Halk şiiri geleneğinin çağımızdaki gerçek temsilcisi, güçlü ozan Aşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğdu. Bununla beraber, aslında Anadolu onu kendi bağrından doğurmuş, bağrına basmıştı. Yedi yaşına kadar o da akranları gibi koştu, oynadı, duyup işitti. Yedi yaşındayken geçirdiği çiçek hastalığı sonucu iki gözünü kaybetti. Bu gözlerinin çocuk kalbine dönmesine yol açtı. İçine kapandı, içini dinledi. Önce saz çalmayı öğrendi. Derken, sazının telleri söze döküldü. Yaşı ilerledikçe Şarkışlalı Veysel, Aşık Veysel olarak tanınmaya başladı. Aşık Veysel, hem kendinden önceki ozanların geleneğini sürdürdü, hem de yeni bir üslup oluşturdu. Gecesi gündüzü belli olmayan dünyasında duygularında yaşıyor, gönlünce konuşuyordu. Şiirleri kitaplara, dergilere girdi, plaklara okundu. Hakkında nice övücü yazılar yazıldı. Ömrünün son yıllarında baba ocağı köyüne geri döndü. 1972 yılında 79 yaşındayken "sadık yari" kara toprağa kavuşan Veysel unutulmadı, doğduğu köye adı verildi, heykeli dikildi. En önemlisi Veysel halkın gönlüne yerleşmişti. 
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN
Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın.

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han, konan göçer
Ay dolanır, yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın.

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca, yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın.

Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın.
 

SAZIMA
Ben gidersem sazım sen kal dünyada
Gizli sırlarımı aşikar etme
Lal olsun dillerin söyleme yalan
Garip bülbül gibi ah-ü zar etme.

Gizli  dertlerimi sana anlattım
Çalıştım sesimi sesine kattım
Bebe gibi kollarımda yaylattım
Hayali hatır et beni unutma.

Bahçede dut iken bilmezdin sazı
Bülbül konar mıydı dalına bazı
Hangi kuştan aldın sen bu avazı
Söyle doğrusunu gel inkar etme

Benim her derdime sen ortak oldun
Ağlarsam ağladın gülersem güldün
Sazım bu sesleri turnadan mı aldın
Pençe vurup sarı teli sızlatma

MECNUN GİBİ DOLANIYORUM ÇÖLLERDE

Mecnun gibi dolanıyorum çöllerde
Hayal beni yeldiriyor yel gibi
Ah çeker ağlarım gurbet ellerde
Durmaz akar gözüm yaşı sel gibi

Bir güzelin mecnunuyum ezelden
Veremem telkini gelmiyor elden
Yandım ateşine can ı gönülden
Görmesem günlerim uzar yıl gibi

Hesapsız haftalar yıllar geçiyor
Evvel benim idi şimdi kaçıyor
Varıp düşmanlara derdin açıyor
Beni görüp saklanıyor el gibi

Zincirsiz kösteksiz bağladı beni
Tatlı diliyle eğledi beni
Yurdumdan yuvamdan eyledi beni
Yarsız dünya malı bana pul gibi

Aşkın beni deryalara daldırdı
Bazı ağlatır da bazı güldürür
İster azat eyler ister öldürür
Sefil Veysel kapısında kul gibi


GÜZELLİĞİN ON PARA ETMEZ
Güzelliğin on para etmez
Bu bendeki aşk olmasa,
Eğlenecek yer bulamam
Gönlümdeki köşk olmasa.

Tabirin sığmaz kaleme,
Derdin dermandır yareme.
İsmin yayılmaz aleme
Aşıklarda meşk olmasa

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi

Fikir başka başka olmasa
 

YETER GAYRİ YUMMA GÖZÜN KÖR GİBİ
Kambur felek sanki beni kayırdı
Eşten dosttan nazlı yardan ayırdı
Gizli sırrım memlekete duyurdu
Sanki benim bir ettiğim var gibi

Kimine at vermiş estirir gezer
Kimine aşk vermiş coşturur gezer
Kimine mal vermez koşturur gezer
Sanki bunu zengin etmek zor gibi.

