Seyrani, dediklerine göre, 1807 yılında Kayseri'nin şimdilerde adı Develi olan Everek ilçesinde doğmuş. 
Köyünde okuyup yazmayı öğrendikten sonra, o da çağdaşları Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni gibi düşmüş Anadolu yollarına... En nihayetinde, yolu İstanbul'a da varır, Semai kahvelerinde ozanlarla yarışır. Bir yandan koşmalar söyler. Diğer yandan taşlamalar düzer, yermedik kimse bırakmaz.
Dili durmayanın dirliği olmaz derler. Seyrani'nin de dirliği bozulur ve İstanbul'dan ayrılır, memleketine döner ve çalıp söylemeye devam eder. Divan şiirini de bilmesine rağmen, asıl gücünü koşmalarında ve nefeslerinde gösterir. Çağına göre dili, pürüzsüz ve özentisizdir. Duygularını, içinden geldiği gibi tertemiz Türkçe'sine aktarır. Bu yüzden, Anadolu, Seyrani'yi sevmiş, adını, şiirlerini unutmamıştır. 
Daha genç denecek bir yaşta, 1866 yılının sonbaharında köyünde gözlerini kapar, kırık sazı mezarının başına asılır. 

GÜNAHDAN SÜRMELİ
Gönül serden geçer yardan geçemez
Bağlanmış ikrara kavi özlüyüm
Her sözüm dinleyen özüm seçemez
Sırat köprüsünden ince sözlüyüm.

Benim sözüm çürük değil sağ gibi
Çürük sözler erir akar yağ gibi
Üzerinden kervan geçen dağ gibi
Yokuşluyum sanma beni düzlüyüm.

Yolcu ateş yakmak ile yol yanmaz.
Arifin yaptığı hiç bir çul yanmaz
Cehennemde günah yanar kul yanmaz
Ben günahtan sürmelenmiş gözlüyüm.

Sığındım Seyrani Kayyum-u Ferd'e
Aşk-u sevda ile düştüm bu derde
Tuttum günahımdan yüzüme perde
Rabbin divanında kara yüzlüyüm.
                                     Seyrani
 
 

Eski libas gibi aşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş.
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş.

Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
Ol sebepten gülle ediyor çekiş
Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş.

Seyrani'nin gözü gamla yaş imiş
Aşk u sevda cümle derde baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş..
                                      Seyrani
 

Ne hikmettir şu dünyaya
Gelen ağlar, giden ağlar
Soralım yoksula, baya
Aslı nedir, neden ağlar?

Bir deveci yeder deve
Yularından seve seve
Birbirinden ive ive
Deve ağlar, yeden ağlar.

Seyrani'ye acep ne olmuş
Yüreği dert ile dolmuş
Kimi yitmiş kimi bulmuş
Bulan ağlar, yiten ağlar.
                                     Seyrani

BİLMEM
Bülbüle gül yarar, deveye diken
Çiledir aşıkın boynunu büken
Tarlasına haram tohumu eken
Helal mahsulunu biçer mi bilmem.

Kimi mevtasına kefen biçmiyor
Kimi helal rızık yiyip içmiyor
Yavrusundan köpek bile geçmiyor
Halk Seyrani senden geçer mi bilmem
                                    Seyrani

Hosted by www.Geocities.ws

1