infaz ediyor. Bunu küçük bir parantez olarak düşünmekte fâide var. Sonra dönülebilir. Bir küçük bilgi: Makarios'un gerçek ismi Mouskos'tur.

KIBRIS III

Dr. Hakkı Açıkalın

EOKA, 1955-59 arası dönemde (Britanya kayıtlarına göre) adada 4723 bombalı eylem ve 2976 sabotaj ve silahlı propaganda eylemi gerçekleştirdi. 9 Mart 1956'da Kıbrıs valisi Mareşal John Harding'in talimatıyla Makarios tutuklandı ve Seychelles adalarına sürgüne gönderildi. Aynı dönemde Girne mitropoliti Kiprianos, papazlar Agathageli ve Polikarpos Yuannidis de EOKA'ya destek vermek suçlarından mahkum oldular. Bu arada EOKA'nın iki militanı Mihalakis Savva Karaolis ve Andreas Dimitriu idam edildi. İdamlar Atina'da büyük tepkilere yol açtı, protesto nümayişleri esnasında çıkan olaylarda 11 kişi hayatını kaybetti. Dışişleri bakanı Theotakis yoğun baskılar neticesinde istifa etti ve yerini Evangelos Averof'a bıraktı. Yunanistan Britanya'daki elçisini geri çekti. Bilahare İngiltere ile Yunanistan arasında gerçekleşen anlaşma sonrasında Grivas eylemlere son verdi ve 20 Mart 1959'da Kıbrıs'ı terketti. Atina'da büyük bir törenle karşılandı ve generalliğe terfi etti. EOKA'nın, bir iddiaya göre 192 bir başka iddiaya göre 197 militanı vardı. Aşağıda bu militanların büyük bir kısmının aldığı cezaları veriyorum; İdam cezası alan ve cezaları infaz edilenler:

1- Mihalakis Savva Karaolis (22 yaşında, Palehori'li)

2- Andreas Dimitriu (22 yaşında, Agia Mamas'li)

3- Andreas Zakos (24 yaşında, Linu'lu)

4- Harilaos Mihail (21 yaşında, Galinea'li)

5- Stelios Hristos Mavromatis (23 yaşında, Larnaka'li)

6- Andreas Panagidis (22 yaşında, Paleometohon'lu)

7- Iakovos Patachos (22 yaşında, Lefkosia'li)

8- Evagoras Polikaridis (18 yaşında, Chada'li)

İdam cezası alan fakat cezaları müebbede çevrilenler; Hrisostomos Panagi, Nikos Ksenofondos, Nikos Iakovou, Nikos Sofokleus, Stavros Dimitriu, Hristos Kiriakou, Friksos Lambru, Nikos Ioannu, Hristos Apostolu, Andreas Afksentiu, Dimos Mihailidis, Vasos Hristoforu, Georgios Ksenopoulos, Manolis Theoklus, Kiriakos Panagi, NIKOS SAMPSON, Mihalakis Rossidis, Kostas Mihail, Dimitrakis Hristu, Hristos Konstantinu, Nikolas Ioannu, Kostas Loizu, Iannis Kiriaku, Georgios Konstantinu, Andreas Ioannu, Dimitris Hristodoulou, Pavlos Panayotu (Bu şahıslar, İngiltere ile Yunanistan anlaşmasından sonra çıkan genel afla serbest bırakıldılar. Bir kısmı EOKA-B'nin (EOKA-Vita) kurulmasında yeniden aktif rol aldılar. Ayrıca, 26 kişi 2 yıl, 19 kişi 3 yıl, 19 kişi 5 yıl, 33 kişi 7 yıl, 40 kişi 10 yıl ve 17 kişi de 15 yıl ceza aldı. Bunlar da genel aftan yararlandılar.

(EOKA-B ve Yunanistan'da Cunta dönemi gelecek yazıda...)

 

KIBRIS –IV-

Dr. Hakkı Açıkalın

Makarios 1960'tan sonra kendisini Kıbrıs'ın tek egemen gücü olarak görmeye ve Yunanistan dahil tüm diğer güçleri adada farklı taktiklerle tasfiye etmeye karar verdi ve bu tarz Makarios'un sonunun başlangıcı oldu.

