|
CARLOS’TAN Tercüme: Dr. Hakkı Açıkalın Kader’in yollarına hulûl edilemez... Teori canlı bir şeydir, organiktir. Hareket eder, yaşar ve dönüşür. Aksi hâlde, âyinsel (Hieratik) dogmalar seviyesine inilir ve orası fikirlerin ölümü ve bilâhare eylemin sapmasıdır... Marxizm-Leninizm, ellerde, tutsaklara özgü bir âletten öte birşey değildir artık ki, devrimci ideal onu uzun süredir terketmiştir... İmân bana bir bakış derinliği getiriyor, daha önceleri benim için hata (noksanlık) teşkil eden şeyleri anlamada bir keskinlik getiriyor. Bir de buna, kritik ânlardaki gerçek bir gerileme ağırlık hissinı ekleyin. İmânı olmayanlar, iç hayatın bu buudunu tamâmen ihmâl ediyorlar (dışlıyorlar, farkedemiyorlar)... Keşfedecekleri tek şey, dinî hissiyatın ‘Bilinmeyen Üzerine bir Angajman’ olmadığıdır... Modern insan, ALLAH’dan geçebileceği (O’nu aşabileceği) takıntısına sâhib. Faidesiz bir parametre. Kaderini ve başarısını kendisinin idâre ettiğini zannediyor, bunları sâdece kendine borçlu! Bütün bunlar çok saçma... Kötülük’ün ‘Ontolojik-Varlıkbilimsel’ bir buudu var, (O) mevcud, dünya üzerinde, algılanabilir, maddî ve ruhî bir biçimde iş üzerinde (icrâ edici). Günâh başka bir şey, onun böyle bir ‘mutlaklık’ buudu mevcud değil. O, sıklıkla, tehirle, utanca eşlik eden bir boğuntuyla, bir üzüntüyle birlikte keşfediliyor... İmân, insan fikrinin çocuksu bir hâli veyâ zihnî bir sapma değildir. İmân, tekâmül kazanımıdır... İslâm, dayanışma hissimi kuvvetlendirdi, beni, dekadant (düşen, zayıflayan) toplumlarınızın ‘doğuştan günâhı’ (Péché Originel) olan bireycilik temâyülünden biraz soydu... Hayatımı 14 yaşından beri Devrim’e adadım. 1964 Ocak’ından beri militan bir komünist olarak, bürokratik tuzaktan kurtularak... 20 yaşında, bu çağrı, dünya devrimi benim için Filistin mes’elesinde ete kemiğe büründüğünde, belirleyici bir dönüm noktasıyla karşılaştı. İtiraf etmeliyim ki, beni Filistin’e bağlayan siyâsî tercihlerim ve hissî ilişkilerim, Lana Jarrar’la birlikteliğimden sonra kuvvetlendi... Ne mistik biriyim ne de riyâkâr... Komünist idealim, hayatın acıları ve altüstoluşları Ahad olan Allah’a imânımla bunun arasında bir zıddiyet mevcud değil... İslâm, devrimci güvenimi ve bağlılığımı kuvvetlendirdi ve aynı zamanda onları, aşkınlaştırma bağlamında, saflaştırdı ve onlara yeni bir buud kattı... Zannediyorum, şu ânda, Fransa’da ziyâretin yasak olduğu tek mahkûm benim... Neden İsabelle? Neden Ben? Bugün, Kur’an Yasası’na nazaran, Peygamber’in ve Sünnet’in yoluna bağlı olarak birlikteyiz. Böyle yüce, hesabsız, ard düşüncesiz bir Aşk için ne demeli. Bu, hayrete verici bir sırdır... Sâdece Allah, kaderlerimizin haritasını çizer... Er ya da geç (buradan) çıkacağım, bu bir kat’iyyet... Kasım 1992’de Amman’da bulunan Hatırat’ımın redaksiyonunu elde ettim. 20 seneden evvel yayınlanmayacaklar, her hâl-ü kârda ölümümden sonra (yayınlanacaklar), Allah isterse. Yüce Olan’ın irâdesine boyun eğdim. ALLAHU AQBAR! |