DİN SOSYOLOJİSİNİN KONUSU

P.Hendrik VRİJHOF
Çeviren
M.Emin AKTAŞ

 

1. "Klasik" Din Sosyolojisinin Konusu

Din sosyolojisi, henüz gelişmesinin başlangıcında bulunan ve şu ana kadar konusu ve yöntemleri ile ilgili olarak yeterli güvenlik kazanmamış genç bir bilimdir. Sosyoloji veya onun yan alanlarından birisi üzerinde yapılacak genel bir gözlemle hemen hemen zorunlu olarak ortaya çıkan bu tespit, din sosyolojisi üzerindeki genel kanaat (communis opinio) ile göze çarpan bir biçimde iyice belirginlik kazanıyor. Bu anlayış az-çok bilinçli olarak bu bilimle ilgilenenlere hakim olmuş görünüyor. Bu durum, yaklaşık olarak şöyle açıklanabilir: Din sosyolojisi bir din bilimi değil, insan ve grupların birlikte yaşamalarının bilimi olan sosyolojidir. Din fenomeni bu bilim için sadece insan toplumu bağlamında aydınlatıcı olabilir. Bu tespit, dinin topluma etkisi meselesini olduğu gibi, bunun aksini de içine alır. Bu demektir ki din sosyolojisi, din ve toplum arasındaki karşılıklı ilişkileri ve etkileri konu edinir. Şüphesiz bu açıklama, din ve toplumun tabii, birincil, birbirinden bağımsız olarak birbirleriyle ilişkide bulunan büyüklükler oldukları anlayışını telkin ediyor. Din, ne insani ilişkilerde veya toplumda tamamıyla kaybolabilir ne de her iki faktörden türetilebilir veya onlarla "açıklanabilir". Din, ilke olarak insan ve topluma önceliği olan meta-sosyal bir fenomendir.

Helmut Schelsky'e göre bu anlayış -büyük oranda- "artık klasik olarak adlandırılan din sosyolojisini ortaya koyan M. Weber, Troeltsch, Sombart vb. gibi"1 eskilerin anlayışıdır. Doğrusu bu anlayışın içinde de önemsiz olmayan farklılıklar bulunmaktadır. Ernst Troeltsch, dini fenomenlerin sosyolojik bakımdan önemli olan etkilerini merkeze yerleştiriyor. Hıristiyanlık, böyle düşünüyor o, "tabii olarak diğer herhangi bir fenomen gibi, örneğin cinsiyet içgüdüsü, sanat, bilim, geçimini sağlama gibi, veya herhangi bir hobi ve geçici bir gaye gibi sosyolojik etkiye sahiptir"2 Troeltsch önce "Hıristiyanlığın kendine özgü sosyolojik özelliklerini ve bunların gelişme ve örgütlenmesini" araştırıyor. Bu nedenle "bu sosyolojik yapının sosyal hayatla, yani devlet, çalışma hayatı ve aile ile münasebeti" meselesi önem kazanmaktadır. Bunun için öncelikle "dini-sosyolojik temel modelin diğer hayat alanlarına gerçek etkileri" ve yine "bundan ayrı olarak dini cemaatin sosyopolitik yapıdan hangi etkileri aldığı" meselesi söz konusudur. Nihayet bütünlüğünün ne ölçüde sağlandığı"3 şeklinde başka bir konu bu izliyor. Troeltsch, araştırmalarını Hıristiyanlığın tarihi-sosyolojik analizi ile sınırlamaktadır. Buna rağmen, alıntılanan ifadelerde din (yani Hıristiyanlık) ve toplum arasındaki karşılıklı etkileşim ve ilişki konusu açıkça dikkati çekmektedir. Tarihi eğilimine rağen Troeltsch, Hıristiyanlığı, etkisini insan ve topluma yayan bağımsız, otonom bir fenomen olarak görmektedir.

M.Weber'de din ve toplumun değişen ilişkisini açıkça sorgulama konusu eksiktir. Sosyolog olarak o, "sosyal davranışın izahını" ilk görev olarak görüyor.  Bu nedenle ona göre din sosyolojisi; "esas itibariyle dinin "mahiyet"i ile değil; toplumsal davranışın belli bir tazının etkileri ve şartları ile ilgilenmelidir. Bunun anlaşılması da; dış akış çok yüksek derecede çeşitlilik gösterdiği için bireyin subjektif yaşantı; tasavvur ve gayelerinden 'anlam' olarak elde edilebilir. Dini veya büyüsel olarak motive olmuş davranış, kendine özgü varlığı içinde bu dünyaya yönelmiştir."4 Bu uzunca alıntı, bilimsel-deskriptif bir düsturdur, din veya dini fenomen hakkında bir yargı değil. Weber, dinin etkisini, tabiatüstü bir gerçeğin insana ve topluma tesiri olarak almak istemiyor; bu şekilde tetkik dışı bıraktığı tabiatüstünün insani anlamının izahı olarak anlamak istiyor.

