ŞEYYÂD HAMZA
XIII. Yüzyıl Türk Edebiyatı - Anadolu Sahası

Hakkında ilk bilgileri veren Fuad Köprülü ve Köprülü'nün söylediklerini tekrarlayan bazı araştırıcılara göre Şeyyâd Hamza 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları döneminde yaşamış; yazdığı dini-tasavvufı şiirleriyle Ahmed Fakih'i izlemiştir. Bilim dünyasına F. Köprülü tarafından tanıtılmıştır (F. Köprülü, Anatolische Dichter in der Seldschukenzeit I, Sejjad Hamza, Körösi Csoma Archivum I, Budapest 1922, S. 3, s. 183-189). Adı geçen makalenin Türkçesi de yayımlanmıştır. (Fuad Köprülü, Selçuklular Devrinde Anadolu Şairleri I, Şeyyâd Hamza, Türk Yurdu, İst. 1940, S. I, s. 27-34). Ayrıca, Mecdut Mansuroğlu, Dehri Dilçin, Necmeddin Halil Onan ve Sadettin Buluç'un şairle ilgili çalışmaları vardır. Bu çalışmaların varlığına rağmen, Şeyyâd Hamza hakkında bilinenler sınırlıdır. Onun, Anadolu'yu dolaşarak halka dini-tasavvufi şiirler söyleyen gezici bir derviş olduğu sanılmaktadır. Lâmî'î Çelebi'nin Letâif'inde geçen bir fıkraya dayandırılarak, Şeyyâd Hamza'nın Akşehir ya da yöresinde yaşadığı ileri sürülmektedir. Bir kasidesinden, Ş. Hamza'nın 14. yüzyılın ilk yarısında hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, Şeyyâd Hamza üzerinde en yeni çalışmayı yapmış olan Metin Akar, Ankara'daki Milli Kütüphane'de 3772 numaralı yazma mecmua içinde bulunan Şeyyâd Hamza'ya ait 50 beyitlik mersiye tarzındaki şiiri bularak bilim âlemine tanıtmış ve bu şiirdeki bazı bilgilere dayanarak Ş. Hamza'nın 14. yüzyıl şairi olması gerektiği görüşünü ortaya koymuştur (Metin Akar, Şeyyâd Hamza Hakkında Yeni Bilgiler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 2, İstanbul 1986, s. 1-14) Kaside nazım şekliyle yazılmış olan söz konusu mersiyenin sonunda Şeyyâd Hamza, Anadolu'da başgösteren veba salgınından bahseder ve salgının çıkış tarihini 1348 olarak verir. Dolayısıyla, Şeyyâd Hamza 14. yüzyılın birinci yarısında hayattadır. Bu bilgiden haraketle Metin Akar, haklı olarak Şeyyâd Hamza'yı 14. yüzyıl şairlerinden saymaktadır. Semih Tezcan da aynı görüşe katılır (Semih Tezcan, Anadolu Türk Yazınının Başlangıç Döneminde Bir Yazar ve Çarh-Name'nin Tarihlendirilmesi Üzerine, Türk Dilleri Araştırmaları Dergisi, S. 4, Ankara 1994, s. 84-85). Kemal Yavuz ise, 1300-1340 yılları arasında Germiyanoğulları Beyliği'ni yönetmiş olan I. Yakup Bey'den söz ederken, dönemin Anadolu şairleri arasında Şeyyâd Hamza'yı da zikr ederek, bir bakıma aynı görüşü desteklemektedir (Kemal Yavuz, Germiyanoğulları'mn Türk Kültür Hayatındaki Yeri, İlmi Araştırmalar Dergisi, S. l, İst. 1995, s. 167-174).

