|
BİLİMSEL KOMÜNİZM AÇISINDAN ANARŞİZM NEDİR?Dr. Hakkı Açıkalın Bilimsel Komünizm zâviyesinden Anarşizm, küçük-burjuva karakterli bir sosyo-politik trenddir. Temel prensibi, bir baskı organı olarak algılanan devletin ve umumî mânâda bütün siyâsî erkin reddidir. Modern Anarşizm’in karakteristik özellikleri, burjuva demokrasisinin çerçevesi dahilinde siyâsî mücâdelenin reddi ve proletarya diktatörlüğü ihtiyacının inkârıdır. Lenin şöyle der: ‘Anarşizm, burjuvazi nizâmından proletarya nizâmına geçiş periyodunda devleti ve devlet ikitdarı ihtiyacını inkâr eder’ (Toplu Eserler, Cild 24, sahife 49). Anarşizm-küçük burjuvazi katmanlarının ve (onunla) hemfikir olan entelijansiyanın-bakış açısındanö özellikle 17-18. asırlardaki burjuva devrimlerinden sonra, hususî bir düşünce olarak zuhur etti. Eşitliğin, kapitalizm iktidarındaki açık, net ve kategorik karakterini ortaya koyarak, burjuva demokrasisini ve burjuva devleti, hususiyetle bireyi fethetmeyi öngören otoritarianizm temâyülü nedeniyle tenkid ederek, Ütopyacı Sosyalizm’e yaklaştı. Sosyal Ütopyacılığın bir formu olarak ve burjuva baskı toplumundan hakikî insan hürriyetinin varolacağı topluma doğru her türlü geçiş evresini inkâr ederek devletsiz hayat yolu fikrini benimsedi. Prensip olarak, Marksistler’le Anarşistler arasındaki arasındaki fark ilk defâ Lenin tarafından tesbit edilir: ‘Sabık olan, devletin büsbütün ilgâsını arzu ederken, gördü ki, bu gâyeye ancak sınıflar, (devletin kurutulmasına öncülük eden) sosyalist devrimle ortadan kalktıktan sonra ulaşılabilir. Sonraki, devleti bir gecede tamâmen ilgâ etmek istiyor, devletin hangi şartlar altında ilgâ edilebileceğini anlamadan’. (Lenin, Toplu Eserler, cild 25, sahife 489). Devlet aygıtının imhâsında ısrar etmekle anarşistler, proletaryanın onu neyle replase edeceği ve bir sonrakinin, devrimci iktidarını nasıl konusunda net bir fikir sahibi olmamaktadırlar; devrimci proletaryanın devlet gücünü kullanması gerekliliğini ve proletaryayı, burjuva devleti kullanarak, devrim için hazırlamanın lüzumunu bile inkâr ediyorlar. Teorik ifâdesiyle, Anarşizm eklektiktir (Seçkincidir). Muhtelif öncüleri, teorik yapılarını Hegel’in bazı fikirleri, değişik pozitivist teoriler hattâ Marksizm üzerine inşâ etmeyi denediler. Anarşizm’in bazı ideologları, teoriye karşı hürmetkâr olmadılar hattâ yıkıcı davrandılar. Anarşizm’in kat’î ve tam bir ortaya konuşu, 1840’ların Alman küçük-burjuva radikali Max Stirner’le olmuştur. Stirner, hürriyetin sosyal nizâmının yalnızca hür ferdlerle kazanılabileceğini iddia eder. İndividualizm’den (Ferdçilik, bireycilik) yola çıkarak, hem devleti hem de cemiyetin sosyalist dönüşümünü inkâr eder. Aşağı yukarı aynı dönemde, Anarşizm fikirleri, Fransız küçük-burjuva sosyalisti Pierre J. Proudhon tarafından ileri sürülmeye başlamıştı. Proudhon, Anarşizm terimini siyâsî terminolojiye sokmuştur. Proudhon da, aynı Stirner gibi, devleti sınıf baskısının bir âleti olarak görmekle kalmaz ve fakat yeni bir toplum inşâ etmek için merkezîyetçiliğin ehemmiyetini öngören sosyalist değerlendirmeye de karşı çıkar. Aynı zamanda, Stirner’e mugayyiren, geleceğin toplumunu, hizmet değişimleri ve küçük mülk sahibleri arasındaki akid temeline oturtur. Bu cümleden olarak, Proudhon’un hususî küçük burjuva ütopyacılığı-mutualısm (mütekâbiliyetçilik: Mütekâbil faideler sistemi) formu ortaya çıkar. Bu, ‘cemaat-mülk sentezi’, özel mülk sahibleri tarafından istihsal edilen ürünlerin eşit sahibliği ve âdil değişimi biçiminde idealize