Troetlsch ve M.Weber'in eserleri genel-tarihi bir karaktere sahiptir. Bu nedenle Dietrich Bonhoeffer "genel-tarihi veya ekonomik-politik bakış açısı çerçevesinde din sosyolojisinin hemen hemen din tarihinden başka bir şey olmadığı"5 eleştirisini yapmaktadır. Bu din sosyolojisinde sistematik-sosyolojik bir çatı kurma bakımından eksiklik bulunmaktadır. Troeltsch ve Weber'in hedefleri bir yandan da böyle bir çatı kurmaya yönelmiştir. Troeltsch son tahlilde çeşitli toplumsal görünüm şekillerinin analizi sayesinde Hıristiyanlığın gerçek mahiyetini meydana çıkarmak istiyordu. M.Weber ise son tahlilde dini önemli bir faktör olarak gördüğü Avrupa kültürünün özel konumuna ve bunun gelişmesine vakıf olmakla ilgileniyordu. O, karşılaştırmalı tarihi araştırmalarında bu faktörün Avrupa kültürünün geçmişinde, halinde ve geleceğindeki önemini temellendirme gayesi güdüyordu. Bu nedenle din sosyolojisi ile ilgili incelemelerini Wirtschaft und Gessellschaft (Ekonomi ve Toplum) adlı eserinin ikinci kısmının 4. bölümü olarak düzenledi. Ona ve "klasik" din sosyolojisinin diğer temsilcilerine göre din sosyolojisinin, genel sosyolojinin bir yan bölümü olması söz konusu değildir. Din, sanat, politika vb., gerçek mahiyeti ve önemi içinde anlaşılması ve anlamlandırılması gereken, bölünmez sosyal gerçekliğin sadece birer görünüşleridirler.

Tarihi ilgi alanlarında ve karşılaştırmalı tetkik tarzlarında Troeltsch ve M.Weber, dinin, toplumun şekillendirme gücüne karşı az-çok bağımsız olmasını şart koştular. Onlar eserlerini planladıklarında din ve kilise hala genel kabul gören ve etkin olan büyüklüklerdiler. Bundan başka onlar, -Tylor, Freud v.b.'nin psikolojik teorilerine ve Comte, Marx v.b.'nin sosyolojik fikirlerine karşı- "dini, sosyal hayatın bütünleştirici ve toplumda yokluğu açıkça hissedilen bir unsuru olarak"6 ortaya koydular. Bu nedenle bu din sosyolojisi, "modern dünyanın Hıristiyanlıktan türetilmesinde, para ekonomisinde, kapitalist ücret sisteminde, işletme ve çalışma ilişkilerinde, devlet fikri ve hukuki eşitlikte vs. rasyonalizmin dini köklerinin keşfi konularında"7 büyük önem kazandı. Dietrich Goldschmidt bu konuyu "toplumsal olanla ilişkilerin dini bağlantısı meselesi" olarak adlandırdı.8 Dinin toplumla ilişkisi meselesi önceleri esas olarak görülüyordu. Dinin topluma etkisi araştırılmış; bu etkileme sosyal gerçekliğin tamamlayıcı bir parçası olarak anlaşılmıştır.

Kendisinden öncekilerin ve çağdaşlarının eserlerini düzene koymayı ve sistematikleştirmeyi deneyen Joachim Wach, din sosyolojisinin "din ve toplum arasındaki ilişki ve onlar arasındaki etkileşimin şekilleri"9 biçiminde çok kapsamlı olarak tanımlamaktadır. O, dini, ifadesini mitos, öğreti, ibadet ve dini gruplaşmada bulan, toplumsal bütünleşmenin bir faktörü olarak görüyor. Her şeyden önce din sosyolojisi için önemli olan, bu bilimin "dini gruplaşmanın tipolojisi"ne özel bir ilgi göstermesidir.10 Bununla birlikte Wach'ın "dinin  oldukça tesirli ve bütünleştirici gücüne" özel bir vurgu yaptığı görülür. Bacon'ın ünlü vecizesini katılarak alıntılıyor: "Religio praecipuum humanae sociatic vinculum" (Din, toplumun en güçlü bağıdır)11 Dinin etkisi toplumun bütün alanlarında kendini gösterir. Bu nedenle Wach'ın tetkikleri genel bir kültür tarihi karakterine sahiptir. Onun oldukça sistematik analizleri pek sağlamlaştırılmamış ve eksiklikleri giderilmemiş olarak görünüyor. Yine ona göre din sosyolojisinden, sosyolojinin bağımsız bir yan disiplini olarak söz edilemez.