Bir kısmına yayla vermiş köy vermiş
Bir kısmına büyük büyük pay vermiş
Sevdiğine güzellikle boy vermiş
Al yanaklar şule verir nur gibi

Birinin aklı yok deli divane
Bir kısmı muhtaçtır acı soğana
Bir kısmını zengin etmiş yan yana
Şimdi kendi saklanıyor sır gibi

Kimine saz vermiş çalar eğlenir
Kimi zevk içinde güler eğlenir
Veysel gözyaşların siler eğlenir
Yeter gayri yumma gözün kör gibi
 
 
 



Ay geçer yıl geçer uzarsa ara
Giyin kara libas yaslan duvara
Yanından göğsünden açılır yara
Yar gelmezse yaraların elletme.

Sen petek misali Veysel de arı
İnleşir beraber yapardık balı
Ben bir insanoğlu, sen bir dut dalı
Ben babamı sen ustanı unutma.







 

UZUN İNCE BİR YOLDAYIM
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece.

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Uykuda dahi yürüyom,
Kalkmaya sebep arıyom,
Gidenleri hep görüyom
Gidiyorum gündüz gece.

Kırk dokuz yıl bu yollarda
Ovada dağda çöllerde
Düşmüşüm gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece.

Düşünülürse derince
Irak görünür görünce
Yol bir dakka miktarınca,
Gidiyorum gündüz gece.
 
 

DAVA İNSANLIK DAVASI
Allah birdir Peygamber hak
Rabbül alemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyim geldi sırası

Kürt'ü Türk'ü ne Çerkez'i
Hep Adem'in oğlu kızı
Beraberce şehit gazi
Yanlış var mı ve neresi

Kur'an'a bak İncil'e bak
Dört kitabın dördü de hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası

Bin bir ismin birinden tut
Senlik benlik nedir sil at
Tuttuğun yola doğru git
Yoldan çıkıp olma asi

Yezit nedir, ne kızılbaş
Değil miyiz hep bir kardaş
Bizi yakar bizim ataş
Söndürmektir tek çaresi

Kimi ne çeker dilinden
Hem belinden hem elinden
Hayır ve şer emelinden
Hakikat bunun burası

Şu alemi yaratan bir
O'dur külli şeye kadir
Alevi sünnilik nedir
Menfaattir varvarası

Cümle canlı hep topraktan
Var olmuştur emir hak'tan
Rahmet dile sen Allah'tan
Tükenmez rahmet deryası

Veysel sapma sağa sola
Sen Allah'tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava insanlık davası...
 

SAKLARIM GÖZÜMDE GÜZELLİĞİNİ 
Saklarım gözümde güzelliğini
Her neye bakarsam sen varsın orda
Kalbimde gizlerim muhabbetini
Koymam yabancıyı sen varsın orda

Aşkımın temeli sen bir alemsin
Sevgi muhabbetsin dilde kelamsın
Merhabasın dosttan gelen selamsın
Duyarak alırım sen varsın orda

Çeşitli çiçekler yeşil yapraklar
Renklerin içinde nakşını saklar
Karanlık geceler aydın şafaklar
Uyanır cümle  alem sen varsın orda

Mevcudatta olan kudreti kuvvet
Senden hasıl oldu sen verdin hayat
Yoktur senden baska ilanihayet
İnanip kanmışım sen varsın orda

Hu çeker iniler çalınan sazlar
Kükremiş dalgalar coşar denizler
Güneş doğar perdelenir yıldızlar
Saçar kıvılcımlar sen varsın orda

Veysel'i söyleten sen oldun mutlak
Gezer daldan dala yorulur ahmak
Sen ağac misali biz dalda yaprak
Meyva çekirdeksin sen varsın orda
 
 

HAYAL BANA YAKIN YAR BANA UZAK
Hayal bana yakın yar bana uzak 
Sevdası başıma dolanır gitmez 
Aşkına düşeli yar bana uzak 
Yüz bin öğüt versen biri kar etmez 
Senin aşkın beni kıldı urusvay 
Düşmüşüm peşinde koşarım hay hay 
Kabul et kapında beni de kul say 
Dost yoluna ölür aşık ar etmez 
Ey beni bu derde giriftar eden 
Eski muhabbeti kaldırdın neden 
Gönül ister kavuşmayı ölmeden 
Gül olmasa bülbül ah u zar etmez 
Beni yakan yansın aşkın narına 
Gönül düştü bir zalimin toruna 
Bakmaz mısın bu Veysel'in zarına 
Ah çeker ağlarım yar elim yetmez.

 
 
 
 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1