Eserleri ile edebi kişiliği hakkında bilinenlere gelince: Şeyyad Hamza, 13. 14. yüzyıllar Anadolu'sunda etkin olan dini-tasavvufı şiir akımının önemli temsilcilerindendir. Onun varlığı bilinen bazı manzumeleri, Yunus Emre'yi yaratan edebi ortamın hazırlanmasında katkısının olduğunu göstermektedir (Sadettin Buluç, Şeyyâd Hamza'nın Beş Manzumesi, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, İst. 1956, C. VII, s. 1-16); (S. Buluç, Şeyyâd Hamza'nın Lirik Bir Şiiri, Türk Dili ve Ed. Der., İst. 1963, C. XII, s. 139-142); (S. Buluç, Şeyyâd Hamza'nın Bilinmeyen Bir Mesnevisi, Türkiyat Mec. İst., 1968, C. XV, s. 247-256). Şairin, din dışı iki gazelinin bulunması, onun dini-tasavvufi kimliğinin yanı sıra, dünyevi yönünün de bulunduğunun bir kanıtıdır (N. Halil Onan, Şeyyâd Hamza'nın İki Yeni Gazeli, Dil ve Tar. Coğ. Fak. Der., Ank. 1949, C. VII, s. 529-534). Şiirlerinin eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış olmasına karşın Mecmû'atü'n-Nezâ'ir'de bulunan bir gazeli doğu Türkçesi özellikleri taşımaktadır (Mecdut Mansuroğlu, Anadolu Metinleri, XIII. Asır, Şeyyâd Hamza, Türkiyat Meç. İst. 1940-1941, C. VII-VIII, s. 950 v. d.); (Mecdut Mansuroğlu, Şeyyâd Hamza'nın Doğu Türkçesine Yaklaşan Manzumesi, Belleten, Ank. 1956, s. 125-144). Şeyyâd Hamza'nın hem aruzla hem de hece vezniyle yazdığı manzumeleri vardır. Manzumelerinde, dörtlük, mesnevi, gazel, kaside olmak üzere değişik nazım şekillerini kullanmıştır. Ancak, onun elde bulunan en ünlü eseri Yusuf u Züleyha mesnevisidir. Eser, Anadolu sahası Türk edebiyatının, bir başka deyişle Divan edebiyatının bilinen ilk Yusuf u Züleyha'sı olması bakımından önemlidir. Aruzun fâ'ilâtün / fâ'ilâtün / fâ'ilün kalıbıyla yazılmış olan mesnevi 1529 beyittir. İslâmi edebiyatların ortak konulu eserlerinden olan Yusuf u Züleyha'nın aslı Kur'an'daki Yusuf kıssasına dayanmaktadır. Şeyyad Hamza ayrıca Kur'an tefsirlerinden de yararlanarak konuyu kendi duygu ve düşünce dünyası içerisinde geliştirerek anlatmıştır. Bazı kaynaklara göre Türk edebiyatında daha önce doğu Türkçesi ile yazılmış olan Ali'nin Kıssa-i Yusuf unun izleri de söz konusu eserde bulunmaktadır. Mesnevinin istinsah tarihi oldukça geç olan eldeki tek yazması, Dehri Dilçin tarafından yayımlanmıştır (Şeyyad Hamza, Yusuf ve Zeliha, nakleden: Dehri Dilçin, TDK. yay. İst. 1946). Dehri Dilçin'in tıpkıbasım ile çeviriyazı metni de verdiği bu yazma nüsha gerek vezin gerekse imla bakımından iyi bir nüsha olmamakla birlikte eski Anadolu Türkçesinin ilk örneklerinden olması ve dönemin ses ve imla özelliklerini tanıtması bakımından önemlidir. Şeyyad Hamza'nın ayrıca varlığım ilk olarak Sadettin Buluç'un ortaya koyduğu 39 beyitlik Dâstân-ı Sultan Mahmud adlı bir mesnevisi daha bulunmaktadır (Sadettin Buluç, Şeyyad Hamza'nın Bilinmeyen Bir Mesnevisi, Türkiyat Mec. İst. 1968, C. XV, s. 247-256) Metin Akar da daha önce Şeyyad İsa'ya ait olduğu sanılan ve Cem Dilçin tarafından transkripsiyonlu metni yayımlanan Ahvâl-i Kıyamet (Cem Dilçin, XIII. Yüzyıl Metinlerinden Yeni Bir Yapıt: Ahvâl-i Kıyamet, Ömer Asım Aksoy Armağanı, TDK. yay. Ank. 1978, s. 50-74)'in Şeyyad Hamza'ya ait olduğunu bildirmektedir (Metin Akar, Şeyyad Hamza Hakkında Yeni Bilgiler, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 2, İst. 1986, s. 9-12)

Kaynak
Eski Türk Edebiyatı Tarihi
Prof. Dr. Mine Mengi


 

Hosted by www.Geocities.ws
GridHoster Web Hosting
1