II. Bugünkü Din Sosyolojisinin Konusu

Modern toplumda din ve kilisenin anlam ve konumundaki önemli değişmelerin bugünkü din sosyolojisinin ilgi alanını ve sorunsalını karakterize ettiği genel olarak ileri sürülür. Modern, dinamik toplumun din ve kilise üzerindeki etkisi her yerde açıkça izlenebilir. Goldschmidt'e göre "M.Weber ve Troeltsch'de görülen sosyal davranışın dini bağlantısı şeklindeki önceki problem, şimdi dini davranışın, dini muhtevanın sosyal bağlantısı şeklinde çağdaş probleme dönüşmüştür."12 Friedrich Fürstenberg, aynı anlamda "dini sosyal davranış ve dini kurumların dünyevi görünüşlerinden" din sosyolojisinin gerçek problemi olarak söz ediyor.13

Schelsky, "modern bir din sosyolojisinin konusu"nun merkezine "din veya Hıristiyanlığın modern topluma intibakının tezahürlerini" yerleştiriyor ve intibakı ise "Hıristiyanlığın sosyal tezahür şeklindeki değişme" ile sınırlıyor. O, bu intibak kavramını, "Hıristiyanlığın eski bir hakikati savunması gerekmesi"ne karşın, "modern dünyayı otonom, kendiliğinden varolan bir realite" olarak karakterize etmek suretiyle açıklıyor. "Hıristiyanlık ve kilise, kendi ebedi hakikatini değişen, dünyevi olarak otonomlaşmış yapılarda yeniden kurma göreviyle karşı karşıya bulunuyor."14

Hollanda'da P.Smits, Schelsky tarafından formüle edilen sorunsalı, din sosyolojisinin yenilenmesi denemesi olarak benimsiyor. Smits'e göre Schelsky, aksini savunmak ve "din ve Hıristiyanlığın modern topluma intibakını" ön plana almak suretiyle M.Weber, Troeltsch, Sombart gibilerin klasik din sosyolojilerinin sorunsalından fiilen ayrılmak istemektedir.15 Mamafih dikkatli bir okuyucu alıntılanan ifadelerden, "klasik" din sosyolojisinin konusal karşıtlığının, henüz ondan ayrılmakla aynı anlama gelmediğinin farkına varır. Hatta Schelsky daha çok, bir yandan modern toplumu, diğer yandan dini (Hıristiyanlık) otonom olarak, yani temelde birbirine yabancı büyüklükler halinde karşı karşıya koymak suretiyle son problemi vurgulamaktadır. Klasik din sosyolojisi ile ilgili problem gerçi bunun aksidir, fakat mahiyet itibariyle aynı kalmıştır.

Din sosyolojisinin konusunun ne olduğuna ilişkin çağdaş bir çok anlatımda J.Wach tarafından genelleştirilen ele alış tarzı hala korunmaktadır. Bernhard Haering'e göre "özellikle dinin kendi cemaat şekilleri göz önünde bulundurulmak suretiyle din sosyolojisinin konusu, din ve toplumsal ilişkiler arasındaki karşılıklı ilişkilerdir."16 Norbert Greinacher, -alıntı yaptığı bir çok yazarla aynı fikirde olarak- Wach'ın tanımlamalarının değiştirilmeden kabul edilebileceğini düşünüyor.17 "Sosyolojiye Giriş" adlı kitabında Pieter J. Bouman, inanç ve onun sosyal hayatta cemaat olarak tezahür etmiş yapısının yerinin ne olduğunun araştırılmasını görev olarak din sosyolojisine yüklüyor. Bundan başka, inanç ve kilise örgütünün, genelde meslek hayatını, özelde bireyin sosyal yönelimini hangi ölçüde etkilediğinin yaklaşık olarak belirlenmesi de onun görevidir. Burada diğer bir problem, yani toplumsal hayat ve sosyal  yapı değişmesinin dini yaşantıyı ne ölçüde etkilediğini ve dini örgütlenme biçimlerini ne dereceye kadar belirli bir gelişme çizgisine götürebildiği meselesi söz konusudur.18 Milton Yinger'in vardığı sonuç ise şöyledir: "En geniş ifadesiyle din sosyolojisi, toplumun, kültürün ve şahsiyetin dini etkileyiş tarzlarının bilimsel olarak araştırılmasıdır. Ki bu amiller, dinin  kaynağına, öğretilerine, uygulanmalarına, dini yaşayan grupların tiplerine, liderlik şekillerine tesir etmektedirler. Diğer taraftan din sosyolojisi, dinin, toplumu, kültürü ve şahsiyeti etkileyiş biçimlerinin bilimsel olarak araştırılmasıdır da. Başka bir deyişle din, sosyal istikrar ve sosyal değişme süreçlerini, normatif sistemlerinin bünyesini, kişilik ihtiyaçlarının karşılanması veya engellenmesini etkiler. Bu değişik unsurların karşılıklı etkileme özellikleri sürekli olarak akılda tutulmalıdır."19

