18 İRRİTABL BARSAK SENDROMU

Spastik kolit tanımı çok yaygın olarak kullanılan yanlış bir terimdir. Günümüzde bu hastalığı tanımlamak için daha doğru olan “iritabl barsak sendromu” deyimi kullanılmaktadır. İrritabl barsak sendromu veya bozukluğu, belirli ve organik bir nedene bağlı olmayan, stress veya ruhsal gerginlik var olunca ortaya çıkan, kronik veya nüksedici tabiatta, fonksiyonel barsak bozukluklarına denir. Yani bu bozukluk, strese karşı vücudun kendisini adapte etmek için harcadığı çabanın bir bölümünü teşkil eder. Bu hastalığa geçmişte pek çok başka isimler verilmiştir. Spastik kolon, spastik kabızlık, basit kolon, mukomembranöz kolit gibi. İrritabl barsak sendromuna dahil bozukluk ve belirtilerin hepsini veya bir kısmını ifade için, içinde “kolit” terimi bulunan bir tanı koymak ve hele hastaya bunu söylemek, bu hastalara yapılabilecek kötülüklerin en büyüğüdür. Çünkü emosyonel bakımdan kararsız olan ve kendilerinde önemi bir hastalık bulunduğuna inanmaya eğilimli olan bu şahıslar bu tanıya cankurtaran simidi gibi sarılmaktadırlar. Halbuki bu hastaların kalın barsakları anatomik ve histolojik olarak tamamen normaldir. Bu sendromda esasen sadece kalın barsakta değil başka organ sistemlerindede fonksiyonel bozukluklar vardır.

18.1 Tanı:

Hastalığın gerçek sıklığı belli olmamakla birlikte belirtiler, tek tek yada çeşitli kombinasyonlar şeklinde, hayatlarının şu yada bu döneminde insanların hemen hemen hepsinde görülebilir. Kadın erkek oranı 3/1 olup, belirtiler sıklıkla 25-35 yaş arası başlar. İleri yaşlarda ve çocuklarda kadın erkek oranı birbirine eşittir. İrritabl barsak sendromundan bahsetmek için belirtilerin en az üç aydan beri devam etmesi veya aralıklarla sürmesi gerekir.

1988 yılında belirlenen Roma kriterlerine göre tanı için gerekli belirtiler; karında rahatsızlık hissi ve ağrı, barsak ve dışkılama alışkanlığındaki değişiklikler (kabızlık, ishal, müküslü dışkılama, acil dışkılama hissi, tam olmayan boşalma hissi ve dışkıda şekil değişikliği), karında şişkinlik ve hazımsızlıktır. Hastalar genellikle dışkılama ve gaz çıkarmakla rahatladıklarını ifade ederler. Hastalarda bulantı, erken doyma, poliüri, menstrüel düzensizlik, devamlı yorgunluk, sırt ağrısı gibi sindirim sistemi dışı belirtilerinede rastlanabilir. Hastalarda bazen antibiotik kullanımı, aşırı lifli gıdalarla ve laktoz alımı ile belirtiler artabilir. Süt ürünlerinde bulunan laktoz’un sindirilmesi için gerekli enzim olan laktaz ihtiva ettiğinden yoğurt irritabl barsak sendromu olan hastalarca iyi tolere edilebilir. Rektosigmoidoskopide artmış mukus veya yer yer spazm saptanıp, hava verildiğinde ağrı oluşabilir. Bu belirtilerin hiçbiri irritabl barsak sendromuna özel değildir. Bu nedenle hastalık tanısı ancak her türlü organik hastalık ihtimali gözden geçirildikten sonra konabilir. Bu tür hastalarda kolon grafisi, gastroskopi, batın ultrasonografisi gibi birtakım ilave tetkikler pahalı olabileceği gibi, doktor hasta ilişkisinde doktora olan güveni sarsabilir. Bu nedenle hastanın kadın ve 40 yaşın altında olması, psikiatrik problemi olan veya nörotik/obsesssif kişilik, belirtilerin 2 yıl veya daha eski olması, ağrının karakterinde son dönemde değişme olmaması irritabl barsak sendromu olasılığını artıran belirtilerdir. Anlamlı kilo kaybı, kusma, disfaji ve rektal kanama aksi kanıtlanmadıkça organik hastalık lehine değerlendirilmelidir.

18.2 Tedavi:

Hastaların klasik tedaviye genellikle dirençli olmaları, özellikle en belirgin belirti olan karın ağrısına çözüm bulabilme amacı ile çok sık doktor değiştirmeleri takiplerini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle iyi bir hasta hekim ilişkisi kurularak, hasta hiçbir organik hastalığı olmadığına inandırılmalıdır. Tedavide ağırlıklı belirtilere göre sedatif ve trankilizanlar, antikolinerjikler, spastik belirtinin ağır olduğu hastalarda antispazmodikler, kabızlık için hafif laksatif gibi ilaçlar kullanılabilir. İlaç dışında diyetin düzenlenmesi, stresin azaltılması, psikoterapi gibi önlemler de yararlı olabilir.

İrritabl barsak sendromlu hastaların motilite çalışmalarının büyük kısmında yemek, parasempatomimetik ilaçlar, safra asitleri gibi uyaranların kalın barsakta artmış bir motor cevap oluşturduğu bilinir. Mebeverin bu hastalardaki karın ağrısı, barsak fonksiyon bozukluklarının giderilmesi amacıyla kullanılan müskülotrop bir antispazmodiktir ve tercihan etkisinin barsaklardaki hiperaktif düz kas üzerine olduğu sanılmaktadır.

ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

Hosted by www.Geocities.ws

1