|
Köyünde okuyup yazmayı öğrendikten sonra, o da çağdaşları Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni gibi düşmüş Anadolu yollarına... En nihayetinde, yolu İstanbul'a da varır, Semai kahvelerinde ozanlarla yarışır. Bir yandan koşmalar söyler. Diğer yandan taşlamalar düzer, yermedik kimse bırakmaz. Dili durmayanın dirliği olmaz derler. Seyrani'nin de dirliği bozulur ve İstanbul'dan ayrılır, memleketine döner ve çalıp söylemeye devam eder. Divan şiirini de bilmesine rağmen, asıl gücünü koşmalarında ve nefeslerinde gösterir. Çağına göre dili, pürüzsüz ve özentisizdir. Duygularını, içinden geldiği gibi tertemiz Türkçe'sine aktarır. Bu yüzden, Anadolu, Seyrani'yi sevmiş, adını, şiirlerini unutmamıştır. Daha genç denecek bir yaşta, 1866 yılının sonbaharında köyünde gözlerini kapar, kırık sazı mezarının başına asılır. |
GÜNAHDAN
SÜRMELİ
Gönül
serden geçer yardan geçemez
Bağlanmış
ikrara kavi özlüyüm
Her sözüm
dinleyen özüm seçemez
Sırat
köprüsünden ince sözlüyüm.
Benim sözüm
çürük değil sağ gibi
Çürük
sözler erir akar yağ gibi
Üzerinden
kervan geçen dağ gibi
Yokuşluyum
sanma beni düzlüyüm.
Yolcu ateş
yakmak ile yol yanmaz.
Arifin
yaptığı hiç bir çul yanmaz
Cehennemde
günah yanar kul yanmaz
Ben günahtan
sürmelenmiş gözlüyüm.
Sığındım
Seyrani Kayyum-u Ferd'e
Aşk-u
sevda ile düştüm bu derde
Tuttum
günahımdan yüzüme perde
Rabbin
divanında kara yüzlüyüm.
Seyrani
Eski libas
gibi aşıkın gönlü
Söküldükten
sonra dikilmez imiş.
Güzel
sever isen gerdanı benli
Her güzelin
kahrı çekilmez imiş.
Bülbül
daldan dala yapıyor sekiş
Ol sebepten
gülle ediyor çekiş
Aşkın
iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete
kadar sökülmez imiş.
Seyrani'nin
gözü gamla yaş imiş
Aşk u
sevda cümle derde baş imiş
Ben bağrımı
toprak sandım taş imiş
Meğer
taşa tohum ekilmez imiş..
Seyrani
Ne hikmettir
şu dünyaya
Gelen
ağlar, giden ağlar
Soralım
yoksula, baya
Aslı nedir,
neden ağlar?
Bir deveci
yeder deve
Yularından
seve seve
Birbirinden
ive ive
Deve ağlar,
yeden ağlar.
Seyrani'ye
acep ne olmuş
Yüreği
dert ile dolmuş
Kimi yitmiş
kimi bulmuş
Bulan
ağlar, yiten ağlar.
Seyrani
BİLMEM
Bülbüle
gül yarar, deveye diken
Çiledir
aşıkın boynunu büken
Tarlasına
haram tohumu eken
Helal
mahsulunu biçer mi bilmem.
Kimi mevtasına
kefen biçmiyor
Kimi helal
rızık yiyip içmiyor
Yavrusundan
köpek bile geçmiyor
Halk Seyrani
senden geçer mi bilmem
Seyrani