Bütün bu ifadelerde Wach'ın konuyu ele alış tarzı açıkça kendini gösteriyor. Kelimeler değişmiştir, ele alış biçimi değil. -En azından Katolik olmayan yazarlarda- dinin bağımsız, özel bir tezahür olarak görülmesi, fakat dokunulmaz olarak değil, elbette önemlidir. Bouman, toplum ve toplumsal yapının değişmesinin dini yaşantıyı ne ölçüde etkilediğini merak ediyor. Goldschmidt sadece dini davranışı değil, dini muhtevayı da modern din sosyolojisinin konuları arasına yerleştiriyor. "Sadece diğer dini biçim ve muhtevaların değil, aynı zamanda Hıristiyani ifadeler ve kilise tarafından şekillendirilen davranış şekillerinin toplumsal göreceliği göz önünde bulundurulduğunda Hıristiyan mesajının bildirdiği değişmez varlık nerede bulunuyor?" diye soruyor.20 Schelsky, sadece "dini hayatın kurumsal veya sosyo-olgusal intibaklarını değil, bizzat Hıristiyan öğretisinin de değişen modern dünyaya intibakını" araştırıyor. Ayrıca o, "insanın deruni hayat formunun ve bilincin değişmesi olarak kabul edilebilecek olan inanç şekillerinin değişmelerini" din sosyolojisinin konusu olarak kabul ediyor.21 Thomas Luckmann bu tespitleri "inanç şekillerinin sosyal kalıbı" kavramıyla özetliyor ve bu tespitlerin yeni bir sorun olarak değerlendirilebileceklerini dünüşüyor.22

Fürstenberg, M.Weber tarafından formüle edilmiş olan ve modern din sosyolojisine "en etkili teşviki sağlayan" sekülerleşme kuramına atıfta bulunuyor. Bu kuramın temel problemi "halkın devamlı şekilde kiliseden ayrılması, daha doğrusu dini meselelere karşı kayıtsızlığı"dır.23 Bu kuramın, dinin (modern) dünya ile ilişkisi meselesini içerdiği giderek daha da açıklık kazandı. Schelsky bunu uyum kuramı ile açıkça ön plana çıkarmıştı. Bu tezin, bugünkü uyum problemine yönelmesi sadece görünüşte bir sınırlama anlamına gelir; gerçekte böylece bu tezle insan toplumu din sosyolojisinin konusu içine alınmıştır. Konu bakımından bu genişleme, yukarıda alıntılanan ifadelerden açıkça anlaşılabilir. Din, kendi ifadesini, tamamen toplumla aynı bağlamda ele alınan kendi sosyal sisteminde bulur. Bundan sonra da din sosyolojisinin mantıken "sosyolojinin merkezi alanlarından birisi" olarak görülmesi gerekir.24 Din sosyolojisinin sosyolojinin bağımsız bir (yan) disiplini olup olmadığı meselesi, her şeyden önce konu olarak oldukça daraltılmış bir anlayışın arkasında gizli olarak devam ediyor.

Bütün bunlardan, bugünkü din sosyolojisindeki yıpranmış konuların, eski "klasik" din sosyolojisinin konusunun vazıh bir kabuk değiştirmesi ve varyasyonu olarak artık terk edildiği sonucunu çıkarmamız gerekir. Gerçi onun temel konusu farklı olabilir ve zaman zaman değişebilir, fakat tabii bütünüyle aşılamaz. Din sosyolojisi ile ilgili meselelerin genel, teorik içerimleri hala kapalı kalmaya devam ediyor. Hatta Luckmann, modern din sosyolojisinde problemlerin uygun biçimde ele alınmasının eksik olduğnuu şöyle ifade ediyor: "Bugünkü din sosyolojisinin esas problemi genel sosyolojik teoriye yeterli oranda kenetlenmemesidir" Din sosyolojisi, sistematik anlayışın bizzat kendisinden meydana çıkacağı ümidiyle araştırmalarını teorik bir boşluğa yerleştiriyor.25