edilen küçük-burjuva anlayışından başka bir şey değildir. Engels’e göre, ‘Bakunin’in kendine has teorisi, Proudhonism’in ve Komünizm’in bir ortalamasıdır. Sabık olanı alakâdar edenin ana noktası, sermâyeyi gözönüne almamaktır; sosyal gelişmeden neşet eden, kapitalistler’le işçiler arasındaki sınıf antagonizmi (zıddiyet ve rekâbeti) (mevcuddur) fakat en mühim şeytan olarak devlet ilgâ edilmelidir’ Anarşistler, devrimcilerin siyâsî parti örgütleme ihtiyaçlarını inkâr ederler; fakat aslında, kendilerini yöneten bazı merkezlerin direktifiyle partileşirler ve yönlerini diktatörlüğe çevirirler. Böylelikle, Anarşizm vechesini anti-demokratik otoritarianizm’e ve hattâ kışla komünizmi’ne çevirmiştir (Marx, Engels, Lenin, Anarşizm ve Anarko-sendikalizm, sahife 119). Rus hürriyet hareketinde, Anarşizm fikri büyük bir taban bulamadı ve zarara yol açtı; Lenin, ‘Narodnizm (Popülist Komünizm) kendini asla anarşizm’den ayırmadı. Anarşizm’in 1917 Ekim Devrimi ve 1918-20 İç Savaşı’nda sırasında bir varoluşu bahs konusudur ki, bu periyodda karşı-devrimci trendde yer alarak dejenere olmuştur’ der. Modern Anarşizm ağırlıklı olarak Neo-Troçkizm temelinde faaliyet göstermektedir. ANARKO-SENDIKALIZM, DEVRİMCİ SENDİKALİZM DAHİLİNDE ÇÖZÜNEBİLİR MİDİR?Komünist Anarşist GrupErrico MALATESTA21. asrın şafağında, büyük devrimci kavga (mücâdele) sendika sorununun etrafında dönmektedir. Fâsılasız olarak yeniden başlayan 100 senelik kavgalar, sendikanın mevcud ve müstaqbel siyâsî hayatta alabileceği rolü ve yeri üzerinde ortak temeller tesis etmeye kâfî gelmediler. Bu broşür, hiçbir hâlde, bu mes’ele üzerinde değişik düşünce akımlarının takdimi olmak temâyülü içinde değildir. Enrico Malatesta’nın, 1907’deki Amsterdam Kongresi’ndeki gibi, oldukça eski olan konumlanmaları kesin ve farklı bir biçimde yeniden formüle eden bir kısımdır. Burada ne hakikat ne tarihî sentez bulacaksınız. Bu, tam bir ılımlılık dahilinde, bizi, dıştalanması mümkün olmayan ve devrimci düşüncenin evriminin akışını önemli ölçüde değiştirmeye matuf dikkatli incelemelere sevkeden bir fikir mes’elesidir. İdeal istiqbalimizde ferdlerin yeri, bizim için, otoritarizm’e karşı kavgada temel bir sorun olarak kalmaktadır. Günümüze kadar birçok peygamber ve şef namzedini fantazma (sanrı) hâline getiren kitle konsepti, bizi her zaman, terörü ve vahşîlği maskeleyerek, hoş bir mırıltı (monotonisi-yeksenâklığı) dahilinde beşikte salladı. Faşist, komünist, parlamentarist ve sendikalist düşünceleri kateden ortak nokta esas olarak evrensel meşruluk düşüncesinde yatıyor : Herşeyin iyiliği, herkes tarafından tanınması gereken tek bir fikirden, yani (hakikâten de) idolatri hâline gelmiş (putlaşmış) bir fikirden geçiyor. Demek ki, onu reddeden kişi, en kısa zamanda kendisinden kurtulunması gereken bir karşı-devrimci, bir parazit, bir işbirlikçi veya her türlü zararlılardan biri olarak tanımlanacaktır. Biz, yalnızca kendi özgürlükleri için kavga yürütmeyi düşünen bir anarşistler bölümünü oluşturuyoruz ve bunların özgür bir dünyaya ulaşacağını düşünüyoruz. Ayrıca, temel olarak hiçbirşeyde birbirimize benzemediğimizi ve yalnızca farklılıklarımızın yeni bir sosyal örgütlenmenin temelini oluşturacağını düşünüyoruz. Bizim için, eşitlik bir öksedir; cemaatin yüksek ihtiyaç fikrini geliştiren sosyal ve iktisadî yapılar sinelerimizde sâdece sözcüler, organizatörlerler, temsilciler, nihâyet maymun kılıklı varlıklar oluşturma amacını güden bir yanıltmadır. Bunlar bizim müstaqbel idârecilerimizdir. |