İlk tepki eski yoldaşı Georgos Grivas'tan geldi ve Grivas, Makarios'u 'Papokesarian' (Papa-Sezar/ Hem dini lider hem de Sezar) bir hat izlemekle suçlayıp ardından da  onu 'Enosis' (Birlik) davasına ihanet etmekle (Prodotis: Hain) itham etti. Yunan ordusundaki milliyetçi ve Enosisci klik uyandı/uyandırıldı ve Cunta'nın altı yapılmaya başlandı. 1967'de bu operasyon kıvamına getirildi ve cunta Papadopoulos'un liderliğinde iktidarı ele geçirdi. Bu gelişmenin bir sonraki ayağı 68'de Türkiye'yle imzalanan Keşan ve Aleksandrupoli (Dedeağaç) anlaşmaları oldu ve bu anlaşmaya göre Yunanistan, silahlı kuvvetlerini Kıbrıs'tan çekeceğini açıkladı. Bu, Makarios'u zor durumda bırakmaya yönelik bir taktikti. Öte yandan 1963-64 döneminde adaya giden Yunan subayları EOKA-B'yi (EOKA-Vita) örgütlemeye başladılar. Yine aynı dönemde Kıbrıs İstihbarat Servisi'nin başına Yorgadjis getirildi ki, bu şahıs CIA'ye de Yunanistan'a da çalışıyordu ve Gladio'nun Kıbrıs'taki en önemli şefi konumundaydı. Hem anti-Makarios'cu bir çizgi izliyor hem de Cunta'ya

karşı bir tavır takınıyordu. EDYN (Ethniki Dimokratiki Neolea: Milli Demokratik Gençlik) adlı örgüt üzerinden hem Makarios'a hem de Cunta'ya baskı yapıyordu. Hatta bu örgütün bir mensubu olan Panagoulis isimli biri Makarios'u tasfiye etmeye bile kalkışacaktı.

Aynı dönemde Yunanistan içinde Türkiye'deki JİTEM'in veya Özel Hareket Güçleri'nin benzeri örgütlenmeler ortaya çıkıyor ve bunlar sistemden bağımsız eylemlere girişiyorlardı. Bunlardan en bilineni 'LOKACIDES' (LOKACILAR: Lohi Orinon Katadromon: Dağ Saldırı Birliği [ne bağlı olanlar])adı verilen teşkilattı. Yine özellikle Yunanistan'ın kuzeyinde faaliyet gösteren bir örgüt de 'AKRITAS'ti. Bunlara 'kızıl bereliler' de deniyordu. Yunanistan artık bir Cunta-Gladio devleti haline gelmişti ve tek bir egemen güç mevcut değildi. 17 Kasım örgütünü de doğuran meşhur Politeknik (Teknik Üniversite) olayları 73'te gerçekleşti ve 34 öğrencinin ölümüyle sonuçlandı. Kasım-73'te meydana gelen bu gelişmeden sonra Papadopoulos iktidardan düştü/düşürüldü ve yerine binbaşı Ionnidis geldi. Ioannidis, yukarıda mezkur çevrelerin adamıydı ve EOKA-B çizgisini hararetle savunurken Makarios tarzına şiddetle karşı çıkıyordu. Yine ona bağlı faaliyet gösteren 'ESA' (Stratiotiki Astinomia-Askeri Polis) Kıbrıs'ta Makarios'u iktidardan düşürdü ve Makarios kaçtı. Onun yerine EOKA'nin kurucu kadrolarından Nikos Sampson başkanlığa getirildi (1974). Ioannidis bir keresinde, 'eğer ben konuşursam bütün Yunanistan komünist olur' diyor ve ekliyordu: 'ABD bana Kıbrıs'ın büyük bölümün ve Doğu Trakya'yı vereceklerini söyledi'. Daha sonrasında ise Attila-1 ve Attila-2, tabii ki ABD'nin örgütlemesi ve izniyle, TSK'nin gideceği noktalara kadar.

74'ten sonrasını zaten herkes az çok takib ediyor. Benim 'yarı-değerli' bilgi olarak sunabileceklerim bunlar, diğerleri heryerde rastlanabilecek cinsten şeyler.

Eğer bir işe yararsa ne mutlu bana...

www.drhakkiacikalin.up.to

Hosted by www.Geocities.ws

1