Moden din sosyolojisi yine temel eğilim bakımından din ve toplum arasında bir ikileme tutulmuştur. Schelsky bunu kararlı bir şekilde vurguluyor. O zaman din sosyolojisinin en önemli görevi, dinin ve dini tezahürlerin inceden inceye açıklanması olmaya devam ediyor demektir. Esas mesele daima, sosyolog olarak din sosyologunun dini (Hıristiyanlık) ve onun etkisini, yani onun insan davranışı ve topluma intibakının (veya aksi durumun) gerçekte hangi tarzda olduğunun belirlenmesidir. O, bunu yalnızca dinin esas ve spesifik karakterini öne çıkararak yapabilir; yoksa gerçekte hangi tesir ve intibakı tespit ettiği konusunda fazla bir şey söyleyemez ve onları nasıl tespit ettiğini, niçin ve neden dinin etki ve intibakı olarak nitelediği konusunda daha az konuşabilir.

 

 


*.  Almanca'dan çeviren M.Emin Köktaş, (Probleme der Religions-Soziologie, D.Goldschmidt ve J.Matthes -edts- Westdeutsche Verlag, Opladen, 1971)

1. H. Schelsk, "Ist die Dauerreflektion institutionaliesbar? Zum Thema einer modernen Religionssoziologie", Zeitschrift für evangelishe Ethik, Temmuz 1957, Nr.4, s.153.

2. E. Troeltsch, Die Soziallehren den chrislichen Kirchen und Gruppen, Tübingen 1923, s.5.

3. E. Troeltsch, a.g.e. s.14 v.d.

4. M.Weber, Wirschaft und Gesselschaft, Tübingen 1956, s.227.

5. D.Bonhoeffer, Sanctorum Communio, Eine domatisch Untersuchung zur Soziologie der Kirche, München 1960, s.14.

6. D. Goldschmidt, "Zur Religionssoziologie in der Bundesrepublik Deutschland", Archives Sos.Relig,, Temmuz-Aralık 1959, s.54; "Standort und Methoden der Religionssoziologie", Soziologie und moderne Gesellschaft; Verhandlungen des vierzehnten Deutschen Soziologentages vom 20. bis 24. Mai 1959 in Berlin içinde, Stuttgart 1959, s.140.

7. Schelsky, a.g.e. s. 153.

8. D.Goldschmidt, a.g.y. s.57 ve s.149

9. J.Wach, Sociology of Religion, London 1947, s.6,11,384; "Sociology of Religion", Twetieth Century Sociology, içinde, s.433 v.d.

10. J.Wach, a.g.e. s.384.

11. J.Wach, a.g.e. s.6

12. D.Goldschmidt, a.g.y. s.57 ve 143.

13. Fr.Fürstenberg, "Religionssoziologie", K.Galling (Haz.), Die Religion in Geschichte und Gegenwart, C.IV, 3.b. Tübingen 1961, 1031.

14. Schelsy, a.g.e. s.154 v.d.

15. P.Smits, "Schelsky's poping tot vernieeuwing der godsdienstsociologie", Mens en Maat, 1961, s.152.

16. B. Haering, Macht und Ohnmacht der Religion, Religionssoziologie als Anruf, Salzburg 1956, s.18.

17. N. Greinacher, Soziologie der Pfarrei, Wege zur Untersuhung, Colmar-Freiburg 1955, s.6,8.

18. P.J.Bouman, Soziologie, Begrippen en problemen, 7.b. Antwerben-Amsterdam 1958, s.145.

19. J.M.Yinger, Religion, Society and the Individual, An Introduction to the Sociology of Religion, New York, 1957, s.20. v.d.

20. D.Goldschmidt, a.g.y. s.57 ve 143.

21. Schelsky, a.g.e. s.157 v.d.

22. Th. Luckmann, "Neuere Schriften zur Religionssoziologie", K.Z.f.S.S. içinde, 1960, Nr.2, s.321.

23. Fr. Fürstenberg, a.g.y. s.102 v.d.

24. Yinger, a.g.e. s.18.

25. Th. Luckmann, a.g.e. s.316

 

Kaynak : "Din Sosyolojisi", Der: Yasin Aktay -M.Emin Köktaş, Vadi Yay. Mayın 1998, s.275-279

Hosted by www.Geocities.ws

1